Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Nis5

Gizemli İnsan Türü Homo naledi Eşsiz Bir Diyete Sahipti

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  homo sapienshomo naledidişfosilantropolojiarkeoloji

Gizemli İnsan Türü Homo naledi Eşsiz Bir Diyete Sahipti

Yeni bir araştırma, yeni keşfedilen insan türü Homo naledi’nin Güney Afrika’daki diğer insansı türlerden çok daha farklı bir beslenme şekline sahip olduğunu gösteriyor.

Homo naledi türü ilk kez 2015 yılında Güney Amerika’daki bir mağaranın derinliklerinde keşfedilmişti.

Adı Sesotho dilinde “yıldız” anlamına gelen Homo Naledi, nam-ı diğer “Yıldız İnsan” Güney Afrika’nın Guateng eyaletinde yer alan Rising Star mağaralar sisteminde keşfedildi.

Bilim insanlarının 2015 yılında tamamen yeni bir insan türü olan Homo naledi’nin keşfedildiğini bildirmesi hem akademik çevre hem de kamuoyu için heyecan verici bir olay olmuştu. O tarihten itibaren ise bu gizemli insan türü hakkında giderek daha fazla şey öğreniyoruz. Örneğin, araştırmacılar, Homo naledi’nin 335.000 ila 236.000 yıl önce yaşamış olduğunu açıkladı.

Şimdi ise evrim ağacının bu en yeni üyesinin davranış ve beslenme şekline dair ilk kanıtlar arkeolog ve araştırmacılar tarafından bildiriliyor. Amerikan Fiziksel Antropoloji Dergisi’nde yayımlanan araştırma Homo naledi’nin Güney Afrika’daki diğer insansı türlerden çok daha farklı bir beslenme şekline sahip olduğunu gösteriyor.

Homo naledi türünün kısmen daha genç olması, yaşam çevrelerini insanlarla, doldurdukları ekolojik niş üzerinde merak uyandıran bir tartışma yaratacak şekilde paylaşmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu işaret ediyor. Türe ait iskeletlerin günümüze kadar korunmuş olması da ayrıca ilgi çekici- türü ilk olarak tanımlayan araştırma ekibi, Homo naledi türünden bireylerin ölülerini kasıtlı olarak o mağaraya koymuş olabileceklerini öne sürüyor.

Homo naledi dişleri. C: Ian Towle

Diş Kırıkları İnceleniyor

Araştırma kapsamında, türe ait çene kemikleri ve dişlerin incelendiği ve incelemeler sonucunda, diğer ilişkili türlere kıyasla çok daha fazla diş kırığına rastlandığı bildiriliyor. Kırıkların boyutu, sayısı ve pozisyonu türe ait bireylerin davranış ve beslenme şekillerine dair önemli ipuçları sunuyor. Araştırmacılar kırığın ölümden önce mi yoksa sonra mı oluştuğu kolaylıkla anlayabiliyor- kırığın görüldüğü yüzeyde aşınma olması bu kırığın birey hala hayattayken meydana geldiğini işaret ediyor.

Ön dişlerdeki kırıkların, dişleri alet olarak kullanma gibi kültürel davranışlar sebebiyle oluşmuş olması muhtemel, öte yandan küçük boyutlu kırıkların ağırlıklı olarak arka dişlerde ve diş aralarında görülüyor olması bunların beslenme şekliyle alakalı olarak ortaya çıktığını gösteriyor.

Homo naledi türüne ait kalıntılarda, dişlerin %40’ında hasar görüldüğü, bu oranın da son derece yüksek olduğu belirtiliyor. Ancak, söz konusu kırılmaların dişler üzerindeki dağılımının dengeli olmadığı, yarısından fazlasında en az bir kırık diğerlerinde ise birden fazla kırık bulunan arka dişlerin diğer dişlere nazaran çok daha fazla hasar gördüğü söyleniyor. Bununla beraber, %30’unda bir veya daha fazla kırığın bulunduğu ön dişlerin de diğer insan türleriyle kıyaslandığında daha fazla hasar görmüş olduğu bildiriliyor. İnceleme sonuçları H. naledi’nin düzenli olarak küçük, sert nesneleri çiğnediğini ortaya koyuyor. Gerçekte, en fazla hasar gören yer dişlerin arasında kalan bölgeler olduğundan, kırıkların çiğneme dışında bir işlemden kaynaklanmış olması pek muhtemel gözükmüyor.

Elde edilen sonuçlar bağlama döküldüğünde, H. naledi’nin sert besinlerle beslenmiş oldukları düşünülen (ancak, beslenme alışkanlıklarının tam olarak nasıl olduğu bilinmeyen) insansı türler Australopithecus africanus’tan iki kat, Paranthropus robustus’tan ise dört kat daha fazla kırığa sahip olduğu görülüyor.

Günümüzde varlıklarını sürdüren büyük insansı maymunlarla karşılaştırıldığında, bu zıtlık daha da belirgin hale geliyor. Gorillerde dişlerin %10’unun şempanzelerde ise yalnızca %5’inin kırık olduğu belirtiliyor. Ek olarak, H. naledi’ye ait kalıntılarda küçük boyutlu birden fazla kırığa, örneğin tek bir diş üzerinde beşten fazla kırık, rastlanabiliyor. Karşılaştırmalı incelemelerde elde edilen sonuçlara göre, bu oran oldukça fazla. Bu durum ayrıca, H. naledi’nin eşsiz bir beslenme şekline sahip olduğunu da destekliyor.

Diş kırıkları açısından H. naledi’ye en benzeyen tür dişlerinin %25’inde kırıklar görülen babunlar. Babunların dişlerindeki kırılmaların yiyecek aradıkları çevreden ayrıca çok miktarda iri taneli kum ve diğer sert nesneler tüketmelerinden kaynaklandığı düşünülüyor.

“Lucy” ve “Neo”. Solda: 3,2 milyon yaşında Australopithecus afarensis iskeleti “Lucy”. Sağda: kabaca 250.000 yaşında Homo Naledi iskeleti “Neo” C: Wits University/John Hawks

Inuitler, Avustralya Aborjinleri ve insan fosilleri de dahil olmak üzere modern insanlara ait birtakım örneklerde de H. naledi’dekine benzer bir kırılma oranı görülüyor. Ancak, kırılma oranı benzer olsa da kırılma şekli ciddi ölçüde farklılık gösteriyor, zira modern insanlarda kırıklar büyük ölçüde ön dişlerde meydana geliyor. Benzer kırılma şekillerine sahip az sayıdaki arkeolojik numune H. naledi’deki kırılmaların dişlerin alet olarak kullanılmasından ziyade beslenme şekliyle alakalı olduğunu ortaya koyuyor.

Merak uyandıran diğer bir bulgu ise H. naledi’nin, diş türü fark etmeksizin, sağ dişlerinde sol dişlerine kıyasla tutarlı bir şekilde daha fazla (sağda %50, solda %38) hasar bulunuyor olması. Bu duruma getirilen açıklama, H. naledi türüne ait bireyin tek elini kullanıyor olmasının onu, tüketeceği besin öğesini ağzının sağ kısmına yerleştirmeye ittiği yönünde. Ancak, bunun tek taraflı çiğneme yatkınlığıyla alakalı olabileceği de düşünülüyor. Türe ait daha fazla kalıntı ortaya çıkarıldığında, kırılmalar ve beslenme şekli arasındaki ilişkinin de aydınlatılacağına inanılıyor.

Ne yiyorlardı?

Araştırma sonuçları H. naledi’nin yüzeyine iri kum taneleri yapışmış çiğ yumrular gibi birtakım yiyeceklerle beslenmiş olabileceğini gösteriyor. Ancak, kabuklu yemiş veya tohum gibi özellikle ufak ve sert yapılı besin öğeleri tüketmiş ya da büyük boyutlu yiyecekleri bir şekilde daha küçük parçalara ayırmış olmalarının da ihtimaller arasında yer aldığı söyleniyor.

Şimdilik kesin olan tek şey H. naledi’nin şu ana kadar incelenmiş diğer insansı türlerden önemli ölçüde farklı bir beslenme şekline sahip olması. Dişlerdeki mikroskobik aşınmalar üzerinde yapılacak ileriki araştırmaların ve diş tartarlarındaki bitki kalıntılarının incelenmesinin bu kırıkların asıl oluşum nedenini ortaya koyacağına, böylelikle bu gizemli türe dair merak edilenlerin açığa çıkarılacağına inanılıyor.


IB Times. 17 Temmuz 2018.

Makale: Towle, I., Irish, J. D., & De Groote, I. (2017). Behavioral inferences from the high levels of dental chipping in Homo naledi. American journal of physical anthropology, 164(1), 184-192.

Kaynak: Arkeofili

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için