Blog

Eyl15

Açık Mektup: Türkiye’de Antik DNA Çalışmaları Nereye?

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Açık MektupAnadoluAntik DNATartışma

Açık Mektup: Türkiye’de Antik DNA Çalışmaları Nereye?

Makalelerde, analizler için iskelet örneği temin eden Türkiye’den 40’a yakın arkeolog, antropolog ve müze müdürü de yazar olarak yer alıyor.

www.arkeofili.com

Hacettepe, ODTÜ ve Mersin Üniversitelerinde antik DNA alanında çalışan ekip, Türkiye’deki arkeologları, yerli genetikçi ekiplerle çalışmaya çağırıyor.


Ekip, yakın zamanda ana odağı Türkiye olan, ancak analiz aşamalarında Türkiye’den araştırmacıların yer almadığı üç antik DNA makalesininSciencedergisinde yayımlanmasının, kendilerini bu mektubu yazmaya ittiğini söylüyor.

Dr. Ezgi Altınışık, Dr. Gülşah Merve Kılınç, Dr. Öğr. Üyesi Emrah Kırdök, Dr. Öğr. Üyesi Füsun Özer ve Prof. Dr. Mehmet Somel’in yer aldığı ekibin, arkeoloji camiasına hitap ettiği mektubu paylaşıyoruz:

Harvard’dan çıkan Anadolu tarihi makaleleri ışığında Türkiye’de antik DNA çalışmalarının geleceği için çağrı

Anadolu ve çevre coğrafyada toplumların tarihsel hareketliliğini, antik DNA analizi yoluyla anlatan üç kapsamlı makale 26 Ağustos 2022 tarihinde yayınlandı (Lazaridis, Alpaslan-Roodenberg v.d. 2022a; Lazaridis, Alpaslan-Roodenberg v.d. 2022b; Lazaridis, Alpaslan-Roodenberg v.d. 2022c).Türkiye’den toplam 195 insan iskeletinin genetik analizini içeren çalışmaHarvard Üniversitesi’nden bir grup tarafından yürütüldü.

Makalelerdeki kimi analizlerin niteliği, makalelerin endüstriyel üretim tarzı, ayrıca üretilen genetik veri tipine dair bizim ve başka arkeogenetikçilerin eleştirileri olsa da, büyük kaynak isteyen bu tip çalışmaların yürütülüyor ve üretilen verilerin yayınlanıyor olması Anadolu tarihinin anlaşılması açısındançok olumlu gelişmeler.

Makalelerde, analizler için iskelet örneği temin eden Türkiye’den 40’a yakın arkeolog, antropolog ve müze müdürü de yazar olarak yer alıyor. Ancak çalışmaların ana unsurunu oluşturan biyolojik analizler (deneysel ve hesaplamalı çalışmalar)tamamen yurtdışında yapıldı. Yazar listesine bakılırsa çalışmalarda Türkiye’de çalışan biyologlar yer almadı ve görebildiğimiz kadarıyla arkeogenetik alanında ülkeye birbilgi ve teknoloji transferi sağlanmadı.

Türkiye’deki bilimsel kapasitenin gelişimine ve insan yetiştirme faaliyetlerine doğrudan katkıda bulunmayan bu tipdengesiz işbirliklerininTürkiye’de antik DNA çalışmalarının uzun vadede gelişimi açısındanolumsuz etkisinin olacağınıdüşünüyoruz.

Bu gibi çalışmalarınyerli araştırmacıların da tüm araştırma süreçlerinin parçası olduğu şekilde organize edilmesive bu süreçte antik DNA alanında yeni uzmanlar yetiştirilmesi, Türkiye’de antik DNA çalışmalarının ileride yurtdışından gelecek kaynaklardanbağımsız olarak sürdürülebilmesi içintemel bir koşul. Uzun vadede bu çalışmaların Türkiye’de yürütülmesi adına, uluslararası işbirliklerini kurarken uluslararası ortaklara salt örnek temin etmekten ziyade, ülkeyebilgi ve teknoloji aktarımını gerçekleştirecek ortak araştırma planlarıyapılması gerekiyor.

Bunun iki yolu var. Biri bu alanda halihazırda uzman ekiplerle beraber çalışmak. Şu andaHacettepe-ODTÜ-Mersin Üniversitesi Antik DNA Ekibiolarak, antik DNA veri üretimine adanmış iki laboratuvar ve 30’dan fazla araştırmacıyla, hem deneysel ve hesaplamalı altyapı hem de popülasyon genetiği analizleri açısından önemli bir bilgi birikimimiz ve araştırma hacmimiz bulunuyor.

Diğer yol ise yeni antik DNA araştırma ekiplerinin kurulması. Nitekim Türkiye gibi kültürel varlıklar açısından oldukça zengin bir ülkede, antik DNA alanındaki ihtiyacı mevcut HÜ-ODTÜ-MÜ ekibinin tek başına karşılaması imkansız. Aynı zamanda Türkiye’de hem deneysel hem de veri analizi düzeylerinde bu çalışmalara katkıda bulunabilecekgeniş bir moleküler biyolog, biyoenformatikçi ve evrimsel genetikçi topluluğu mevcut. Bu topluluk, yeni antik DNA araştırma gruplarının oluşturulması ve laboratuvarların kurulması için gerekli altyapı ve birikimi hızla geliştirebilir.

Bu tartışma ışığında Türkiye’de antik DNA çalışmalarının uzun erimli sürdürülebilirliği adına Kültür Bakanlığı yetkililerine,arkeologlara, zooarkeologlara ve antropologlara bir çağrıda bulunmak istiyoruz: Antik DNA analizi çalışmalarında yerli biyologlarla daha fazla işbirliği olanakları tartışılmalı, yurtdışındaki araştırmacılarla yapılacak ortaklıklarda da yerli biyologların yer almaları sağlanmalı, özellikle de hesaplamalı analiz (biyoenformatik ve popülasyon genetiği analizleri) aşamasında bu yerli ekiplerin de mutlaka rol oynaması temin edilmelidir.

Ancak bu yapıldığı takdirdeTürkiye antik DNA alanında hızla ilerleyebilir, yurtdışındaki endüstriyel veri üretimi yapan bilim grupların ilgilenmedikleri, arkeoloji ekiplerinin odaklandıklarıkendi yerleşimlerine özgü soruları incelemek, tarihsel soruları dahaderinlemesine ve nitelikli biçimde cevaplamakda mümkün hale gelebilir.

İlgili makaleler:

  • Lazaridis, Alpaslan-Roodenberg v.d., Science 377, 940–951 (2022a)
  • Lazaridis, Alpaslan-Roodenberg v.d., Science 377, 982–987 (2022b)
  • Lazaridis, Alpaslan-Roodenberg v.d., Science 377, eabm4247 (2022c)

Ezgi Altınışık, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim görevlisi (Dr.)

Gülşah Merve Kılınç, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü öğretim görevlisi (Dr.)

Emrah Kırdök, Mersin Üniversitesi Biyoteknoloji Bölümü öğretim üyesi (Dr. Öğr. Üyesi)

Füsun Özer, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyesi (Dr. Öğr. Üyesi)

Mehmet Somel, ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü öğretim üyesi (Prof. Dr.)

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için