Anasayfa > Dergi< Geri dönün

Daha ayrıntılı olarak görmek için ana resmin üzerinde fareyi hareket ettirin.

Aktüel Arkeoloji Sayı 54

Yayınevi: Aktüel Arkeoloji

ISBN: 13075756-54

15,00 TL  (KDV Dahil)

Kargoya verilme süresi: 1 - 5 İş Günü

Adet Seçiniz

  Adet

ISBN: 13075756-54
Yazar: Anonim
Cilt tipi: Karton Kapak

Aslında siz bir göçmensiniz! Bugün olmasa da geçmişte atalarınız büyük olasılıkla göç etmişlerdi. Bugün çevremizde gördüğümüz ama sanki bu coğrafyaya ait olmadığını düşündüğünüz insanlar da 21. yüzyılın göçmenleri. Her çağ kendi göçmenini yaratıyor. Göçmenlik, insanlık tarihinden bile eski, çünkü insanın ilk ataları olarak görebileceğimiz Homo türleri de göç eden evrimsel sürekliliğin bir parçası ve elbette bu ilk atalarımız da göçmendi.

Göç etmek, insanlık tarihinin en büyük metaforu ve kimliğimizin bir parçası olmasına rağmen, kendimizi bir yere ait hissetmek için onu reddediyoruz. Bunu sadece  insanlar  değil, toplumlar  ve uluslaştığını sanan devletler de yapıyor. Ama insanlık tarihine baktığımız zaman, “göç” olgusunun, bizi sürekli değiştirerek melezleştirdiğini ve ötekinin bir parçasını her zaman içimizde taşıdığımızı, tek büyük gerçeklik olarak gösteriyor. Hiç durmadan sürekli olarak bir yerden bir yere göç etmiş bir insanlıkla karşı karşıyayız  ama zor olan, kendimizi bu dünyaya ait hissetmek yerine, bu dünyanın küçük bir parçasına ait hissetmeye zorlanmamız. Özellikle DNA ve ADNA gibi artık sonuçlarından emin olduğumuz bilimsel araştırmalar, bizim aslında biz olmadığımızı gösteriyor ve bu gerçeklik bizi görünmez bir şekilde incitmeye başlıyor. Uzun zamandır var gücünüzle  savunduğunuz bir ırka, millete, ulusa ait olma hissiniz bir anda yıkılıveriyor. Çünkü sizin dedelerinizin dedesi bugün etrafınızda gördüğünüz ama içten içe hoşlanmadığınız bu göçmenlerin ülkesinden göç etmiş görünüyor.

Bu sayıyı hazırlarken gözümüzün önünde duran ama onu görmemek için çabaladığımız 21. yüzyılın en büyük korkusu, göçmenlerin dünyayı  nasıl değişmeye ittiği gerçekliğiydi. Göç dünyayı değiştirir. Her zaman değiştirdi.

Arkeolojik olarak milyon yıllık bir tarihten başlayarak Yunan Kolonizasyonu olarak adlandırdığımız döneme kadar anlatmaya çalıştığımız göç hareketleri, doğunun batıya, batının doğuya doğru çizdiği yolu anlatıyor. İlk büyük göç olan ve  Afrika’dan dünyaya yayılan ilk insanın en uzun göçü, insanın kökenine ilişkin en büyük vurguyu yapıyor. Hepimizin Afrika’dan yola çıktığını ve dünyaya dağıldığını anlatıyor.

Bir sonraki büyük göç dalgasını, yaklaşık on iki bin yıl önce Mezopotamya ve Anadolu’da filizlenen neolitik tarım topluluklarının birkaç bin yıl sonra yeniden doğuya göç etmek zorunda kalmaları oluşturuyor. Özellikle tarımın göçü Avrupa’nın ilk yerleşik insanlarının temelini oluşturuyor. Yani Avrupalıların aslında Ortadoğulu ve Anadolulu olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.

Bunu devam ettiren ve belki bugünkü dünyanın ilk temellerini atan üç büyük göç dalgasından ilki olan Bronz çağı ve Demir çağı göçleri, yine batı yani Avrupa coğrafyasında sıkışan insanın doğuya göçünü anlatıyor. Bu göçü önemli kılan hem doğuda hem de batıda insan topluluklarının kalabalıklaşarak yerleşik olması ve yeni gelenler ile yerleşiklerin birbirine karışarak, zamanla birbirlerinin içinde erimeleri.  Avrupa dili ve kültürüne ait en eski kanıtların Anadolu’da olması şaşırtıcı olmasa gerek.

Sonrasında her şeyin (kültür, mitoloji, tarih, edebiyat gibi olgunlaşmış her bilginin ki, yaklaşık birkaç bin yıldır en ince detayına kadar doğu dünyasında işlenmişti) birbirine karışmasını sağlayan ve değiştiren Yunanların kolonizasyon göçü gerçekleşiyor. Bu sayıda işleyemediğimiz bir sonraki göç ise Asyatik toplumların MS 1. binyılın sonlarına kadar batıya yaptıkları göç hareketleridir. Bu yeni karışımlar ile birlikte yeni melez kültürler ortaya çıkarıyor.

Bu göçlerin her biri arkeolojik olarak kanıtlanabilmekte, ADNA ve DNA sonuçları ile de artık kesinleştirilebilmekte. Buna rağmen yazıları okuduğunuzda bazı yazılar arasında tarihsel çelişkiler olduğunu göreceksiniz, dil bilimciler ve arkeologlar bazen birbirinden farklı şeyler söyleyebiliyorlar. Yeni araştırmalar bu göç hareketliliğini ilerleyen zamanda daha da netleştirecek gibi görünüyor. Bu çelişkiler insanlık tarihinin göçler tarihi olduğu gerçeğini ise değiştiremiyor.

Her ne olursa olsun bu dünyanın bir parçası ve göçmen olduğunuzu unutmayın.

İyi okumalar!

Türkçe

Kasım 2016

112 sayfa

21x27 cm