Blog

Oca20

Şeytan Nereden Geldi?

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  şeytaneski ahiteyüphasidincilhıristiyanlıkmelekmusevi



Şeytan Nereden Geldi?

Şeytan’ın İblis, Karanlığın Prensi, Beelzebub ve Lucifer gibi birçok ismi var. Peki insanlar bu isimlerden başka bu zalim hakkında gerçekte ne biliyor? Şeytanın hikâyesi nasıl ortaya çıktı?

Birçok antik din, iyi ve kötü arasındaki mücadeleyi ayrıntılarıyla ele alan kutsal metinlere sahip. Los Angeles Westwood Village Sinagogu’nda hem haham hem de psikolog olan Abner Weiss, örneğin dünyanın en eski dinlerinden biri olan Zerdüştlükte, en büyük tanrı olan Ormazd’ın iki varlık yarattığını; bunlardan birinin kaotik ve yıkıcı ruh Ahriman, diğerinin ise onun hayırsever ikiz erkek kardeşi Spenta Mainyu olduğunu söylüyor.

Weiss, “Eski dünya, iyi ve kötünün bir arada var oluşuyla mücadele ediyordu” diyen Weiss, “iyi bir tanrının kötü şeylerden sorumlu olamayacağı düşüncesinden yola çıkarak insanlar, kötülüklerden sorumlu şeytani, ilahi ayrı bir gücün varsayımında bulundular. ” diye ekliyor.

Bununla birlikte Şeytan, Musevilikte öne çıkan bir figür değildi. İbrani kutsal yazıtlarında çok az şeytan benzeri varlık bulunmakta, ancak en ünlü olanı “Eyüp Kitabı”nda görülür. Bu kitapta, bir “muhalif” ya da “baştan çıkarıcı”, Tanrı’ya, varlıklı bir adam olan Eyüp’ün her şeyini kaybettikten sonra bile kendisine tapmaya devam edip etmeyeceğini sorar. Tanrı, bu meydan okumayı kabul eder ve Eyüp’ün elinden servetini ve ailesini alarak, onu böylesine korkunç bir kaderin neden başına geldiğinin merakı içerisinde bırakır.

Bu hikâyede Tanrı’nın düşmana göre daha fazla tahakküm ettiğini; bu şeytani baştan çıkarıcının, Tanrı’ya meydan okuduğunu, O’nun da akabinde Eyüp’ün servetini aldığını söylüyor Weiss.

Weiss, “Musevilik otoriteyi paylaşmak zorunda olduğu Tanrı kavramını, Tanrı’nın her şeye kadiriyetini ve hatta her şeyi bilincini sınırlamak olarak gördü” diyen Weiss, “Bu nedenle, Şeytan eşit derecede güçlü bir kötülük kaynağı olarak asla kişiselleştirilmiş değildi.” diye ekliyor.

Weiss, şeytanın İsa’nın doğduğu milattan sonraki dönemlerde başlayan belirli Yahudi mezheplerinin bir parçası haline geldiğini söylüyor. Dahası, Musevilik ’in Kabala denilen mistik öğretileri de aydınlık ve karanlık iki taraftan bahsediyor, ancak karanlığa hiçbir zaman aydınlık taraftaki kadar eşit güç vermiyor diye de belirtiyor.

Hıristiyanlıkta Şeytan

Herhangi bir Pazar Okulu (okul öncesi ya da ilkokul düzeyinde eğitim gören çocuklara Hristiyanlık eğitimi veren okul türü) öğrencisi, Şeytan’ın sürgün bir melek olduğunu söyleyecektir. Ancak, Houston Baptist Üniversitesi’nde felsefe profesörü ve “Heaven, Hell and Purgatory: Rethinking the Things That Matter Most”un yazarı Jerry Walls, bu sürgünün gerçekte Yeni Ahit’te veya İncil’de anlatılmadığını söylüyor.

Bununla birlikte Şeytan, “gospel”larda aniden İsa’nın baştan çıkarıcısı olarak ortaya çıkıyor ve bu şeytani varlığının anlatıya bir anda nasıl girdiğine dair bir izah dahi yok. Walls, bu durumda, Hıristiyan teologların şu sonuca varmış olduklarını belirtiyor: Eğer Tanrı evreni yarattıysa ve Tanrı’nın yarattığı her şey iyiyse, o zaman Şeytan, kötülüğe yön değiştirmiş olan iyi bir şey olmalıdır.

Walls, “Kendi kendine kötü olabilecek tek şey özgür bir varlıktır. İnsanlar meydana gelmeden önce kötülük var olduğundan, buradaki çıkarım, Şeytanın sürgün bir melek olmasıdır” diyor.

Farklı yorumlara bağlı olarak, İncil’de Şeytan’a dair başka referanslar da vardır. Eski Ahit’te, Tanrı’ya saygılı olmayan insanlar hakkında iki pasaj bulunmaktadır. Walls, bu pasajlarda, Yeşaya 14 ve Hezekiel 28’de, hükümdarların çirkin övünmeler yaptığını ve bazı Hıristiyanların bu eylemleri Şeytan’ın ifadeleri olarak yorumladığını belirtiyor.

Yeni Ahit’teki Paul Gospel’ı, Cennet Bahçesi’ndeki yılana Şeytan olarak atıfta bulunuyor, fakat Genesis’te (Yaratılış Bölümü’nde) ise Yılan’ın bu şekilde tarif edilmediğini söylüyor. Walls bu anlamda, Yılan ve Şeytan’ın, her zaman başarılı olamasalar da, insanları Tanrı’ya itaatsizlik ettirmeye çalışan baştan çıkarıcılar olarak görülebileceğini belirtiyor. “İlk insan, (Adem) Şeytan’a uydu. İsa da, başarılı bir şekilde günaha direnebilmiş olan ikinci Adem olarak nitelendirilir” diye de ekliyor.

“Düşman” olarak Şeytan

Şeytan, düşman olarak da ortaya çıkabilir – “öteki”yi veya “dışlanmış” bir grubu temsil edebilir.

Princeton Üniversitesi’nde din profesörü ve “Şeytan’ın Kökeni” adlı kitabın yazarı Elaine Pagels, “Şeytan’ı bir tür şaka gibi gördüm, bir çeşit yan karakter gibi” (Random House, 1995) diyor ve Şeytan’ın “Eyüp Kitabı’nda, Eyüp’e olanları açıklayan bir araç” olduğunu belirtiyor.

‘Kutsal Olanlar’ olarak da adlandırılan ve bir Yahudi mezhebi olan Hasidler, Yahudi-Hıristiyan tarihinde Şeytan’ın ciddiyetle tartışıldığı ilk gruptu. Hasidler, Ortak Çağ’ın hemen öncesinde yaşıyorlardı ve Romalılar ile bazı Yahudi işbirlikçilerinin ülkeyi yönetiş biçiminden hoşlanmıyorlardı.

Hasidler, radikal bir tavır aldılar: Düşmanları karanlık tarafa dönerlerken, onlar Tanrı’yı ​​izlediklerini söylediler. “‘Karanlığın Oğulları’na karşı ‘Tanrı’nın Oğulları’” diyen Pagels, Hasidlerin “Bölünmüş bir Yahudi grubu” olduğunu da ekliyor.

“Bu nedenle, Hasidler Yahudi toplumundan çekildiler ve Tanrı’nın bütün kötü insanları – yani tüm Romalıları ve onlarla işbirlikçi olan tüm Yahudileri – yok edeceği kıyamet günü hakkında vaaz vermeye başladılar.” diyor Pagels.

Araştırmalarının bu noktasında, Pagels bir aydınlanma anı yaşadığını belirtiyor: Şeytan kavramı, topluluklar bölündüğünde ortaya çıkıyor. Radikal gruplar, kendileri ve düşmanları arasında açık bir kopuş istiyorlar ve bu yüzden düşmanlarını, bir gün Tanrı’nın gazabıyla yüzleşecek iblisler, yani, Şeytan olarak nitelendiriyorlar.

“Fark ettim ki, insanlar Şeytan hakkında konuşurlarken – örneğin Şeytan bu ülkeyi ele geçirmeye çalışıyor gibi cümleler sarf ederlerken – gökyüzünde gerçekleşen doğaüstü bir savaş sahnesini düşünmüyorlar. Bu insanlar sizlere isim ve adres verebilirler, kim hakkında konuştuklarının bilincindeler” diyor Pagels.

Örneğin, “Amerika, Büyük Şeytan’dır” dendiğinde bunun nedeni, “insanların Şeytan hakkında konuşmaya başladıklarında, insanlar hakkında da konuşuyor olmalarıdır” diyor Pagels.

Pagels, Hasidlerin erken Hıristiyanlık üzerinde büyük bir etkisi olduğunu çünkü İsa’nın ve Vaftizci Yahya’nın da Hasidler’inkine benzer düşünceler hakkında vaaz verdiklerini, öyle ki, dünyanın sonunun geliyor olduğunu ve Tanrı’nın kötülüğe müsamaha göstermeyeceğini söylediklerini belirtiyor. PAgels, düşmanın Şeytan’a döndürülmesinin de faydalı olduğunu söylüyor. Bu da, “Rakiplerimiz, sadece katılmadığımız insanlar değildir, onlar kötülerdir, onlarla anlaşmaya varamazsınız, onlarla hiçbir şey yapamazsınız, çünkü onlar özlerinde şeytanilerdir” demektir.


Live Science. Laura Geggel. 2 Ekim 2016.

Kaynak: http://arkeofili.com/seytan-nereden-geldi/

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için