Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Eyl27

Homo naledi sadece 250,000 yaşında – işte bunun önemi

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  fosilhomo floresiensishomo naledi

Homo naledi sadece 250,000 yaşında – işte bunun önemi..

Yazar : Oğuzhan Zengin

2013’te, Johannesburg Witwatersrand Üniversitesinden Lee Berger ve çalışma arkadaşları olağanüstü bir keşif yaptılar – bir Güney Afrika mağara sisteminin derinliklerinde, yeni bir erken insan türüne ait binlerce kemik buldular – ve şimdi sonunda bu türün ne zaman yaşadığını ve evrim ağacımızdaki yerini öğrenebiliriz.

2015’e doğru Homo naledi olarak adlandırılan bu türün araştırmacıların bu güne kadar keşfettiği herhangi bir şeye benzemediği kesinleşti. İskeletinin bazı parçaları bizim modern insan anatomimizle birebir görünse de, çarpıcı şekilde primitif özellikleri vardı – bir şempanzeden sadece biraz daha büyük olan kafatası gibi.

Ancak Berger ve arkadaşları H. naledi fosillerinin yaşını bulmada sorun yaşıyorlardı. Bu bilgi eksik olduğu sürece, diğer çoğu araştırmacı, H. naledi türünün insan evrimini anlama konusundaki öneminin anlaşılamayacağını düşünüyordu.

Neden önemli: Homo naledi: En yeni insan türü hakkında cevapsız sorular

Bugün, Berger’in ekibinin fosillerin yaşını tahmin etmek için bir yol bulduğu öğrenildi. National Geographic dergisinde yayınlanan bir röportajda, Berger H. naledi fosillerinin yaşının 300,000 ile 200,000 arasında olduğunu açıkladı.

“Bu yaş, 2 milyon yıllık fosillerde görülen, küçük beyin boyutu, kıvrımlı parmaklar ve omuz, gövde ve kalça eklemi gibi primitif karakteristik özellikleri hala sergileyen bir tür için şaşırtıcı derecede genç.” diyor Lonra Doğal Tarih Müzesinden Chris Stringer.

Burada, sonuçların tam olarak paylaşılmasını beklerken bu duyurunun bazı uygulamalarına atıfta bulunacağız.

Fosillerin yaşını öğrenmek neden bu kadar uzun sürdü?

Fosillerin yaşlarını anlamak şaşırtıcı derecede zor olabilir. Araştırmacıların kullanabileceği birçok yöntem kemik örneklerinin izotopik analizini gerektirir. Berger ve ekibi bu teknikleri kullanmak konusunda isteksiz çünkü bu teknikler, değerli fosil materyalinin küçük örneklerinin yok olmasını da içeriyor.

Bir diğer seçenek fosillerin bulunduğu katmanı saran taş ve tortuların yaşlarını belirlemek. Antik lav akışları, özellikle kimyasal işaretler bulunduranlar, izotopik yaş tespiti için mükemmel, Ancak H. naledi fosilleri, kolayca tarihlenebilecek bir tortu katmanının olmadığı bir mağarada bulundular.

Araştırmacılar, etrafta bulunan diğer canlı fosillerinin yaşları belli ise bunlara bakarak kabaca bir tahmin de yürütebilirler. H. naledi fosillerinin bulunduğu mağara bu yönteme imkan verecek hiçbir kemik barındırmıyor.

Berger ve ekibi fosillerin yaşını nasıl buldu?

Henüz bilmiyoruz. Bu bilgiyi açıklayacak bilimsel yayınlar henüz yayınlanmadı. National Geographic’teki röportaj Berger ve ekibinin, daha fazla H. naledi kalıntısı içeren ikinci bir mağara odası bulduğundan bahsediyor. Belki bu ek fosiller yaş tahminini daha az zorlaştıracak bir ortamda korunmuştur.

Eğer fosiller 300,000 ile 200,000 yaş aralığındaysa bu ne anlama geliyor?

En eski hominin atalarımız en az yedi milyon yıl önce yaşadılar. Modern insana biraz olsun benzeyen ilk türler 2 ile 3 milyon arasında bir zaman önce yaşadılar.

Ancak bizim kendi türümüz – Homo sapiens – 200,000 yıl önce evrimleşti.

Yani, eğer H. naledi 300,000 ile 200,000 yıl arasında bir zaman önce yaşadı ise bu inanılmaz bir keşif.

Bu demek oluyor ki, küçük bir kafatası ve beyin gibi şaşırtıcı primitif özelliklere sahip bir insan türü göreceli olarak yakın geçmişte hayatta kaldı. Makul olarak H. naledi türümüz H. sapiensin erken üyeleriyle karşılaşmış bile olabilir. Hatta onların soyunun tükenmesiyle bizim bir ilişkimiz olabileceği söylenebilir.

Yaş bilgisi H. naledinin insanın evrim ağacındaki yerini anlamamıza yardımcı olur mu?

Bu muhtemelen kime sorduğunuza bağlı. Sadece garip anatomisine bakarsak, fosiller üzerindeki çalışmalarda önerildiği üzere, H. naledi “gerçek insan”ın temellerine yakın bir yere ait gibi görünüyor.

Ancak biz biliyoruz ki ilk erken insanlar iki milyondan daha fazla bir zaman önce ortaya çıktılar. Eğer H. naledi sadece 300,000 yaşında ise bazı araştırmacılar onun bizim aile ağacımızın temellerine ait olmadığını savunabilir. Bunun için fazla genç. Belki de modern görünümlü bir atası vardı ve daha sonra primitif görünümlü özelliklerle evrimleşti.

Ancak H. naledinin insanın evrim ağacının temellerine yakın bir yere ait olması kesinlikle muhtemel.

Tür, iki milyondan fazla zaman önce en erken “gerçek insan” türlerinden biri olarak evrilmiş ve yüzbinlerce yıl boyunca hayatta kalmış ve değişmemiş olabilir.

Stringer “Bu daha eski bir zamandan pek çok ilkel özelliği koruyan bir kalıntı tür olarak Homo cinsinin kökenine uzanabilir.” diyor.

Berger daha önce bu olasılık üzerine konuştu ve H. naledi, coelacanthın – ataları 400 milyon yıl önce ortaya çıkmış ve hala okyanuslarda bulunabilen bir primitif balık türü – insan versiyonu olabilir dedi.

İnsan fosil kayıtlarında bu fikre bir örnek var mı?

Potansiyel olarak – evet. Yaklaşık on yıl önce dünyanın diğer tarafında, Endonezya’da, araştırmacılar şaşırtıcı bir keşif daha gerçekleştirdiler: sadece birkaç yüz bin yıl önce yaşamış, şempanze boyutunda kafa yapısına sahip bir diğer antik insan türünün kalıntıları. Adı Homo floresiensis – ancak takma adıyla daha iyi tanınıyor: “hobbit”.

Araştırmacılar H. floresiensisin  insan aile ağacındaki yeri hakkında yıllardır tartışıyorlar. Geçtiğimiz hafta, bir makale H. floresiensis türünün köklerinin iki milyon yıldan daha uzun süre önce Afrika’da yaşamış olan H. habilis adlı çok erken insan türlerinden birine uzandığı konusunu canlandırdı.

Fikir H. habilis türünün Afrika’yı yaklaşık iki milyon yıl önce terk ettiği ve Asya’yı kademeli olarak geçerek sonunda Endonezya’ya ulaştığı yönünde. Eğer bu fikir doğruysa, H. floresiensis genç yaşına rağmen insan aile ağacının alt dallarından birine düşüyor çünkü direk olarak H. habilis adlı primitif türden evrildi.

Başka bir deyişle, evrimsel olarak primitif insan türleri belki, bazı şartlar altında, yüzbinlerce yıl boyunca hayatta kalmış olabilir.

“Endonezya’daki H. floresiensis türünün uzun süre hayatta kalması ile açık benzerlikler var ancak muhtemelen izole bir adanın bu sürenin uzamasında etkisi vardır.” diyor Stringer ve ekliyor: “Güney Afirka’da gezinen garip ve küçük beyinli bir insan türü, daha gelişmiş görünen insanların yanında nasıl hayatta kalabildi?”

Sonunda H. nalediye ne oldu?

Bu sorunun henüz bir cevabı yok. Ancak fosillerin yaşı gerçekten 300,000 ile 200,000 yıl arasında ise en azından bir muhtemel senaryo var. Türümüz, H. sapiens, 200,000 yıl önce Afrika’da evrimleşti. Eğer bu erken H. sapiens üyeleri Afrika’nın güneyine kısa sürede ulaştıysa, H. naledinin yok oluşuna katkıda bulunmuş olabilirler.

Bunun için de bir örnek var. Dünya’nın diğer yerlerindeki fosil kayıtları H. sapiensin Afrika’yı terk ettiğini ve kademeli olarak Avrasya’yı geçtiğini gösteriyor. Bunu yaparken, H. sapiensantik insanlar tarafından yerleşilmiş bölgelere vardı – Neanderthaller gibi. H. sapiensin bu bölgelere varmasından sonraki birkaç bin yılda, el değmemiş antik insanlar kayboldular, muhtemelen H. sapiens tarafından alt edilerek.

Hobbit, yani H. floresiensis bile bu kadere ortak olmuş gibi görünüyor. En güncel bilgiler bu türün 50,000 yıl önce yok olduğunu öne sürüyor – H. sapiensin Endonezya’ya varmasıyla aynı zamanda. H. naledi, türümüzün yayılışının sona erdirdiği en erken antik insan türü olmanın şaibeli onuruna erişmiş olabilir. Ancak an itibariyle bu hala bir tartışma konusu.

Çeviren: Oğuzhan Zengin

Kaynak: newscientist-www.evrimselantropoloji.org

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için