Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Mar26

Vikingler Yastıklarının İçine Ne Koyuyorlardı?

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  NorveçVikingkuşpuhutüyyastık

Vikingler Yastıklarının İçine Ne Koyuyorlardı?...

Yazar: Dilara Uçar Tarih: 26 Mart 2018

Günümüzde kullandığımız yastıklar, eğer sentetik değilse, evcil kaz veya ördek tüyleri ile doludur. Fakat atalarımız her zaman bu kadar seçici değildi.

Bir Viking kılıcının aşınmış demirinde bulunan kuş tüyü kalıntıları. Belki de bu kılıç bir yastığın altında duruyordu? F: Jørgen Rosvold, NTNU Üniversite Müzesi

Tek bir tüyünü inceleyerek bir kuşu tanımlamak pek çok insan için mümkün değil. Ancak bir takım insanların bu tür şeyleri bilmeleri gerekir ve garip ama, bu yetenek aslında bazen hayat kurtarabilir.

Yastıklarınızın (eğer sentetik değillerse) hemen hemen hepsi evcil kaz veya ördek tüyleri ile doludur, bugün bu amaçla kullanılan en yaygın dolgu türleri bunlar. Fakat atalarımız zaman zaman bizim gibi seçici olmadılar.

Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (NTNU) Üniversite Müzesindeki Arkeoloji ve Kültürel Tarih Bölümü’nde doktora sonrası çalışan Jørgen Rosvold, “Puhu baykuşları kullanılıyordu” diyor.

Rosvold, kuşları yalnızca tüylerine dayandırarak tespit edebilen, Norveç’teki bir avuç insandan birisi ve Viking mezarından çıkan bir yastığı inceledikten sonra Avrupa’daki en büyük baykuş tüyleri ile çeşitli türlere ait tüy kalıntılarını buldu.

“Bu, Vikinglerin tüylere önemli bir kaynak olarak değer verdiğini gösteriyor,” diyor Rosvold.

Rosvold, amaçlarından birinin tüy kalıntısının küçük parçalarını tanımlamak için yöntemler geliştirmek olduğu NTNU’nun Kuş Tüyü Projesinin (Dunprosjektet) bir parçası. Özellikle küçük tüy parçalarının kalması durumunda, tüylerin hangi türden geldiğini söylemek pek de kolay değildir.

Rosvold, “Bazen hepiniz bir tüyün ördekten geldiğini kesin olarak söyleyebilirsiniz.” diyor. “Ama hangi tür ördek olduğunu söylemek farklıdır. Bazı tüyler çok benzerdir, bir av kuşundan mı yoksa bir serçeden mi geldiğini söyleyebilirsiniz ama bunun ötesine geçmek çok zordur.” Bu belirleme, tüylerin ne kadar iyi korunmuş olduğuna, tüy çeşidine ve türün yakın akrabaları olup olmadığına bağlı.

Yararlı büyük koleksiyon

Rosvold, bazı tüyleri belirli türlere göre belirleyebiliyor. NTNU Üniversite Müzesi çok büyük bir koleksiyona sahip ve eğer kuşun ait olduğu ilk familyayı belirleyebiliyorsa, koleksiyonun örnekleriyle karşılaştırarak durumu spesifikleştirebiliyor.

Dizilim olarak, alttaki tüylerin en aşağı kısımlarında bu tüyün eski sahibinin belirlenmesini mümkün kılan bazı ayırıcı özellikler vardır. “Barbule” olarak adlandırılan en küçük tüy dalları en faydalı olanlardır. Onların şekil ve dağılımları farklı boyutları, küçük düzensizlikleri ve renkleri ile bazı ipuçları sağlayabilir.

Rosvold, “Pigmentasyonu çok uzun süre sonra bile görebilirsiniz” diyor. Örneğin, 800 CE civarı erken Viking döneminde tüylerde pigmentasyon görüyorsunuz. Av kuşları, barbule’lerinin etrafındaki halkalar sayesinde fark edilebilir veya ördek tüylerinin belirgin üçgen büyümeleri vardır.

“Bazı durumlarda, mikroskoplar ile familyalarına ait bir tüy belirleyemiyorsak, DNA analizlerini kullanarak daha fazla ilerleme kaydedebiliyoruz. Olası kuşların sayısını azalttığımızda analizler daha kolay oluyor”diyor Rosvold

Fakat açık olmak gerekiyor ki, bu uzmanlar için adeta bir sanattır. NTNU Üniversite Müzesindeki Konservatör Leena Aulikki Airola, bu diğer şeylerin yanı sıra, bir de metallerin üzerindeki tüylerin analizlerinde yetenekli. Örneğin, bir kılıç Viking mezarında tüy yastığının üzerine konmuş olabilir. Yıllar geçtikçe, kılıç paslanır ve paslı metal yastıktaki tüyler ile kaplanır.

Viking döneminden bir mezarın içinde yaklaşık bir santimetre uzunluğunda bulunan iyi korunmuş bir tüy parçası. Yüzlerce yıldan sonra bile renkleri duruyor ve bunun bir karga tüyü olduğunu görebilirsiniz. F: Jørgen Rosvold, NTNU Üniversitesi Müzesi

Kuşlar ve insanlar arasındaki işbirliği

Projenin bir parçası olarak araştırmacılar, Oseberg mezarı da dahil olmak üzere İskandinav Demir Çağı’ndaki İsveç ve Norveç mezar keşiflerini, kuş tüylerinin nereden geldiğini bulmak için inceliyorlar.

Kuş Tüyü Projesi’nin başlıca hedeflerinden biri, insanların Helgeland kıyılarında ve Norveç’in merkezindeki çiftçiliği ne zaman kurduklarını bulmak. Burası, sahil boyunca, Eider ördekleri için yuva barınakları sağladığı için yıllar boyu gidip geri döndükleri alanlar.

Yıllardır Eider çiftçileri yuvalama kutuları oluşturur ve ördekleri korur, kuşlar bir süre kaldıktan sonra giderlerken arkalarında çok miktarda kuş tüyü bırakırlar. Kuşlar ve insanlar arasındaki bu işbirliğinin ne zamandan beri var olduğunu henüz bilmiyoruz.

“Bu işbirliği zamanda geriye gidiyor. Bir miktar Eider tüyü ve aynı zamanda çok çeşitli tüyler bulduk “diye belirtiyor Rosvold.

İnsanlar uzun süredir yastıklarını hazırlamak için onlar için en ulaşılabilir tüyleri aldılar. Araştırmacılar, geç Germen Demir (veya Merovingian) Çağına yakın tarihe ait -570 civarı- ve Viking dönemine ait tüy örnekleri buldular. Norveç’te daha eski tüyler keşfedilmedi, ancak bu kullanılmadıkları anlamına gelmiyor. Romalılar, örneğin, yastıklarında bir sürü tüy kullanıyordu.

Diğerleri için de kullanışlı!

Bu sonuçlarla ilgilenen sadece arkeologlar ve biyologlar değiller. Kuşları tüyleri ile tanımlamalar yapmak, diğer alanlarda da önemli olabilir. Geçen gün ormanda bulduğu tüylerin türünün nasıl buralara geldiğini merak eden insanlar olabilir.

Biyologlar, kuşlar tarafından yoğrulmuş olan yiyeceklerin sindirilmemiş kısımları olan topaklarda veya dışkılarda bulunan tüyleri belirleyerek beslenme şekillerinin belirlenebileceğini düşünüyorlar. Kuş evlerindeki tüyler de bize orada yaşayan kim olduğunu söyleyebiliyor.

Bazen de tüylerinizi bilmek, potansiyel suçluları da gösterebilir yani bu kanıtları toplamak hayat kurtarabilir. Mesela, Birleşik Devletler’deki bir uzman, öncelikli olarak uçaklarla çarpışan kuşlardaki tüylerle çalışıyor. Uçağa ne tür bir kuşun çarptığını bulmak, riskleri azaltmak için harekete geçmeyi sağlayabilir, bu da mikroskobik ayrıntıların gerçekten önemli hale getirebilir.


Norwegian University of Science and Technology. 27 Şubat 2018.-www.Arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için