Anasayfa > Dergi< Geri dönün

Daha ayrıntılı olarak görmek için ana resmin üzerinde fareyi hareket ettirin.

Aktüel Arkeoloji Degisi Sayı 78

Yayınevi: Aktüel Arkeoloji

ISBN: 13075756-078

329,00 TL  (KDV Dahil)

Kargoya verilme süresi: 1 - 5 İş Günü

Ürün tükenmiştir!

Ürün temini hakkında bizimle iletişime geçebilirsiniz.


ISBN: 13075756-078
Yazar: Kolektif
Cilt tipi: Karton Kapak

Tarihöncesi insanlar muhtemelen kalabalık gruplar halinde zaman zaman bir araya geldiler;  törenler, eş bulmak ve bazen de hayvanlar ya da balıkların göçlerinin sağladığı ani besin kazancı için birlik oluşturdular. Bu toplumların kentlere ihtiyacı olmadığı gibi bu kentleri yaratacak gücü de yoktu. Kentler yuva olarak düşünülebilir, sosyal hayvanların – ki bizler her zaman sosyal olmuşuzdur – işbirliği yapıp, birbirini desteklemelerine izin veren, yoğun bir şekilde dolu yaşam ortamlarıdır. Ama insanlık tarihinin genelinde, yuvalarımız çok daha ufak olmuştu. Yaşlıların küçüklere göz kulak olabildiği ve yetişkinlerin daha geniş alanlarda yiyecek toplayabildikleri mevsimsel kamplar halindeydiler.

Yerleşik düzene geçiş ve tarım bütün bunları değiştirdi. Balıkçılık yapan insanların tüm yıl boyunca yaşayabilecekleri birkaç yer vardı ancak yerleşimin temelinde, bizleri toprağa bağlayan, sadece boş bölgeler olan geniş alanlar yerine, yerleşim yeri haline gelecek evleri ortaya çıkartan tarımın gelişimi bulunmaktadır. Holosen Çağının başlarında, çiftçilik, bir dizi farklı mahsul kullanılarak yerkürenin birçok bölgesinde ortaya çıkmıştır. Her çiftçilik yapısının merkezinde, enerji için gerek karbonhidratı sağlayacak bir ya da daha fazla tür bulunmaktaydı: buğday, arpa, akdarı, süpürge darısı, pirinç, mısır ve çeşitli kökler. Bunlar zamanla, bakliyatlar, yeşil sebzeler, meyveler ve sonunda çeşitli evcilleştirilmiş çiftlik hayvanları ile tamamlandı. Bütün bunlar yıl boyu bakım gerektirmekteydi. Tarlaları temizlemek, ekim, ot yolma, hasat ve yiyeceklerin bir işleme tâbi tutulması için insan gücünden başka enerji kaynağı yoktu. Tarım, nüfusun çoğalmasını mümkün kıldığı gibi bunu bir gereklilik haline de getirdi. Çoğalan nüfus, sadece besin için değil, su ve barınak için de yeni talepler yarattı. Yoğun bir yerleşime sahip topluluklar, sosyal düzen ve çatışma değişimlerinde yükselişi sağlamıştır: rekabet ve gerginlik artık grupların bölünmesiyle çözülemez. Savaş, kanun, adalet ve mülkiyet yepyeni biçimler almışlardır. İnsan toplumu bir daha asla aynı olmayacaktır.

Türkçe

Ocak - Şubat 2021