{"title":"Bilim ve Ütopya","description":"\u003cp\u003eBilimi toplumsal ve düşünsel bağlamıyla ele alan aylık dergi. Dosya konuları ve bilim tarihi yazıları.\u003c\/p\u003e","products":[{"product_id":"bilim-ve-utopya-ekim-2012-sayi-220","title":"Bilim ve Ütopya Ekim 2012 - Sayı 220","description":"\u003cp\u003eRobot denilince aklımıza pratik işlerde kullandığımız araçlar ya da anti-ütopik temalı filmlerdeki makineler gelir. Oysa robotlar ne mutfaktaki işlerimizi basitleştirecek kadar dar bir içeriğe sahiptir ne de pek çok filmde görüldüğü gibi “karanlık geleceğin” özneleridir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eRobot bilimi, teknolojik gelişmeye indirgenemeyecek kadar bilimin çeşitli dallarının yaratıcı olarak kullanıldığı bir alan. Bunun yanında teknoloji ile geleceğin önünü açan ve insanı zorunluluklarından adım adım kurtaran bir niteliği de var.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBu bilim zihnimizi meşgul eden ve meraklandıran pek çok soru ile karşımıza çıkıyor. Bilinçli robotlar mümkün mü? İnsan beyninin yapısı ve işleyişi robotlara uyarlanabilir mi? Robotların ahlaki sorumluluğu kendilerine mi yoksa başkalarına mı ait? Kendini bilen robotların Frankenstein haline gelme olasılığı var mı? İnsandan daha zeki, daha işlevsel robotlar mümkün mü? Kapitalist sistemde robotların potansiyelleri insanlığın toplam çıkarları adına yeterince açığa çıkabiliyor mu?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBu soruların önemli bir bölümünün yanıt arayışlarını dergimizin bu sayısında bulacaksınız. Arayışları diyoruz; çünkü bu, devam eden bir süreç.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBilim insanları Darwin’den bu yana Evrim Kuramı’na sayısız katkı yapmış, eksikliklerini gidermiş ve kuramın bilimsel sağlamlığını geliştirmişlerdir. Bugün de söz konusu gelişim sürmekte ve kuram -“evrim bilimi” demek daha doğru olur- başka bilim dallarına da uygulanmaktadır. Bunun en heyecan verici alanlarından biri Evrimsel Robotik olarak adlandırılan ve dergimizin bu sayısında da yazarımız Çağrı Mert Bakırcı’nın geniş olarak işlediği alandır. Onlarca nesil öncesinin rasgele davranışlar gösteren robotlarından, bugün evrimsel seçilim ve üreme mekanizmaları uygulanarak, çevrelerine çok daha fazla uyum gösterebilen ve davranışsal olarak yüksek başarı gösteren robotlar meydana getirilmiştir. Tabi bu olguyu “yaradılışçılık” lehine bir argüman olarak kullanıp gerici tezlere dayanak sağlamak isteyenler hep olacak. Okurlarımıza çeşitli kategorileri göz önünde bulundurmalarını öneriyor, indirgemecilikle idealist tezlerin kanıtlanamayacağını bir kez daha paylaşmak istiyoruz.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eRobotik biliminin gelişmesinde ortaya çıkan meselelerden biri de bilinçlilik ve özgürlük sorunu. İnsanın mutlak olarak özgür iradeye sahip olduğunu savunan kimi anlayışlar, robotlarda bu durumun mümkün olamayacağını iddia ediyorlar. Fakat bu sav, başlı başına tartışmalıdır. İnsan mutlak, canının her istediğini yapabileceği anlamında ya da zaman ve mekândan soyut bir “özgür iradeye” sahip midir? İnsanın zihinsel işleyişi, bu bağlamda robotlara ne denli aktarılabilecektir? Bir gün örneğin “özgür iradeye” ve ahlâki kaygılara sahip robotlar yapılabilecek midir? Görülmektedir ki ilk bakışta salt teknolojiye ilişkin gibi görünen robot bilimindeki gelişmeler, yeni felsefî tartışmalara da zemin hazırlamaktadır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eGelişen ve her an muhteşem keşifler yapabilme potansiyeline sahip olan robotik bilimi, insanı doğanın ve iktisadın zorunluluklarında kurtararak özgürleşmesinin maddi zeminini sağlayacak olanaklara sahip. Elbette tek başına herhangi bir bilimsel ve teknolojik ilerlemeye kurtarıcı olarak bakılamaz. Fakat robotiğe geleceğin özgürlükler dünyasının, insanların değil yalnızca araçların yönetileceği dünyanın önemli bir keşfi olarak bakmak sanırız abartılı bir belirleme olmayacaktır. Ancak en genel anlamıyla böyle bir bakış, alana özgü sorunların kendiliğinden halledileceği ve robotlarla bir cennetin kurulacağı anlamına gelmiyor. Yaptığımız vurgu esas olarak insanın yaratıcı ve özgürleştirici gizilgücüne yöneliktir.\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108644814946,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_ve_utopya__5Bcustom_5D.jpg?v=1783786743"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-ocak-2013-sayi-223","title":"Bilim ve Ütopya Ocak 2013 - Sayı 223","description":"\u003cp\u003eBeyin, uyku ve rüya - Doç. Dr. Hakan SEÇKİN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eUyku ve rüya görme süreçleri beynimizin işlevleri tarafından oluşturulur. Burada rol oynayan zihinsel süreçler tamamen bedenimizin işlevlerinden kaynaklanır. Zihin beden birliği bilim tarafından açıkça ortaya konmuştur ve her geçen gün yapıya yeni taşlar eklenmektedir. Yine de unutulmaması gereken nokta akıl dışı bir uluslararası sistemin ancak düşünceyi aklın dışına sürerek varlığını sürdürebileceğidir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİnsan zihninin evriminde rüyaların rolü – Dr. Michael S. FRANKLIN, Dr. Michael J. ZYPHUR\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAtalarımızın, türler arası veya aynı tür içinde gruplar arasındaki etkileşimlerle ve besin tedarik ederken veya predatörlerinden (avcılar) kaçarken sayısız zorlukla mücadele etmek zorunda kaldığını biliyoruz. Böyle bir çevrede, daha önce rüyalar vasıtasıyla olası bir tehdit unsuruna karşın prova edilmiş bir durum karşısında daha avantajlı olunacağı kesindir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYunan ve Roma felsefesinde uyku ve rüya – Dr. Joseph BARBERA\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAntik filozoflar, başlı başına uyku ile ilgilenmemiş, esas olarak rüyanın doğası üzerinde durmuşlardır. Muhtemelen bunun sebebi, yaşadıkları toplumlarda rüya deneyimlerine yüklenen kültürel ve dinsel değerlerdir. Ne var ki, süreç içerisinde, rüyaların ilahi kökenine ilişkin standart görüşe bir meydan okuma olarak, ilk doğalcı rüya açıklamaları da görülmeye başlanmıştır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİslam felsefesinde rüya kuramı, işlevleri ve kimi sonuçları – Yrd. Doç. Dr. Hasan AYDIN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİslam filozoflarınca oluşturulan rüya kuramın, özde Tanrı odaklı olduğu ve rüyanın tanrısal evrene açılan bir kapı araladığı düşüncesini savunduğu için, İslam dünyasında, rüyaya ilişkin yer yer psiko-fizyolojik kökenli açıklamalar bulunsa da, büyük ölçüde onu mistikleştirdiği için rüya olgusuna nesnel bakışı engellediği ve rüyaya metafizik bir anlam yüklediği ileri sürülebilir. .\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eSmith, Darwin’i etkilemiş midir? -Darwin’in insan ve uyarlık tezi- Doç. Dr. Metin SARFATİ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eSmith, evet Darwin’i etkilemiştir ama örneğin, Engels’in iddia ettiği şekilde etkilememiştir. Darwin’in insan ve uygarlığa ait tezi de Engels’in ileri sürdüğünden farklıdır çünkü. Öte yandan Darwin’in tezi, Spencer’ın ve ultra liberalizmin ileri sürdüğü gibi bir tür sosyobiyolojizmin kapısını da açmamaktadır ve nihayet en önemlisi, Sosyal Darwinizmle hiçbir şekilde ilişkisi yoktur.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eGÜNCEL BİLİMSEL ATILIMLAR-Prof. Dr. Namık Kemal PAK, Prof. Dr. Ali Ulvi YILMAZER, Prof. Dr. Bekir KARAOĞLU, Yrd. Doç. Dr. Tamer T. ÖNDER\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eHiggs bozonu, Yavaş ışık, Görünmezlik şalı, Nötrinolar, Hücreden kök hücreye…...\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNazi propagandası bilimi nasıl kullandı? – Prof. Dr. Tamer AKÇA\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eHippokrates’in “önce zarar verme” aforizmasını 2500 yıldan beri kendine kural edinen bir tıp anlayışında toplama kamplarındaki masum insanlara acımasız ve genellikle ölümcül deneylerin yapılabileceğini düşünmek mümkün değilmiş gibi geliyor insana. Aynı şekilde ırkçı ve öjenik fikirlere sahip insanların yetkin ve öz eleştiri yapabilen doktor veya bilim insanı olma ihtimali de yokmuş gibi duruyor. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nda işlenen tıbbi suçlar bize tüm bu varsayımların geçersiz olduğunu göstermiş durumda.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKula Yöresi’nin (Yanık Ülke) tarihi, kültürü ve jeolojisi bağlamında jeopark olarak değerlendirilmesi – Prof. Dr. Mustafa ERGÜN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKula, tarihi dokusunu bütün canlılığı ile yaşayan çarşısında hala bakırcı ve demircilerin çekiç tıkırtıları ritmik bir müzikle yükselip sizi kendisine çekiyor. Bütün bu özellikleriyle Kula Anadolu’nun en önemli müze kentlerinden biridir. Kula’nın mimari mirasını ve etnoğrafik değerlerini koruyup geleceğe taşıyabilmesi için en iyi çözüm kültür turizmine yönelmesidir. .\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDoğa tarihi hakkında çok sorulanlar – Prof. Dr. Nurdan İNAN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eÜlkemizde dinozor fosili var mı? 65 milyon yıl önce dinozorların yok olmasında meteor çarpmasından bahsediliyor; böyle başka teori var mı? Günümüzdeki kuşların ataları dinozorlar mı? Türkiye’de insanların %70’i en eski insanların dinozorlarla beraber yaşadıklarını düşünüyor; neden? İşte bu ve bunlar gibi pek çok soruya verilen bilimsel yanıtlar…\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eRoma döneminde coğrafya – Yrd. Doç. Dr. İnan KALAYCIOĞULLARI\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eRomalılar özellikle Yunanların teorik düşünme ve gözlem arasında kurmayı başardıkları göreceli dengeye bir türlü erişememişlerdir. Araştırmalarında pratik yarar sınırlarını pek aşmamışlar ve bilime verdikleri değer tıp, tarım, mühendislik ve mimarlık alanlarındaki pratik yararından kaynaklanmıştır. Bununla birlikte, Roma Döneminde Strabon, Plinius ve Batlamyus gibi bilime katkısı yadsınamayacak isimler de söz konusudur.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİstanbul Tarihöncesi Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Projesi ve Küçükçekmece Göl Havzası kazıları - Erkan ILDIZ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİTA projesinin amacı İstanbul’un tarihöncesine ilişkin sorunlara açıklık getirmek, kronolojik boşluğu doldurabilmek, en önemlisi de hızla yayılan modern kentin altında kalacak tarihöncesi verileri ortaya çıkarmaktır.\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108680728674,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim-utopya.jpg?v=1783787457"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-dergisi-sayi-224","title":"Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı 224","description":"\u003cp\u003eAteizmin toplumsal ve felsefi kökeni – Sadık USTA\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAteistler tarihin önemli dönemeçlerinde hep bilimsel ve toplumsal gelişmeden yana olmuşlar ve ayrıca ezilenle birlikte zalimlerin karşısında yer almışlardır. Yükselen sınıfların çıkarlarını savunmak, eskiyen dogmalara, kurum ve yöntemlere karşı çıkmak, doğayı ve toplumları bilimsel gelişmeler ışığında yeniden ve yeniden keşfetmek, ancak başı dik ve bilim aşkıyla donanmış, maddenin tekliğine, varlığına ve yüceliğine inanmış cesur insanlarla mümkündür.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTanrı, tanrıtanımazlık ve tasarım üzerine – Prof. Dr. Semih KORAY\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİdealizm ve materyalizm arasındaki mücadele, tarih boyunca sürmüş olan bir mücadeledir. Önlerinde kurulacak yeni bir gelecek olan sınıflar, maddeyi anlamak için maddenin kendisine yönelmiştir. Tarihsel ömrünü doldurmuş olan sınıflar ise, var olan toplumsal sistemi gökyüzünden indirilmiş “mutlak gerçeklik” gibi göstermeye çalışmışlardır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYeryüzünün iktidarı insana devrolurken veya ekonomi politiğin anlamı – Doç. Dr. Metin SARFATİ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYeni, 17. yüzyılın sonuna doğru henüz tümüyle reddedilemeyen eskinin içinden, dipten doruğa büyük patlamalarla gün yüzü görecektir. Eski, coğrafi-teknolojik düzeydeki dönüşümlerle ama aynı anda zihinsel dünyadaki kırılma-kopmalarla reddedilecektir. Eskiden yeniye geçişte köprü olacak olan 17. yüzyıl, henüz gücünden hiçbir şey kaybetmediği düşünülmek istenilen tanrı merkezli algı ile ciddi bir hesaplaşmanın belirtilerinin görülmeye başlanıldığı dönem olacaktır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eMarx’ta din olgusu ve yabancılaşma kuramı – Prof. Dr. Hüseyin ÖZEL\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eMarx’ın dine yönelik eleştirileri, Aydınlanma düşüncesinin dine yönelttiği eleştirilerden farklı olarak, kapitalizm altında insan bütünlüğünün parçalanması ve insanın kendi doğasına aykırı bir yaşam sürmeye zorlanması sürecinin açıklanmasında temel bir yer tutmaktadır. Bu yazıda da Marx’ın din konusundaki düşüncelerinin, bu yabancılaşma ve fetişizm olgusuyla ilişkisi gösterilmeye, dolayısıyla da dine ilişkin olarak daha kapsamlı bir bakış açısı ortaya konmaya çalışılacaktır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDinsel değerlerin psikolojik boyutları – Yrd. Doç. Dr. Gürsen TOPSES\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDin, kör bir umuttur, geleceğe yönelik sürekli bir beklenti duygusudur, dolayısıyla da iyi olan ya da olması gereken koşulları düşündürür; bu yüzden insana güvenle karışık yapay bir mutluluk ve dinginlik duygusu verir. İnsanın toplumsal gerçeklik dünyasında yaşadıkları çözümlenmemiş sorunları artıkça, önünde kötümserlik bulutları yığıldıkça, insan beyni ve yüreği, o metafizik güçlere ya da güce daha çok sarılma; ondan umut ve çözüm bekleme sürecine girer.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eOsmanlı ilmiye sınıfında materyalist-ateist eğilimler – Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eRicaut’ya göre Osmanlı’da ateizm o kadar yaygındır ki, sultanın saray halkı içinde, yani haremde, hadım ağaları arasında, hatta bir kısım paşalar içinde bile gizli ateistler mevcuttur. Bunlar, işgal ettikleri mevkiler yüzünden, içinde bulundukları durumun ne gibi korkunç tehlikelere yol açacağını çok iyi bildiklerinden, birbirlerini iyi tanımakta ve aralarında müthiş bir dayanışma bulunmaktadır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKemalizme göre din ve Allah - Derleme\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKemalizmin din karşısındaki tutumu, iki farklı dönemde incelenebilir. Bu dönemlerden ilki, 1919–1924 yılları arasındaki Kurtuluş Savaşı ve Siyasal Devrim dönemi, ikincisi ise 1924’te halifeliğin kaldırılması ile başlayan, dinsel ideolojiyle ideolojik hesaplaşma dönemidir. Bizzat Mustafa Kemal’in yazı ve konuşmalarına dayanılarak hazırlanan bu derleme de, söz konusu dönemlendirmeye uygun olarak Kemalizmin dine karşı tutumunu tarihsel bir gelişim süreci içerisinde ortaya koymaktadır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİslamcıların işçi sorunlarına yaklaşımı – Yıldırım KOÇ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYoksul ve emperyalizmin sömürüsü altında bulunan bir ülkede, kapitalizmin üçüncü küresel krizinin yaşandığı bir dönemde, ülke ekonomisinin giderek artan dış bağımlılık sayesinde ayakta durduğu koşullarda insanlar sürekli daha fazla tüketmeye teşvik edilir ve borç batağına itilirse, onları İslam’ın sakinleştirici etkisiyle kontrol altında tutmak mümkün değildir. Halkın bu koşullarda sadakayla tatmin edilebilmesi de hayaldir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eÇin’de hangi düşünce akımı kazanabilir – Prof. CHENG Enfu\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eMarksizm, bilimsel bir dünya görüşü ve metodoloji ve aynı zamanda sosyalist hareketin teorik temeli olarak Çin’e Özgü Sosyalizm pratiğimizi yönlendirmelidir. Marksizmi kılavuz olarak benimsemek demek, Marksizmin evrensel ilkelerini bugünkü tarihsel aşamadaki Çin’in gerçeklikleriyle birleştirmek, aynı zamanda yeni durumları incelemek, yeni deneyimleri kavramak ve karşımıza hayatın çıkardığı yeni sorunları çözmek anlamına gelir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBir rahip, “Güneş Kral” XIV. Louis, Antik Mısır güzelleri ve Moliére’in yolları ne zaman kesişir? – Prof. Dr. Tamer AKÇA\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBugün kullandığımız birçok tıbbi bilginin sadece ve sadece “tecessüs” sahibi insanlar tarafından ortaya konduğunu görmek mümkün. Bu insanlar kendilerine dayatılan formülleri kabul etmeyen, gerçekleri kendi akılları ile arayan, “bilimsel şüphe” duyan kişiliklere sahiplerdi. “Keşfetmek” için değil “araştırmacı doktor”, tıbbiye öğrencisi bile olmaya gerek olmadığını anlatır bilim tarihi bize.\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108684398690,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilimveutopya.jpg?v=1783787609"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-mart-2013-sayi-225","title":"Bilim ve Ütopya Mart 2013 Sayı 225","description":"\u003cp\u003eBilim ve Ütopya’nın yeni sayısı 1 Mart’ta bayilerde ve kitabevlerinde! Dergide bu ay işlenen kapak konusu ise, \"Gericiliğin Üstadı Necip Fazıl\"...\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBilim ve Ütopya, bir kez daha putları kırıyor! Dergi, Mart ayı kapak dosyasını, gericiliğin “Üstad” kabul ettiği Necip Fazıl Kısakürek’e ayırdı. Dergide Necip Fazıl’ın, AKP dönemi uygulamaları ile örtüşen devlet ve toplum ülküsü olan “Başyücelik Devleti”, “aksiyoner” bir gerici olarak siyasal serüveni, AKP önderliğiyle ilişkileri, “orducu” İslam inkılâbı anlayışı ve “darbe” destekçiliği ile iniş çıkışlı yaşam öyküsü ve şairliği inceleniyor. Dergide ayrıca, Evrim Kuramı’ndan uygarlıklar tarihine, astrolojiden tıbba, pek çok farklı konuda aydınlatıcı makaleler de yer alıyor. Dergideki kapak makaleleri ve diğer yazılar şu şekilde:\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNecip Fazıl, AKP, sanat ve şeriat – Prof. Dr. Taner TİMUR\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eÖyle ya da böyle, merhum Mürşid’in ne İslamcı tefekkürü, ne de yaşam tarzı kitlelere yol gösterici bir nitelik taşıyor; buna karşılık, iktidar partisinin yönetici kliği, Ortaçağ dünyasına göz kırpan uzun yürüyüşünde gençlik sevdalarını yeniden canlandırıyor ve mistik şairi bayrak yapıyor. Kuşkusuz bu yüceltme içtenlikten yoksun sayılamaz ve riyaya da dayanmıyor. Fakat, bugün, böylesinin daha iyi olduğunu söyleyebilir miyiz?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNecip Fazıl Kısakürek ya da bir mürşid uydurmak – Özdemir İNCE\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNecip Fazıl Kısakürek bir çilekeş değil, tam anlamıyla bir siyasal İslâm militanı. Bu militanlığında da düzmecelik, simülatörlük ve simülasyon var. Çağının çağdaşı şair, bir mümin olsa da Allah ve dini aşmış şairdir. Gerçek şair ne Allah’a ne de dine teslim olur. Tıpkı Hallâc-ı Mansûr, Nesimî, Aboul Alaa El Maari, Abu-Nuwas ve Yunus gibi.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNecip Fazıl’ın Başyücelik Devleti: İslami bir biyo-politik ütopya – Yrd. Doç. Dr. Fatih YAŞLI\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eErdoğan ısrarla “en az üç çocuk” istemekte, kadınların çalışma hayatından dışlanması ve anneliğe hapsedilmeleri için çeşitli mekanizmalar devreye sokulmakta, evlilik ve çocuk sahipliğini teşvik etmek için devlet yeni önlemleri devreye sokmaktadır. Tüm bunlar ise bize Necip Fazıl’ın Başyücelik Devleti’nin hayaletinin Türkiye’nin üzerinde dolaştığını açık bir şekilde göstermektedir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003ePara ve cinnet buhranları içinde çırpınan hâdi: Çirkeften efsaneye – Mecit ÜNAL\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNecip Fazıl’ın karşısına konulduğu, en verimli yıllarını hapishanede geçiren Nâzım Hikmet’in, hiçbir devlet görevlisinden ne merhamet, ne de para dilenen tek satırı yoktur. Menderes, Necip Fazıl’ın yalvaran, üstü kapalı tehdit eden mektuplarına cevabı örtülü ödenekten para olarak verirken aynı zaman diliminde Nâzım Hikmet’i de, vatan haini ilan ederek vatandaşlıktan çıkaran hükümetin başbakanıdır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eÇile şairi – Cafer YILDIRIM\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNecip Fazıl’da Tanrı düşüncesi sıradan insanın algı düzeyinin sınırları içindedir. On üçüncü, on dördüncü yüzyılın tasavvuf şairlerininki kadar olsun felsefi bir içerik taşımaz. Onun şiirlerinde teolojik felsefenin hiçbir izine rastlanmadığı gibi Tanrı’nın algılanış, sorgulanış ve benimseniş biçiminde de bir orijinallik söz konusu değildir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAnti-komünizmden yabancı düşmanlığına, tarih yazımından “aksiyoner” gericiliğe: “Üstad”tan inciler… - Derleme\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBu derlemede, gericiliğin “üstad”ı Necip Fazıl Kısakürek’in bazı görüşlerini, kendi kaleminden okuyacaksınız. Okuyacağınız satırlar, Türk sağında şeriatçılık, muhafazakârlık, yabancı düşmanlığı ve gerici milliyetçiliğin, büyük ölçüde geçişli olarak kullanılabilen ideolojik söylemler olduklarını göstermeleri bakımından ilgi çekicidir. Necip Fazıl, muhafazakâr yazında sunulanın aksine, “batıl”ın gadrine uğramış kendi halinde imanlı bir şair ve mütefekkir değil, eylemli ve eylemci, kendi deyişiyle “aksiyoner” bir gericidir. Derlememiz, gericilik tarafından tarihdışı bir biçimde yüceltilen nam-ı diğer “Üstad”ın kendisinin bir “çilekeşlik” sosuna bulama çabası hariç pek de gizleme derdinde olmadığı gerçek kimliğinin anlaşılabilmesi açısından dosyamızla tamamlayıcı olacaktır. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eSumer, Babil, Assur ve Hitit kanunlarında kadına yönelik cinsel suçlar ve cezalar – Binnur ÇELEBİ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eSumer, Babil, Assur ve Hitit toplumlarında kadının bekâretinin ve namusunun korunmasını, evlenmeden önce baba, erkek kardeşler ve tüm diğer erkek akrabalar üstlenirlerken, evlenmesiyle bu görev kocaya intikal etmektedir. Bakirelik erkek egemen güç tarafından tabu haline getirilerek bir ayrımcılık yaratılmış, kadınların namus ve utanç duyguları ile baskı altına alınmaları sağlanmıştır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eHitler’in astroloji tutkusu – A. Kerim SOLEY\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİkinci Dünya Savaşı öncesinde, bütün bunalım dönemlerinde olduğu gibi Almanya’da da astrolojiye inananların sayısı hayli fazla idi. Özünde ‘büyüsel’ ve ‘kaderci’ bir uğraş olan astroloji, Nazi gizemciliği için bulunmaz bir araçtı. O nedenle de inanmaya çoktan istekli duruma getirilmiş, tek yönlü propaganda ile kandırılmış Alman halkının duygu, umut ve özlemlerini yozlaştırmada kıyasıya kullanıldı.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTÜBİTAK’ın evrimle imtihanı – Çağrı Mert BAKIRCI\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e“Uçak, füze diyoruz.” İşte, TÜBİTAK’ın bilimden anladığı bundan ibarettir. Bir uçak, iki füze… Hâlbuki tüm teknolojiyi olduran unsur olan temel bilimler, ülkemizde on yıllardır göz ardı edilmekte, küçümsenmekte, ülkemiz sınırlarından uzak tutulmasına uğraşılmaktadır. Böylesine karanlık günlerde, TÜBİTAK başkanı bunların yeniden okullarımızda okutulmasına, halkımız tarafından anlaşılmasına uğraşacağına, füzeye, rokete, uçağa odaklanmış, diğer her gerçeğe kulaklarını tıkamıştır. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eEvrimsel analiz - Prof. Dr. Nurdan İNAN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eModern evrim kuramında evrimin her zaman ilerleme anlamına gelmediği kabul ediliyor. Ekolojik faktörlerdeki değişime bağlı olarak, en gelişmiş organizmalar yok olurken, daha az gelişmiş olanlar hayatta kalabiliyor. Evrim, düz bir çizgi üzerinde ilerleyerek küçük ve basit olandan, daha büyük ve karmaşık olana doğru gitmiyor.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAtatürk ve hekimler: 14 Mart ruhu üzerine bir güzelleme – Prof. Dr. Tamer AKÇA\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e14 Mart 1919’da büyük bir kutlama yapar Tıbbiyeliler. Okullarının, üzerinden sadece 3 ay geçmiş işgaline inat, 1827’nin 14 Mart’ında açılan Tıbbiyelerinin yıldönümünü coşkuyla kutlarlar. Ve bu kutlama dev bir gösteriye dönüşür ilkin. Sonra da o günlerin anısına tıp bayramına. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİki Romalı hekim: Pedianos Dioscorides ve Cladius Galenos – Arş. Gör. Serpil AHMETKOCAOĞLU\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDaha çok tıbbî bir botanikçi olarak kabul edilen Dioscorides, bu alanda neredeyse iki bin yıl nihai otorite olarak kabul ediliştir. Deneysel fizyolojinin kurucusu sayılan Galenos ise, 17. yüzyıla kadar, bütün devirlerin en iyi tıbbi deneycisi olmuştur. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİçeriği ‘öncülleri’nden belli bir plan: “Onuncu Kalkınma Planı” - Prof. Dr. Alkan SOYAK\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eOnuncu Kalkınma Planı, hazırlık aşamasındaki öncülleri itibariyle dahi, Türkiye’de kalkınma politikası ve planlamasında son 20 yıldır yaşanan neoliberal dönüşümün izlerini taşımakta ve bu dönüşümün daha da derinleşeceğine dair işaretleri içinde barındırmaktadır. Türkiye’de bu konuda yaşanan yegâne yeni şey, DPT’nin yerine, ismi yeni içi eski bir bakanlığın kurulmuş olmasıdır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eGustave Le Bon ve sosyal psikolojinin Türkiye’ye girişi - Prof. Dr. Remzi DEMİR\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eII. Meşrûtiyet ve Erken Cumhuriyet Dönemleri’nde, Fransız araştırmacı ve psikolog Gustave Le Bon’un (1841–1931) fikirleri, Türk Aydınlar arasında büyük bir alakaya mazhar olmuş ve kitaplarından bir kısmı Türkçeye aktarılmıştır. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAyrıca Kitap Kurdu, Çetin Ceviz Problemleri ve Ödüllü Sözcük Bulmacası… Bulmacanın bu ayki ödülü, M. Şehmus Güzel’den, “İnsan Yılmaz Güney”… \u003c\/p\u003e\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108690657378,"sku":"9771301671701","price":10.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_ve_utopya_225.jpg?v=1783787791"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-dergisi-sayi-226","title":"Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı 226","description":"\u003cp\u003e  Bilim ve Ütopya’nın yeni sayısı, 1 Nisan’dan itibaren bayi ve kitabevlerinde! Modern insanın diğer insansılarla etkileşiminin incelendiği derginin kapak sloganı ise, “Yaradılış Efsaneleri Çıkmazda: ADEM’İN KAYIP KARDEŞLERİ”… \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDergide, modern insanın yakın zamana dek yeryüzünü Denisova insanı, Flores insanı ve Neandertal insanı gibi akrabalarıyla paylaştığı, bilimsel dayanaklarıyla sergileniyor. Dergideki kapak makaleleri ve diğer yazılar şu şekilde:\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİnsanın serüveni: Adem’in kayıp kardeşleri-Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eUzun yıllardan beri sürdürülen kazılar ve çıkan binlerce fosil bize, insansı (hominidae) ailesinin dik yürüme kapasitesine sahip olan ilk üyelerinin yaklaşık 7 milyon yıl önce dünya sahnesine çıktığını, alet yapan ve görece yüksek bilişsel kabiliyetleri olan Homo cinsinin 2,5 milyon yıl önce evrimlendiğini ve son yedi milyon yıl boyunca insanın doğrudan atası olan ya da olmayan çok sayıda türün mevcut olduğunu göstermiştir. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDenisova buluntusu-Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDenisovalılar da Neandertaller gibi modern insanla bazı genetik özellikleri paylaşmaktadır. Günümüzde Malenezya’da yaşayan modern insanlarda Denisovalılara ilişkin DNA bulgularına rastlanmıştır. Denisovalılar bizim çok yakın zamana kadar dünyadaki tek tür olmadığımıza ilişkin önemli bir ipucudur.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eHomo neanderthalensis-Doç. Dr. İsmail ÖZER\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBazı araştırmacılar son dönemlerde günümüz insanın gen havuzundaki Neandertal genlerinden yola çıkarak Neandertallerin modern insanın gen havuzu içerisinde asimile olduklarını, diğerleri ise doğum ve ölüm oranlarındaki gelişmeler, kültürel ilerlemeler, gelişmiş sosyal ilişkiler ve beslenme çeşitliği gibi avantajlara sahip modern insanların Neandertallerin habitatlarını parçalayıp küçülttüklerini ve bu türün diğer birçok Geç Pleistosen megafaunası gibi tümüyle soyunun tükendiğini savunmaktadırlar. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eHomo floresiensis (95\/74 bin-12 bin)-Doç. Dr. Ayşen AÇIKKOL YILDIRIM\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYayınlandığı ilk günden bu yana Flores kalıntılarının cüce, mikrosefal ya da tiroit bozukluğu olan (kretin) modern insanlara mı yoksa yeni bir insan türüne mi ait olduğu konusundaki tartışmalar sürmektedir. Peki, Flores insanı modern insanla karşılaştı mı? Bu sorunun yanıtı “çok büyük ihtimalle evet”tir. Çünkü anatomik açıdan modern insanlar Avustralya kıtasına 50 bin yıl önce geçtiler. Üstelik Liang Bua Mağarası’nın Holosen tabakalarında da modern insanlara ait iskeletler bulundu.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eChavez’in dönüşen Venezuelası-Dr. Noyan UMRUK\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eChavez döneminde gerçekleşen atılımlar sonucu Venezuela’da insanların yüzü gülmeye başlamıştır... Güler yüzlü sosyalizme doğru, aceleci olmadan yelken açan bir yolculuk... Sermaye ve sermayeye yakın çevrelerin serzeniş ve şikâyetleri var, ama artık göze çarpan bir gerginlik yok...\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİstatistikler Chavez’in Venezuelası hakkında ne anlatıyor?-Chris CARLSON\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eVenezuela’nın durumuyla medyanın son yıllarda çizdiği tablo arasında dağlar kadar fark vardır. Toplumsal değişiklikler çok hızlı gerçekleşmiş, bu da ulusal ekonomiyi, yerel üretimdeki etkileyici artışa karşın büyüyen talebi karşılayamaz hale getirmiştir. Chavez muhalifleri ve özel medya kuruluşları bu sorunlara dikkat çekerlerken, sorunların ardındaki önemli bir toplumsal gerçekliği gizlemektedirler: Venezuela’nın yoksulları, artık daha iyi koşullarda yaşıyorlar.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİlk ve ortaoğretim kurumlarında matematik öğretimi (1)-Prof. Dr. Timur KARAÇAY\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eMatematiğin ilgi alanı sınırlanamaz. Kişiyi günlük yaşamında etkileyen basit olgulardan başlayıp, evrenin yapısına kadar giden düşüncelerin hepsinde matematik vardır. Ona verilebilecek nitelikler de pek çoktur. İnsanlığın ortak düşünme aracıdır, evrensel dildir, bilimdir, sanattır… O, insan aklının güzelliğini ve yüceliğini gösteren yetkin bir yapıttır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eEvrim Ağacı: Kusursuzluk iddiasının geçersizliği üzerine…-Çağrı Mert BAKIRCI\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eEvren’in bildiğimiz hiçbir köşesinde -ve muhtemelen tamamında- kusursuzluk (mükemmellik) bulunmamaktadır. Eğer ki bir yapı, olgu, olay bize mükemmel geliyorsa, bunun tek sebebi sanrılarına yenik düşmekte uzman olan beynimizin zayıf analiz ve işlem gücüdür. Ne zaman ki bir şeye “kusursuz” olarak yaklaşmaya meyledersek, o zaman hata yaptığımızı fark etmemiz ve tarafsız olarak durumu değerlendirmemiz gerekir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYAŞAM AĞACI\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu’nun hazırladığı “Yaşam Ağacı”, popüler bilim gündeminin nabzını tutuyor! Bilim ve Ütopya’nın dergi içi eki Yaşam Ağacı’nda bu ay: “Vücudumuz bir ekosistem mi?”; “Sağır farelerde ses algılayan ses hücreleri yeniden üretildi”; “Soyu tükenmiş hayvanların yaratılmasında ilk başarı”; “Bu canlıyı tanıyor musunuz: Yapraklı deniz ejderi”; “Bilimsel mitler: Sara nöbeti soğan koklatarak geçer mi?”; “Biyografi: Rita Levi-Montalcini”; “Bilim tarihinde bu ay” ve çok daha fazlası… \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eEvrimi ve ‘mem’i tanı-Seçkin EROĞLU\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eGene dayalı evrim araştırmalarının ortaya çıkardığı büyük bilimsel birikim, ‘mem’e dayalı kültürel evrimin araştırılabilmesi için büyük bir fırsat sunuyor. Bu da bize insanın ve kültürünün araştırılmasına pozitif bilimin yöntemlerinin daha fazla sokulabileceği bir zemin yaratıyor.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eJeolojik miras ve doğa tarihi müzeleri-Prof. Dr. Nurdan İNAN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDoğa tarihi örneklerinin korunması, onların taşıdığı anlamın da korunması demektir. Bu sayede, yok olan türler, organik evrimin mekanizmaları, paleoiklim, paleocoğrafya ve paleoekoloji, güncel biota hakkında bilgi edinilir. Doğa tarihi müzeleriyle, bir anlamda doğanın arşivlenmesi gerçekleştirilmiş olur. Bu müzelerde, evrenin ve yaşamın evrimi, geçmişten günümüze doğru sistematik bir düzende sergilenir. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eÇağdaş düşünce sisteminin oluşmasında arkeolojinin yeri-Erkan ILDIZ\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBilginin kaynağı arkeolojik dolgulardır. Arkeolojik dolgular, verinin ham olarak elde edilmesini sağlayan laboratuarlardır. Verinin çok az bir kısmı korunabilmiştir ancak bilimsel sonuç bu verilerin değerlendirilmesi ile elde edilir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e“İstanbul’u tarihöncesi çağlardan Osmanlı Dönemi’ne arkeolojik kazılarla tanımak”-Aysun İLGEN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİstanbul Arkeoloji Müzeleri, inşaat uygulamalarından önce araştırma yapmakta ve arkeolojik bulguların saptanması durumunda kazı çalışmalarını başlatmaktadır. Özellikle Marmaray ve metro projeleri çerçevesinde Yenikapı, Cağaloğlu, Sirkeci ve Üsküdar’da yapılan kapsamlı arkeolojik kazı çalışmalarında İstanbul tarihine ışık tutan pek çok buluntu ele geçirilmiştir. \u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTıp kökenli bir bilimsel felsefeci: Prof. Dr. Yaman Örs-Feyziye ÖZBERK\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eProf. Dr. Yaman Örs, yalnızca bir bilim adamı, bir yazar değil; bir Cumhuriyet aydınıdır. Tüm özellikleriyle ülkemizin kıymetli değerlerinden biridir. Bilim ve Ütopya için de vazgeçilemez bir dosttur. Ondan çok şey öğrendik. Daha da öğreneceğiz…\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108695605346,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/kapak-226.jpg?v=1783787957"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-mayis-2013-sayi-640","title":"Bilim ve Ütopya Mayıs 2013 Sayı 640","description":"\u003cp\u003eİnsanın Özü ve Yabancılaşma\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eMarx,insan doğası ve özgürlük\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKomünizme geçişte insani güçlerin gelişimi\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNeoliberalizm ve yabancılaşma\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAnın,şiddetin ve hızın egemenliğindeki insan\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108702519394,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_ve_utopya_5B1_5D.jpg?v=1783788150"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-sayi-228","title":"Bilim ve Ütopya Sayı 228","description":"\u003cp\u003eDevrim Çağının çok sesli şairi\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKöylü ressamı keşfeden kaşif\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eCephenin ön safında çarpışan yurtsever\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eSömürgeciliği maddeci tarih yazımıyla yıkan materyalist\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİdeolojiyi yaşamla doldurup halkın dilinden beslenen sanatçı\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108706844770,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_ve_utopya_5B2_5D.jpg?v=1783788291"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-sayi-229","title":"Bilim ve Ütopya, Sayı 229","description":"\u003cp\u003eDergide Türkiye’yi sarsan Haziran Ayaklanması, ideolojik, siyasal, sosyolojik, psikolojik ve sanatsal boyutlarıyla işleniyor. Dergideki yazılar şu şekilde:\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eÖrgütlü Güç Oyunu Bozar - Emrah MARAŞO\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDireniş tek bir atakla bitecek bir hareket değildir. Direnişin zorbalıkla biteceğini sanan gericilik büyük bir yanılgı içerisindedir. Halk yeni biçimlerle, yeni mücadele araçlarıyla direnişini sürdürecektir. Cumhuriyet’e, özgürlüğe, bağımsızlığa sahip çıkan devrimci güç bu inisiyatifin önderliğini yaptığı, yeni örgütsel araçları ve mekanizmaları halkla birlikte kurduğu oranda halkın önü açılacak ve hareket liderine kavuşacaktır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e‘Kemalizmle Mücadele Derneği’nin Yeni İcadı – Güney YAMAN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eNe güzel, “AKP Kemalistleşti” formülüyle, medyadaki idiyokratlarımızın, Komünizmle Mücadele Derneği dönemi İslamcılarını imrendirecek bir metafizik düzeyine ulaştıklarını da görmüş bulunuyoruz: İslamcılık iyilik mertebesine konulurken, Kemalizm bütün kötülüklerle özdeştir. AKP gibi bir partinin bile suçlarını Kemalizm’e yamayacak kadar, Kemalizm’i nefret nesnesi haline getirmişlerdir. Bunlar aydın değil ideolog, ideolojilerinde zerre birikim olmaması açısından da idiyokrattırlar.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTürk Toplumu, AKP’nin Biçmek İstediği Gömleğe Sığmadı – Yrd. Doç. Dr. Atakan HATİPOĞLU\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYaşanan son olaylar, Türk toplumunun tarihsel ve sosyolojik birikiminin, Siyasal İslamcıların ona biçtiği elbiseye uymayacak kadar gelişkin olduğunu ortaya koydu. Vücudunuza çok dar gelen bir gömlek hareket ettiğinizde nasıl yırtılırsa, AKP’nin dinci-mezhepçi zihniyetinin Türk toplumuna giydirmeye kalktığı gömlek de öyle yırtılmıştır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKorku İmparatorluğunun Sonu: İnsanlığın İlanı – Prof. Dr. Hüseyin ÖZEL\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTaksim direnişinin aslında, piyasanın egemenliğinin hem ideolojik olarak hem de, özellikle bugünlerde kendini gösteren biçimiyle, yani devlet şiddeti ya da açık faşizm yoluyla sağlanmasına karşı bir direniş olduğunu söylemek olanaklı görünmektedir. Başka deyişle, direniş piyasaya karşı kendi insanlığımızın dile getirilmesi çabasından başka bir şey değildir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKamusallık Yeniden İnşa Edilirken – Doç. Dr. Çağatay KESKİNOK\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eCumhuriyet’in bütün toplumsal değerleri yeniden ayağa kalkmaktadır. Bu süreç, kamusal alanın gelişeceği, halkın özgürleşeceği koşulları yaratacaktır. Eylemler, kamusal alanını yeniden inşa etmeye başlayan halkın gerçekliğidir; Vatan, Emek, Cumhuriyet ve Aydınlanma, kamusal ortak alanlar, doğal ve tarihi çevre, kent yaşamı için verilen mücadelelerin, hatta köylü mücadelelerinin aynı pota içinde kaynaşması sürecidir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTürkiye’nin Geleceği: Diktatörlüğün Ruhsallığına Karşı Gezi Parkı Ruhsallığı – Dr. Cemal DİNDAR\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKitlenin ötekine yönelen nefretini bizzat Lider’in nefreti olarak okumak gereklidir. Kitle, Lider’in diliyle, onun arzusu doğrultusunda konuşmaktadır. Despotizmin doruğunda, bu güce eklemlenen her söz ve eylem, ister bir miting alanında “…ezelim” nidaları, ister ölçüsüz bir şekilde şiddet uygulayan polis gücü olsun, bizzat Lider’in söz ve eylemidir.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eGezi Parkı Üzerine Psiko-Sosyal Notlar: Ölüme Karşı Yaşam – Doç. Dr. Haldun SOYGÜR\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKendisinin malı gibi gördüğü insanları azmettiren ve kendisi gibi düşünmeyenleri kışkırtmaya çalışan bir iktidar neye hizmet etmektedir? Suçu açıkça ortada olanların cezalandırılmak bir yana neredeyse ödüllendirilmesi, mağdur konumundaki direnişçileri şiddet için kışkırtmak değil midir? Böyle bir tutum, sıradan bir polis memurunun kurbanı “insan gibi görmemesine” yol açmaz mı? Bu insanları, Madımak ateşinin karşısında, ağzından salyalar akarak “Cehennem ateşi işte bu” diyebilenlerin durumuna sürüklemez mi?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYürüyerek Dik Durmanın, Durarak Yürümenin Yeni Formu: Çağdaş Sanat… - Ekrem KAHRAMAN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDaha direniş sırasında yaygın olarak özellikle müzik alanında ortaya çıkan marş, şarkı, dönüştürme vb. formlara sahip tepki yapıtlar ocaktan henüz inmiş ilk ateşin ısısını taşıyor olsalar da göreceksiniz önümüzdeki süreçte yepyeni sonuçlara yol açacaklar. Çünkü insani birey ve toplum olmanın beklenen ruhu, kalbi ve aklı uyandı. Uyanmakla da kalmadı hemen ayağa kalkıp kendini sokağın yaratıcı kucağına attı.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDireniş, Medya ve Sansür – Prof. Dr. Korkmaz ALEMDAR\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eGezi Parkı haberlerine sansür uygulayan doğrudan başbakandır. Bu sansür her bir iletişim aracının doğrudan denetlenmesi ya da yayın yasağı konularak yapılan bir sansür değildir. Daha vahimi “aba altından sopa” gösterilerek yapılan sansürdür.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKomplo Teorisyenlerinin Amerikan Hayranlığı – Haluk HEPKON\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eSiyasi ufukları uluslararası güçlerin piyonu olmakla sınırlı AKP’li çevrelerin ortaya attığı komplo teorilerinin ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Halk hareketi er ya da geç hem onları hem de üretip yaydıkları saçma sapan senaryoları tarihin çöp sepetine atacaktır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTıp ve Sanat – Prof. Dr. Ali KUTSAL\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBüyük bestecilerin biyografileri incelendiğinde Schubert, Chopin, Skrjabin gibi bestecilerin bir kısmının yaşamlarının hastalıkları nedeni ile sınırlı olduğunu bildikleri dönemlerde bile önemli besteler yaptıkları görülmektedir. Hatta bazıları ölmek üzere oldukları dönemlerde “hayatlarının eserleri” olarak nitelenebilecek besteler yapmışlardır. Rossini, Bizet, Smetana gibi besteciler ise kronik hastalıklarını yaratıcılıkları açısından itici güç olarak kullanmışlardır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eMarksist Yabancılaşma Teorisini Doğru Kavramak: Ütopik Sosyalizm mi? Bilimsel Sosyalizm mi? – Prof. YU Wujin\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİki perspektif arasında temel bir farklılık vardır. Birincisinde yabancılaşma ahlaken aşağılanan negatif bir olgudur. İkinci aşamada ise yabancılaşma tarihsel nesnelliği olan kaçınılmaz bir olgudur ve olumlu karakteri tarihsel bakımdan tümüyle olumlanmalıdır. Genel düşünce akışının terimleriyle ifade edersek, birinci aşama, soyut insan tabiatı üzerine oturan, ahlaki yaklaşım içeren komünizm veya hümanizmin alanına girer. İkinci aşama ise tarihsel evrimin nesnel kaçınılmazlığı üzerinde yükselen tarihsel materyalizme bağlanır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYüksek Öğretmen Okulları Gerçeği - Prof. Dr. Ali Nihat BOZCUK\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTemmuz ve Ağustos aylarının sıcağında her gün verilen 7 saatlik derslerde ve sonrasında gösterdikleri özverili çabalar, o dönemde eğitim ordusunun engin bir görev aşkı ile çalıştığını gören bizlere örnek oluyordu. Akşam etüt saatlerinde bizi ziyarete geliyor ve hepimize moral veriyorlardı. Çünkü bir hedefe kilitlendikleri için bu gayreti gösterecekler ve bizleri lise mezunu ederek bununla gurur duyacaklardı.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBilim, Eğitim ve Siyaset: İnsan Doğası Üzerine Bir Deneme… - Çağrı Mert BAKIRCI\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBilimsel, tarafsız, gerçeklere dayalı ve kişisel beceri ve yetenekleri teşvik edebilecek bir eğitim sistemi, insanlığın ilerlemesi için garantiye alınması gereken en önemli haklardan biridir. Çünkü toplumların ne olacağı hususunda, bireylerinin eğitimi, dolayısıyla algıları, bilgileri, kültürleri ve eğitimle kazanılabilecek daha nice beceri ve yetenekleri yol gösterici olacaktır. ‹şte bu eğitimin art niyet taşımaması ve tarafsız, özgür, ilerici ve aydın olabilmesi için bilimin siyasetle temas ettiği en temel nokta da budur.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBilimler – Prof. Dr. Remzi DEMİR\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eÖyle anlaşılmaktadır ki “bilim eleştirileri”nin ardında yatan en önemli etmenlerden birisi de, bilim ve teknolojinin binlerce yıllık yaşam biçimlerini ve anlayışlarını, nispeten çok kısa bir sürede yerle-bir etmeleridir. Ancak, geriye dönüş yoktur! Hakikî Dünya’nın sorunlarıyla olduğu kadar Teknolojik Dünya’nın sorunlarıyla da baş etmeyi öğrenmemiz gerekecektir ve bu yoldaki en güvenilir rehberimiz yine bilim olacaktır.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eYAŞAM AĞACI’nde Bu Ay: Polis Şiddetinin Araçları ve Sonuçları\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBu gazların ve kimyasalların birçoğundan kurtulmanın etkili bir yöntemi bulunmasa da, en isabetli olanı bu gazların kullanımının yasaklanması veya sınırlandırılması olacaktır. Çünkü bu kimyasallar, ölümcül etkilere neden olabilmektedir; hele ki belirli dozlar aşılacak olursa... Bu kimyasallarla karşı tepkimeye girebilecek bazı kimyasallar kullanılarak etkileri kısmen azaltılabilecek olsa da, biyolojik olarak bireyler bundan mutlaka kısa ve uzun vadede etkilenecektirler.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eAnlatı Ustası Devrimci Bir Yazar: Oktay Akbal – Feyziye ÖZBERK\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKendine özgü, yumuşak, sıcak ama vurucu bir anlatımı var Akbal’ın. Türkçeyi çok güzel kullanıyor. Kısa, yalın, canlı cümlelerle; kendiyle ya da bir okuruyla dertleşir gibi yazıyor. Bazen tek bir sözcükle meramını anlatmayı başarıyor. Yani az sözle çok şey söylüyor. İçtenlikli bir anlatımı var.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eİslâm Astronomisi – Prof. Dr. Melek DOSAY GÖKDOĞAN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eOrtaçağ İslâm Uygarlığı’nda astronomi bilimine, her şeyden önce dinî gereksinimlerle ihtiyaç duyulmuştu. Bunların başında da Yaradan’ın eseri olarak evrenin sistemini anlama ihtiyacı ve daha sonra da pratik dinsel ihtiyaçlar geliyordu. Ayrıca, her ne kadar İslâm dinine aykırı olsa da astroloji dolayısıyla da astronomi ilgi çekiyordu.\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDevletler Kuran Eklembacaklılar ve Etçil Bitkiler – Prof. Dr. Nurdan İNAN\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBilinçli zihinsel deneyimler konusunda birbirine karşıt iki görüş mevcut. Bunlardan biri bilincin doğal seçilimle ortaya çıkmış olduğu, diğeri doğal seçilimle evrilmediği yönünde. Her iki durumda da asıl konu bilincin hangi hayvan bedenlerinde aranması gerektiği ve bulunduğunda nasıl tanımlanacağı oluyor. Karmaşık davranışlar ve değişen şartlara uyum sağlama yeteneği bilinçli bir zihni işaret etse de, her karmaşık davranış bilincin varlığını göstermiyor.\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108711727202,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_ve_utopya.jpg?v=1783788465"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-sayi-230","title":"Bilim ve Ütopya Sayı 230","description":"\u003cp\u003eİntiharı Anlamak ve \"militan bir umut\"la direnmek\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKapitalizm,ruh sağlığı ve intihar\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eKültürün intihar süreci üzerine etkileri\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eTürkiye'de çocuk ve ergenlerde intihar\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eHayvanlarda ve bitkilerde intihar olgusu\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eintihar davranışının nörobiyolojisi\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108712874082,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim.jpg?v=1783788504"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-sayi-231","title":"Bilim ve Ütopya Sayı 231","description":"\u003cp\u003eAyet ve Hadislerle \"İSLAM'DA ÜCRETLİ CİNSELLİK\"\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108718182498,"sku":"9771301671701","price":7.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_utopya_5B1_5D.jpg?v=1783788681"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-sayi-232","title":"Bilim ve Ütopya Sayı 232","description":"\u003cp\u003eEvrimin Yanıtları, Akıllı tasarım bilimsel bir açıklama mıdır?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eGünlük hayatta evrim devam ediyormu?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eEvrim Karmaşık yapıları açıklayamıyor mu?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDil evrimleşmedi mi?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eDNA Çözümlemeleri canlılardaki evrimi anlatır mı?\u003c\/p\u003e\u003cp\u003eBağışıklık sistemi doğal seçimle mi çalışır?\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108719820898,"sku":"9771301671701 32","price":9.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_359f08af-8f4b-491d-b204-8b95c7570f6e.jpg?v=1783788730"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-sayi-233","title":"Bilim ve Ütopya Sayı 233","description":"\u003cp\u003eTanıklar ve Anılarla Abdülhamit Dönemi\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108721360994,"sku":"9771301671701","price":9.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_ve_utopya_5B3_5D.jpg?v=1783788785"},{"product_id":"bilim-ve-utopya-sayi-234","title":"Bilim ve Ütopya Sayı 234","description":"\u003cp\u003e  Kuantum Teorisi Işığında Paralel Evrenler Tartışması\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e  İslam Ortaçağ Işığında Evrimci Oluş Düşüncesi\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e  Türkçenin Yedi İklimindeki Şairi Cemal Süreya\u003c\/p\u003e\u003cp\u003e  Mikroplar Sadece Hastalık mı Yapar?\u003c\/p\u003e","brand":"Bilim ve Ütopya","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43108757045346,"sku":"9771301671701","price":9.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0681\/0881\/2386\/files\/bilim_ve_utopya_3a004d59-809d-4270-a02e-4287f4e55313.jpg?v=1783788947"}],"url":"https:\/\/www.arkeolojisanat.com\/collections\/bilim-ve-utopya.oembed","provider":"Arkeoloji ve Sanat","version":"1.0","type":"link"}