Anasayfa > Kitap< Geri dönün

Daha ayrıntılı olarak görmek için ana resmin üzerinde fareyi hareket ettirin.

İstanbul'un 100 Ağacı

Yayınevi: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları

ISBN: 9786055592639

80,00 TL  (KDV Dahil)

Kargoya verilme süresi: 1 - 5 İş Günü

Adet Seçiniz

  Adet

ISBN: 9786055592639
Yazar: Uğur Aktaş
Cilt tipi: Şömizli Karton Kapak

İstanbul denince akla gelen ilk ağaç kuşkusuz erguvandır. Özellikle Boğaz'ın güneyindeki yamaçlarda oldukça sık rastlanan erguvan, aynı zamanda Bizans hanedanlığının da resmi ağacı gibidir; zira hanedana doğan her bebek "erguvanlar içine doğdu" diyerek karşılanır. Diğer ağaçlarla kıyaslandığında erguvanın en önemli özelliği, tıpkı dişbudakta olduğu gibi yapraklanmadan önce çiçeklenmesidir; Mayıs ayında diğer ağaçlar henüz yeni yeni yeşermeye başlamışken erguvan göz alıcı çi-çekleri ve rengiyle diğerlerinin arasından çoktan sıyrılmış olur. Erguvandan sonra gelen ağaçlar çınar ve servidir. Ulu ağaç denildiğinde ilk akla gelen çınar, İstanbul'da inşa edilen aşağı yukarı her caminin avlusuna dikilir. Dallarının uzun ve yaygın olmasından dolayı cömertliğin, sağlam karakterin ve yüksek ahlaki değerlerin simgesi sayılır. Servi ise dikildiği yerler genelde kutsal yapılar ve mezarlıklar olduğu için daha uhrevi bir anlam kazanmıştır. Ömrünün uzunluğu, her dem yeşil olması, sürgün vermemesi ve gövdesine paralel uzanan dallarıyla yeşil bir sütunu andırması, servinin Türk-İslam inanışında özel bir yere sahip olmasını sağlar. Mezarlıkta yatanların ruhları servi sayesinde göğe ulaşır, Tanrı kutu da ölülerin kemiklerine servi aracılığıyla iner. İstanbul'daki anıt ağaçların büyük bölümünü oluşturan ve Türk edebiyatında en çok bahsedilen ağaçlar çınar ile servidir. Çeşitli kaynakların verdiği bilgilere göre İstanbul'un en yaşlı ağacı bin beş yüzün üzerindeki yaşıyla Alibeyköy Çınarı, ondan sonra gelen ikinci en yaşlı ağaç ise bin üç yüz yaşında olduğu söylenen Zincirli Servi'dir. Bu ağaçlar haricinde kanımca İstanbul'un diğer ağacı, hiç özen gösterilmemesine, çoğaltılmaya çalışılmamasına rağmen her yerde karşılaşılabilen kokar ağaçtır. Oldukça arsız olan, dam saçakları, duvarlar dahil her yerde biten ko kar ağaç, aynı zamanda İstanbul'daki tarihi eserlere en çok zarar veren ağaçtır; kurtulmaya çalışıldığı oranda çoğalıyor gibidir.

Türkçe

2011

187 Sayfa

17 x 24 cm

Kondisyon iyi durumda