Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Eki31

Paskalya Yerlileri Güney Amerikalılarla Bağlantılı Çıkmadı

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  paskalyagüney amerikaetnik kökenpaskalya yerlilerirapa nuiarkeoloji haberleri

Paskalya Yerlileri Güney Amerikalılarla Bağlantılı Çıkmadı

Yeni yapılan paleogenomik araştırma, 1722 yılında Avrupalıların gelmesinden önce Paskalya Adası yerlilerinin (Rapa Nui) Güney Amerikalılar ile karıştığı ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Paskalya Adası’ndaki Rapa Nui Tabiat Parkı F: Bryan Busovicki

Paskalya Adası sırlarla dolu bir yer ve bu özelliğiyle de herkesin ilgisini çekiyor. Oyulmuş dev antik heykelleri ile ünlü olan ve uzaklığıyla kafa karıştırıcı bir yer olan bu adada nasıl, ne zaman ve kim tarafından yerleşime başlandığını anlamak isteyen araştırmacılar için büyüleyici bir bulmaca sunuyor.

Santa-Cruz Kaliforniya Üniversitesi’nden uluslararası bir araştırma grubu tarafından gerçekleştirilen bu paleogenomik çalışma (geçmişte yaşamış bireylere ve toplumlara ait kemik, diş, saç gibi arkeolojik kalıntılar üzerinde ve evrimsel ve popülasyon genetiği uygulamalarıyla yapılan genom analizi), 1722 yılında Avrupalıların gelmesinden önce Paskalya Adası yerlilerinin Güney Amerikalılar ile karıştığı ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Santa-Cruz Kaliforniya Üniversitesi Antropoloji bölümünden doçent Lars Fehren-Schmitz, bulgularını Current Biology dergisinde yayınlanan makalesinde sundu. (Paskalya Adası Halkının Yok Oluş Nedeni Ekosistem Çöküşü Değil)

Güney Amerika ile hiçbir bağlantı yok

Araştırma grubu, beş bireye ait eski iskelet kalıntılarından alınan kemik parçalarını analiz etti. Bu kalıntılar 1980’lerde keşfedildi ve Oslo’daki Kon-Tiki Müzesi’ndeki bir koleksiyona aitlerdi. Her bir örnek 200 miligramdan daha da az çalışacak malzeme sağladı.

İncelenen bireylerden üç tanesi Avrupalılarla temastan önceki döneme, diğer ikisi ise sonrasına aitler. (Paskalya Adasının Unutulmuş Yazısı Çözülmeye Çalışılıyor)

Fehren-Schmitz, “Paskalya Adası yerlileri ve Güney Amerika arasında gen akışı olduğuna dair hiçbir kanıt bulmadık” diyor ve ekliyor:

“Hiçbir şey bulmamamız bizi gerçekten de şaşırttı. Birçok olası gözüken kanıt vardı ve biz de Avrupa öncesi dönemde Güney Amerika ile bir temas bulacağımıza dair ikna olmuştuk fakat hiçbir şey yoktu.”

Cevaplanamayan birçok soru var

Pasifik adalıların Güney Amerikalılarla temasa geçmesi hakkındaki sorular antropologlar tarafından sıkça tartışılıyor. Daha önceki bir çalışma ile Amerika kıtalarında eskiden yaşayanlara ait genetik izler, günümüz Pasifik Adası yerlilerinde bulundu.

O araştırmacılar, 1280 ile 1425 yılları arasında meydana gelmiş olması muhtemel bir toplumlar arası karışımın yaşandığını varsaydılar. Fehren-Schmitz bu hipotezi doğrudan test etmek için paleogenomik analizi kullanan ilk kişi oldu ve onun sonuçları bu temasın 1722 yılından sonra gerçekleştiğini gösteriyor.

Kölelik, balina avcılığı ve toplu sınır dışı edilme ve diğer Avrupalılarla olan teması gösteren faaliyetler, bu toplumların birbirlerine karışması için fırsatlar yarattı. Böylece muhtemelen bugün adalılarda görülen kalıtımsal izleri oluşmasına sebep oldu. (Paskalya Adası Halkının Yok Oluşu Gizemini Koruyor)

Fehren-Schmitz, “En olası senaryo, bu yaşananların tek bir olaydan meydana gelmediği.” diyor. Sonuçlarının tek bir soruyu cevapladığı fakat bir diğer soruyu cevaplayamadığını kabul ederek, “Hikaye beklediğimizden çok daha karmaşık bir hal içinde.” diyor.

Günümüz nüfusunun Amerika yerlisi ataları var

Santa Cruz Kaliforniya Üniversitesi’ndeki Paleogenomik Laboratuvarı’nın bir üyesi olan Fehren-Schmitz korunmuş haldeki biyolojik kalıntılardan elde edilen DNA dizilerini bu geçen zaman boyunca moleküler evrimsel süreçleri gözlemlemek kullanıyor.

Antik insanlardan elde edilen DNA’nın analizi insan evrimine ışık tutuyor ve araştırmacıların, insanların zaman içinde nasıl ayrıldıklarını ve etkileştiklerini ve kültür ve biyoloji etkilerinin insanın genetik çeşitliliğini nasıl oluşturduğunu anlamalarını sağlıyor.

Fehren-Schmitz, “Bu çalışma geçmişteki popülasyon dinamikleri hakkındaki hipotezleri test etmek için antik DNA’nın ne kadar değerli olduğunu vurguluyor.” diyor. (Yazısız Kültürler Bu Kadar Çok Bilgiyi Nasıl Saklıyor?)

“Adanın günümüz popülasyonlarının Amerikan yerlisi atalarının olduğunu biliyoruz. Şimdi ise bu durumun, adanın eski yerlileri için geçerli olmadığını biliyoruz. Böylece asıl soru: Nerede ve ne zaman bu insan grupları birbirleriyle etkileşime geçtirler ve Paskalya Adası’ndakilerin genetik yapısında değişikliğe neden oldular?”

Paskalya Adası’nın arkeolojik örneklerinin nereden geldiğini gösteren haritası ve antik Rapanui bireyleri ve dünyadaki diğer popülasyonlar ile arasındaki gen sıklığı değişimi anlamına gelen genetik sürelilik miktarını gösteren ısı haritası (Current Biology 27, 1–7, October 23, 2017)

Paskalya’ya en yakın kıta 3500 km uzakta

Paskalya Adası (Rapa Nui) gizemlerinden bir tanesi de bu adada nasıl yerleşime başlanıldığı. Bu ada en yakındaki yaşanılan adadan 2000 km, en yakınındaki kıta olan Güney Amerika’daki Şili’den 3500 km uzakta bulunuyor. (Uzaylı Teorilerinin Altında Kanıksanmış Bir Irkçılık Yatıyor)

Bazı arkeologlar Polinezya ve Amerika kıtaları arasında deniz yolculuğunun mümkün olduğunu ileri sürdüler. Bu da popülasyonların birbirlerine karışmalarına ve hatta belki de Amerika kıtalarına geçmelerine neden oldu. Fakat, Fehren-Schmitz bu olasılığın çok kuvvetli olmadığını belirttiyor.

Daha fazla araştırma yapılacak

“Amerika yerlileri ve Rapa Nui yerlileri arasında gen akışının ne zaman gerçekleştiğini ve Amerika kıtalarında nerede ortaya çıktığını belirlemek için daha fazla çalışma yapmak istiyoruz. Bu bölgelerdeki popülasyon dinamikleri çok etkileyici. Eğer böyle bir durum söz konusuysa, diğer adalardaki antik popülasyonlar ile çalışmaya ihtiyacımız var.”

Bu proje aynı zaman da çok eski müze koleksiyonlarından gelen biyolojik materyaller üzerinde yapılabilen ve yakın zamanda gelişmiş araştırma metotlarının değerini gösteriyor. Tropikal durumlar korunmayı zorlaştırıyor ve kaburga parçaları genellikle istenmeyen yumuşaklıkta bir yapı oluşturuyor, fakat son zamandaki teknolojik gelişmeler yeni olanaklar sağlıyor.

“Bizim metodolojimiz son beş yıl içinde çok gelişti ve DNA elde edip edemeyeceğimizi görebilmemiz için geçmişte vazgeçtiğimiz örnekleri yeniden çalışmaya ihtiyacımız olabilir.” (Hala Gizemini Koruyan 25 Arkeolojik Bulgu)


Science Daily. 12 Ekim 2017.

Makale: Fehren-Schmitz, L., Jarman, C. L., Harkins, K. M., Kayser, M., Popp, B. N., & Skoglund, P. (2017). Genetic Ancestry of Rapanui before and after European Contact. Current Biology.

Kaynak: Arkeofili

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için