Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Ağu26

Anadolu'nun 9 Bin Yıllık Koruyucusu: Yumuktepe

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  MersinYumuktepeneolitikAnadoluMezopotamyahöyüktunç çağı

Anadolu'nun 9 Bin Yıllık Koruyucusu: Yumuktepe...

Milattan önce 7 binli yıllara uzanan geçmişiyle Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olarak öne çıkan Mersin'deki Yumuktepe Höyüğü, Neolitik dönemden Orta Çağ'a kadar "kale" görevi gördüğü için çok sayıda medeniyetin ipuçlarını veriyor.

 
SEZGİN PANCAR - Milattan önce 7 binli yıllara uzanan geçmişiyle Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olarak öne çıkan Mersin'deki Yumuktepe Höyüğü, Neolitik dönemden Orta Çağ'a kadar "kale" görevi gördüğü için çok sayıda medeniyetin ipuçlarını veriyor.

Günümüzde Merkez Toroslar ilçesinde bulunan YumuktepeÇukurova üzerinden Mezopotamya'ya, güneyde Akdeniz'e, kuzeyde de Torosları aşan geçitler aracılığı ile Anadolu'ya bağlanan yollar üzerinde oldukça önemli bir konuma sahip olması nedeniyle her dönem büyük medeniyetlerin ilgisini çekti.

Çok sayıda uygarlığın izlerini barındırdığı için "Medeniyetler Beşiği" olarak da anılan höyükte, Neolitik'ten başlayan ve Orta Çağ'a kadar süren çok sayıda tabakanın kalıntıları bulunuyor.

İlk arkeolojik kazıları, İngiliz John Garstang başkanlığında 1936-1937 yıllarında yapılan höyükte, İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle uzun bir süre kazma vurulmazken, kazılar, 1946'da yeniden başlayıp, 1 yıl sonra sonuçlandırıldı.

Tarihi höyükte, 1993 yılında yeniden başlanan ve her yaz aralıksız devam eden çalışmalar bugün, İtalya'nın Lecce Üniversitesi'nden Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Isabella Caneva başkanlığındaki ekip tarafından sürdürülüyor.

"Her çıkan kimsenin bilmediği yeni bir şey"

Caneva, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2017 yılı kazı çalışmalarının bu hafta 20 kişilik bir ekiple başladığını belirterek, geçen dönem üzeri korunma amacıyla kapatılan alanlarda temizlik çalışmaları yaptıklarını söyledi.

İlk Tunç tabakada kazılar yapıldığını kaydeden Caneva, "İlk tunç tabakada çalışıyoruz. Çok önemli bir tabaka. Bu tabaka, eski kazılarda çok az kazılmış. Her yeni çıkan şey, tamamen bizim için yeni bir şey, yani kimsenin bilmediği bir şey. Gittikçe aşağıya, Neolotik tabakalara kadar ineceğiz." dedi.

Caneva, Yumuktepe'nin bir çok dönemden bilgiler verdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: 

"Yumuktepe'nin özelliği, uzun süre bir yerleşim yeri olması. Milattan önce 7 bin yılında, Neolotik dönemde başladı. Milattan sonra 14. yüzyıla kadar kesintisiz devam etti. Butün Mersin'in tarihi burada yatıyor. 9 bin senelik bir tarih. Bu, her şehirde olmayabiliyor. Bu nedenle Mersin için önemli bir tarihi yer. Uzun tarih boyunca, mimari, teknoloji, evler nasıldı, inceliyoruz."

"En eski erimiş bakır Yumuktepe'de"

Tarihler boyunca höyüğün, önemli bir kale görevi gördüğünün altını çizen Caneva, sur duvarlarında incelemeler yaptıklarını anlattı.

Caneva, bölgenin stratejik anlamda önemine vurgu yaparak, şöyle devam etti: 

"Sur duvarlarının ardında, yangınlar olmuş. Bunlardan, savaşlar olduğunu, başka krallıklar olduğunu anlıyoruz. Bunun dışında, 9 bin yıl boyunca belli ki çevre, iklim değişti. Bunu da anlamaya çalışıyoruz. Yumuktepe, deniz kenarında çok stratejik bir yerde. Doğuda Suriye, kuzeyde İç Anadolu, batıda denizler, AkdenizKıbrıs, Avrupa... Yani anahtar nokta. Bulgulardan da görüyoruz ki burada ticaret çok önemli ve çok eski zamanlarda başladı. Her yerden tüccarlar, malzemeler burada buluşup, buradan farklı bölgelere dağılıyorlardı."

Çok eski teknolojik kalıntıların da bulunduğunu aktaran Caneva, "En eski teknoloji Yumuktepe'de başladı. Mesela en eski metal, metal diyince erimiş bakır burada bulunuyor, milattan önce 5 bin yıl. Ondan sonra tabii başka yerlerde de başladı. Belki teknolojik bakımdan daha iyi yerlere gitti ama burada başladı." diye konuştu.

Caneva, dünya genelinde kendisinden daha eski yerleşim yerleri olsa da Yumuktepe'nin, yerleşim devamlılığının fazla olması ve 14. yüzyıla kadar uzanması nedeniyle öne çıktığını sözlerine ekledi.

"En altı Neolotik, en üstü Bizans"

Höyüğün her katmanının, farklı dönemlerin izlerini taşıdığını belirten Caneva, şöyle konuştu: 

"Burada en alttaki Neolotik ile Kalkolotik ve Tunç dönemleri, ayırca tepenin zirvesindeki Bizans döneminde arkeolojik çalışmalar yapacağız. Buranın etrafındaki sur duvarı daha önce anlaşılmamıştı. Kalenin kullanılmasından dolayı güçlü bir köy yerleşimi olduğunu düşünüyoruz. Yakın doğuda ilk tarımın burada olduğunu biliyoruz. Ondan sonra yavaş yavaş Avrupa'ya doğru giden dalgalar var. Burada tarımı, tohumları farklı yerlere yaşıtan insanlar, gruplar vardı."

Caneva, kazılar sırasında ortaya çok eski dönemlere ait tahıl ambarların çıkarıldığını ifade ederek, "Tahıl ambarlarının altlarını kaldırdığımızda aşağıdaki tabakada evler çıkıyor. Geçen yılki kazılarda yan yana duvarları olan evler çıktı. Bu sene onların devamını bulmaya çalışacağız. Bunlar özel evler. Mesela ortasında bir platform var. Burası kutsal bir yer mi bilmiyoruz, inceleyeceğiz. Önemli bir bina burası. Duvarlar dışarıdan küçük görünse de düşünün aşağıya doğru 3-4 metre yüksekliği olabilir. Burasının gerçek anlamda ilk kale olduğunu düşünüyoruz.

Önceki kazılarda, tarihi izleri milattan önce 4 bin 500'lü yıllara uzanan bir "saray"ın kalıntılarını bulduklarını anımsatan Caneva, höyükte, arkeologların yanı sıra arkeozoolog ve arkeobotanik uzmanlarıyla birlikte 2,5 ay boyunca çalışacaklarını kaydetti.

www.haberler.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için