Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Oca17

4.300 Yılık Parçalanmış Heykel Bilinmeyen Bir Firavuna Ait Olabilir

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Antik MısırİsrailTel Hazdrfiravunheykel

4.300 Yılık Parçalanmış Heykel Bilinmeyen Bir Firavuna Ait Olabilir...

Yazar:  Tarih: 17 Ocak 2018

Uzmanlar, antik Tel Hazor’da bulunan parçalanmış heykelin bir Mısır firavunun tasviri olduğunu söylüyor ama 4.300 yıllık bu heykelin hangi firavunu tasvir ettiği henüz bilinmiyor.

Bir Mısır firavunun bu heykeli, İsrail’in tarihi Hazor şehrinde bulundu. Yaklaşık 4.300 yıllık olan bu heykel, Mısır’da piramitlerin inşa edildiği dönemde yapılmış. F: Gaby Laron/Hebrew Üniversitesi

Yakın bir zamanda yayımlanan bir kitapta bu buluntuyu tartışan araştırmacılar, heykelin 1990’lı yıllarda ilk kez keşfedildiğinden beri birçok soruyu da beraberinde getirdiğini belirtiyor. Arkeologlar heykelin İsrail’in kuzeyinde yer alan Hazor’a nasıl geldiğini bilmiyor. Uzmanlar heykelin yapımından 1.000 yıl sonra bilerek parçalandığını söylüyor.

A Royal Head, in Hazor VII, The 1990-2012 Excavations, the Bronze Age (Israel Exploration Society, 2017) isimli kitabın yazarları, İsrail’deki Mısır heykellerinin sayısının “şaşırtıcı” olduğunu belirtiyor.

Bu esrarengiz heykel ile birlikte Mısır heykellerinin diğer parçaları da aynı bölgede bulundu. Üstelik bu gizem sadece bununla da kalmıyor, yazarlar buna ek olarak “tüm heykellerin bilerek parçalandığı”nı belirtiyor.

Hazor’da keşfedilen Simon Connor ve Dimitri Laboury’in kaleme aldığı bölümde “Asil baş”a ait herhangi bir vücut uzvu olmadığı ve heykelin oldukça zarar gördüğü belirtiliyor.

Yazarlar, çatlakların heykelin parçalanmadan önce kafanın vücuttan ayırıldığını ve burnun kırıldığını gösterdiğini söylüyor ve araştırmacılar, “heykelin kırılmış kenarları keskin olduğu için eğer bulunduğu yere yakın bir yerlerde parçalanmış olsaydı neredeyse kafanın tamamı yeniden birleştirilebilirdi, heykelin kulağının dış sarmal kısmı zamana bağlı yıpranmalar gösteriyor, bu da çeşitli zarar görme sürecini gösteriyor.” diye ekliyor.

Heykel, tarih öncesi zamanlarda Eski Mısır’da sanat alanında oldukça yaygın olarak kullanılan bir başkalaşmış taş türü olan gri kumtaşından yapılmış. Araştırmacılara göre, bu bilgi karakteristik yüz hatlarıyla birlikte heykelin Mısır’a ait olduğuna dair sağlam bir kanıt sunuyor, ayrıca bu bilgiler heykelin 5. Hanedanlığa ait olabileceğini gösteriyor. Heykelin özelliklerine dayanarak, araştırmacılar heykelin soylu birini tasvir ettiğini söylüyor.

Heykel, Hazor yaklaşık 3.300 yıl önce yok edildiği zamanlarda parçalanmış. F: Gaby Laron/ Hebrew Üniversitesi

Yazarlar, “Tasvir edilen kişinin üzerinde Mısır ikonografisinde firavunların alnından yukarı doğru yükselen uraeus adlı bir kobra figürünün olduğu kısa ve tam oturan bir başlık/peruk takıyor. Bu da, heykelin bir Mısır firavununa ait olup olmadığına dair herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırıyor.” diye belirtiyor.

Araştırmacılar aynı zamanda bu küçük heykelin bir panele ya da levhaya dayalı olmuş olabileceğinden veya dini figür heykelleriyle, bir partnerin heykeliyle ya da iki soyluyu temsil eden bir grup heykelle birlikte olabileceğini düşünüyor. Yine de, heykelin hangi Mısırlı soyluya ait olunduğu bilinmiyor.

Hazor’daki arkeolojik çalışmaların yürütüldüğü bölge, İsrail’deki en geniş incil çağına ait bölge olarak biliniyor. Kudüs İbrani Üniversitesi’ne göre Hazor “zamanının en büyük ve önemli” şehriydi.

Bu “tepe” şehre, İlk Tunç Çağı boyunca MÖ 3000 yılında ilk yerleşim gerçekleşti. Tunç Çağı’nın sonlarına doğru 13. yüzyıla kadar nüfus artmaya devam etti. Daha sonrasındaysa uzmanlar şehrin “vahşice talan edildiğini” belirtiyor.

Bazı uzmanlar Hz. Yuşa’nın liderliğinde şehrin İsrailliler tarafından yok edildiğini ve savaşı kazandıktan sonra Hz. Yuşa’nın şehri yıkıp yaktığını düşünüyor.

İncil şehrin yıkılışını, savaş sonrası o dehşet verici sahneyi şöyle tasvir etmekte (Yeşu 11:10-14): “Yeşu bundan sonra geri dönüp Hazor’u ele geçirdi. Hazor Kralı’nı kılıçla öldürdü. Çünkü Hazor eskiden bütün bu krallıkların başıydı. İsrailliler kentteki bütün canlıları kılıçtan geçirip yok ettiler. Soluk alan bir tek kişiyi esirgemediler. Ardından Yeşu Hazor’u ateşe verdi. Böylece bütün bu kentlerle krallarını ele geçirdi… Ancak, İsraillileri Yeşu’nun ateşe verdiği Hazor dışında, tepe üzerinde kurulu kentlerden hiçbirini ateşe vermediler.”*

Araştırmacılara göre, firavunun kafasının bulunması birçok gizemi de beraberinde getirdi. Bunlardan biri, Hazor’ın yıkılışıyla beraber heykel nasıl hazin sonuna kavuştuğu sorusu. Ve henüz, bunu cevaplayan hiçbir yanıt yok.

Araştırmacılar: “Birçok varsayıma dayalı senaryolar ortaya atılsa da, herhangi bir kesin sonuca varılmamakta. Heykelin geçmişi oldukça karmaşık ve Hazor Krallığı, Mısırlı bir kralın figürüne dair heybetli bir nesneyi kullanmaya ve sergilemeye istekli olmalı.” diye belirtiyor.


Yazar: Cheyenne Macdonald | Kaynak: Daily Mail. 6 Eylül 2017.

*Ç.N. : Yeşu (11: 10-14) ayetinin çevirisi, Yeni Yaşam Yayınları’na ve Kitabı Mukaddes Şirketi’ne ait Kutsal Kitap (2016) adlı kitaptan alınmıştır. Tarafıma ait değildir.

www.arkeofili.com

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için