Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Eki21

Bilinen En Eski Olimpik Atletin İskeleti

İtalya’nın Taranto kentinde, taş bir lahit içinde amforalarla birlikte bulunan 2500 yıllık iskelet, şimdiye kadar bilinen en eski olimpik atlete ait.

2.500 yaşında olan Antik Yunan Olimpiyat şampiyonunun iskeleti, Taranto, İtalya’daki müzede sergileniyor.

1959 yılının Noel’inden birkaç gün önce, Taranto – İtalya ‘daki inşaat işçileri, büyük bir taş lahite ve Antik Yunan tarzı siyah bir çömleğe rastladılar. Zamanının tipik bir örneği olarak, mezarın içindeki kemikler, 1980’lerde biyoarkeologların incelemesine izin verilinceye kadar göz ardı edildi. Bulunan şey, antik olimpiyat oyunlarının muhtemelen en eski ve bilinen tek sporcu iskeletiydi.

Bulunan iskeletin sol elinde alabastron, yani atletlerin Antik Yunan’da kullandıkları merhem dolu bir kavanoz bulunuyor. Mezarın etrafında, MÖ 480 yıllarına ait dört Panathenaik amfora da mevcut: Bu amforaların bir yüzünde Athena, diğer yüzünde ise atletik olayların tasvirleri bulunuyor. Bunlar, eski Atina Panathenaic Oyunlarında galip gelenlerin ödüllerinden birkaçıydı.

Taranto atletinin mezarında bulunanlara benzer Panathenaic amfora örneği, c. MÖ 480-470,
F: wikimedia commons

Taranto’daki bu iskeletin keşfi oldukça önemli: elde edilen tarihi bilgiler, ünlü birkaç sporcunun ya Taranto’dan geldiklerini ya da burada eğitildiklerini gösteriyor. Antik dönemde Taranto, İtalya’nın Grek kesiminde Magna Graecia’nın bir parçasıydı. Biyoarkeologlar sonunda Taranto Atleti’ni incelediklerinde, kemiklerin, bir atletin tarihsel ve arkeolojik kanıtlarıyla uyumlu olduğunu doğruladılar.


 

İskeletle ilgili ilk araştırmalar, 1980’lerde Vezüv Yanardağı’nın patlaması sonucu yok olan kasabalardan biri olan Herculaneum’da yaptığı çalışmalarla tanınan Sara Bisel tarafından yapıldı. Kaslar, kemiklerle bağlantılı olduğundan, bir kişi egzersiz yaparak kaslarının boyutunu arttırdığında, altta yatan kemik de değişir, Bisel de bu iskelette güçlü kas gelişim bulgularına rastlamıştı. Bisel, iskelet hakkında yaptığı açıklamada; “Olimpiyat ruhunun canlandırılması için çok iyi beslenmiş, iyi antrenman yapmış, her yönüyle doğal bir sporcu olmalıydı.” diyor.

Antropolog Sara C. Bisel 2.500 yıllık iskeletin kafatasının ölçüsünü alırken. F: Gianni Tortoli/Getty Images

Sporcu vücudu

1990 ve 2000’lerin başında yapılan ek araştırmalar, Gaspare Baggieri başkanlığındaki bir araştırmacı ekibi tarafından yapıldı. Bulunan iskeletin, 1.70’lik boyuyla, o zamanların ortalamasının biraz üzerinde olduğunu anladılar. İskelet ayrıca, geniş omuzları ve güçlü kasları olan güçlü ve sağlam yapılı biri olmalıydı. Kemik kalıntıları, deniz ürünleri ve et açısından zengin bir beslenmeyi; dişlerinin bozulmamış durumu da düşük karbonhidratlı bir beslenmeyi gösteriyor.

Her ne kadar bu sporcu öldüğünde 20’li yaşların sonlarında veya 30’ların başında olsa da, omuz eklemlerinin dejenerasyonundan zaten muzdaripti. Baggieri, iskeletin sağ omuz eklemindeki aşınmayla, büyük trapezius ve deltoid kasları ile sağ kol kemiğinin soldan daha büyük olduğu gerçeğini göz önüne aldığımızda, bu adamın dünya çapında bir disk atıcısı olduğuna dikkat çekiyor. Baggieri ve ekibinin sonraki araştırmaları, iskeletin güçlü baldır kaslarına da sahip olduğunu gösterdi. Biyomekanik bir simülasyonda ekip, antik sporcunun üç metreye kadar atlayabildiğini ve uzun atlamada da iyi olduğunu keşfetti.

“Myron’un Discobolosu”nun (Disk atıcı) Roma dönemi bronz kopyası, MS 2.yüzyıl, Münih, Glyptotek. F: Wikimedia commons Matthias Kabel

Spor betimli amforalar

Bu iskeletle birlikte gömülü olan Panathenaic amforada betimlenen atletik yarışmalar, atletin bu olaylardaki hünerlerini teyit ediyor gibi görünüyor. Amforalardan birisi, uzun atlama, disk atma, cirit atma, güreş ve koşuyu içeren pentatlonları; ikincisi ise boks ya da güreşi ve üçüncüsü de dört atlı araba yarışını tasvir ediyor. Dördüncü bir amphora bulunmuş olsa da, rekonstrüksiyon yapılamayacak kadar paramparça durumdaydı.

Boks amforası ilginç bir nitelik taşıyor, çünkü bu adamın iskeletinde birebir el dövüşünü içeren bir spor dalında yarıştığına veya güreşe dair herhangi bir belirti yok. Dişleri mükemmel durumda. Çenesi ve burnu ise düz. Bedeninde kırık ya da iyileşmiş kemiklerin olmaması bu amforanın hala arkeologlar için bir bulmaca olduğu anlamına geliyor.

Araba yarışı amforası da biraz gizemli. Baggieri adamın alt omurgasında, arabanın engebeli yerlerde sürülmüş olma olasılığından kaynaklanmış olan yıpranma ve aşınmalar olduğuna dair bazı kanıtlar bulsa da, arkeologlar bu adamın belki de bir yarış sponsoru olabileceğinden şüpheleniyorlar. Panathenaic oyunlarındaki kazançlar, günümüzde onbinlerce dolara denk gelmekteydi ve belki de bu atlet kazandığı bu paranın bir kısmını, başkasının yarışacağı bir araba satın almak için harcamış olabilir.

Uzun atlama, Kırmızı figür bardağı, Panaitios. Boston Güzel Sanatlar müzesindeki kırmızı figür bardağı. F: Wellcome Images, wikimedia commons.

Ölüm nedeni gizemli

Ne yazık ki, bu sporcunun neden bu kadar erken yaşında öldüğüne dair hiçbir işaret yok. Baggieri, emekli olmuş olabileceğini ancak kemiklerinin sağlam doğasına bakıldığında ise ölümünden hemen önce erkenden emekli olmuş olmaması gerektiğini belirtti. Elbette antibiyotik öncesi bir zamanda, herhangi bir hastalık en güçlü sporcuyu bile öldürebilirdi.

Ne yazık ki, bu sporcu ile olimpiyatlar arasında doğrudan bir bağ mevcut değil. Ancak arkeologlar, atletin Panathenaic Oyunlarında ne kadar başarılı olduğunu göz önüne aldıklarında, muhtemelen olimpiyatlara katılmış olduğunu düşünüyorlar.

Atina’daki oyunlarda bir şampiyon olarak, olimpiyat yarışmalarına da davet edilmiş olmalı. Ancak, Atina’da galip gelenlerde rastlanan zenginliklerin aksine, olimpiyatlardaki yıldız sporcular sadece bir zeytin dalı ile ödüllendirilirlerdi. Bu iskelet yarım yüzyıl önce keşfedildiğinde, adamın bir veya daha fazla zeytin dalıyla gömülüp küllenmediğini belirlemek için botanik kanıtların mezarda muhafaza edilebileceğine dair herhangi bir umut yok.

Yine de, “Atleta di Taranto” Antik Yunan atletizm yarışmalarının ganimetleri ile ilişkili olarak bulunan tek iskelet olarak kalmaya devam ediyor. Bu nedenle, eski Olimpik sporcuların fiziki yapısının en eski kanıtı olma sıfatını da koruyor.


Forbes – Kristina Killgrove. 9 Ağustos 2016. 

Kaynak: Arkeofili 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için