Blog
Amerika’nın İlk Yerleşimlerinden Biri Çok Daha Genç Olabilir
Bir arkeolog ekibi, Amerika’daki en eski insan yerleşimlerinden biri olan Şili’deki Monte Verde’nin 14.500 yıllık tarihini sorgulayarak bu kilit Paleo-Amerika alanı için çok daha genç bir yaş öneriyor.
www.arkeofili.com
Şili’deki Monte Verde, daha önce düşünüldüğü gibi 14.500 yıl önce değil, 4.200 yıl önce iskan edilmiş olabilir.

Şili’deki Chinchihuapi Deresi kıyısındaki Monte Verde arkeolojik alanının 2012 yılında çekilmiş bir görüntüsü. C: Geología Valdivia
Şili’deki Monte Verde’nin arkeolojik katmanlarına ilişkin yeni bir analiz, insanların burada başlangıçta önerildiği gibi 14.500 yıl önce değil, 4.200 yıl önce yaşadığını ileri sürüyor. Ancak pek çok uzman, kullanılan yöntemlerdeki hatalara dikkat çekiyor.
Bir arkeolog ekibi, Amerika’daki en eski insan yerleşimlerinden biri olan Şili’deki Monte Verde’nin 14.500 yıllık tarihini sorgulayarak bu kilit Paleo-Amerika alanı için çok daha genç bir yaş öneriyor. Araştırmacılar, yeni tarihlerinin Amerika kıtasının ne kadar erken iskân edildiğine dair mevcut anlatıyı sorguladığını öne sürüyor. Ancak diğer uzmanlar buna ikna olmadı ve çalışmayı “son derece kötü jeolojik çalışma” olarak nitelendiriyor.
Monte Verde arkeolojik alanı, güney Şili’nin dağlarında yer alıyor. 1976’da keşfedilen alanda; taş aletler, korunmuş ahşap, soyu tükenmiş hayvanların kemik ve derileri, bir insan ayak izi, yenilebilir bitki kalıntıları, ocaklar ve doğal ip ortaya çıkarıldı. Radyokarbon tarihlendirmeler, alanın yerleşim düzeyini (Monte Verde II ya da MV-II olarak adlandırılıyor) yaklaşık 14.500 yıl öncesine yerleştirdi.
Bu erken tarih, arkeologların ilk Amerikalıların kıtaya nasıl ulaştığına dair düşüncelerini temelden değiştirdi. Bazı insanların, Clovis halkı yaklaşık 13.000 yıl önce buzsuz bir koridor üzerinden Kuzey Amerika’ya geçmeden önce kıyı güzergâhı üzerinden Güney Amerika’ya ulaşmış olabileceğini düşündürüyordu.
Monte Verde’nin keşfinden bu yana arkeologlar, Clovis göçünden bin yıldan fazla eski olan pek çok alan tespit etti: Oregon’daki Paisley Caves, New Mexico’daki White Sands, Texas’taki Friedkin ve Gault alanları ve Florida’daki Page-Ladson. Ancak MV-II hâlâ sıra dışı bir yere sahip; çünkü Güney Amerika’da güvenilir biçimde tarihlendirilmiş tek Geç Pleistosen arkeolojik alanı.
Science dergisinde yayımlanan bir çalışmada, Wyoming Üniversitesi’nden arkeolog Todd Surovell liderliğindeki uluslararası bir araştırma grubu MV-II’nin yaşını ve oluşumunu yeniden değerlendirdi. Monte Verde’nin büyük olasılıkla Orta Holosen’de, yaklaşık 8.200 ile 4.200 yıl önce iskân edildiği sonucuna vardılar.
Surovell, “Amerika’nın kolonizasyonuna dair anlayışımızı sonsuza dek değiştirmesi gereken sözde 14.500 yıllık arkeolojik bileşen, aslında en iyi ihtimalle 8.000 yıllık bir arazi formasyonundan geliyor. Başka bir deyişle, burası bir buzul çağı alanı değil” diyor.
Surovell ve çalışmanın ortak yazarı paleoekolog Claudio Latorre, 2023’te Monte Verde’yi ziyaret etti ve otuz yıldan fazla bir süre önce ağaç kesimi ve sel nedeniyle tahrip edilen MV-II yerleşim alanının yakınlarından toprak ve organik madde örnekleri topladı. Araştırmacıların Monte Verde bölgesinden aldıkları yeni kömür ve ahşap örneklerinin radyokarbon tarihlendirilmesi, önceki çalışmalarla uyumlu biçimde 13.400 ile 16.500 yıl öncesine uzanan tarihler verdi. Ancak alan karmaşık bir jeolojiye sahip bir dere kıyısında yer aldığından, Surovell ve meslektaşları bu daha eski tarihli malzemelerin aslında çok daha genç bir alan üzerine yeniden biriktiğini ve MV-II’yi olduğundan eski gösterdiğini öne sürdü.
Surovell’e göre yeniden tarihlendirmenin anahtarı, 11.000 yıl önce bir yanardağ patlamasının ardından bölgeyi kaplayan Lepué Tefrası olarak bilinen bir kül katmanı. Araştırmacılar bu tefrayı (volkanik malzemeyi) dere boyunca birkaç jeolojik kesitte tespit etti ve bir noktada erozyonun alan içinden bir kanal açtığı sonucuna vardı. Dolayısıyla MV-II çevresindeki teraslardan daha alçakta olsa da aslında tefra katmanının üzerine yerleşilmişti; bu da onu 11.000 yıldan daha genç kılıyor.
Arkeologlar Jeolojik Analizi Sorguluyor
Ancak Monte Verde’yi 50 yıldır araştıran Vanderbilt Üniversitesi’nden arkeolog Tom Dillehay, araştırmacıların sonuçlarına katılmıyor.
Dillehay, “Monte Verde II alanının altında 11.000 yıllık bir kül katmanı yok. Bölgedeki farklı bir bağlamı inceliyorlar ve bunu başka bir yerden alana yansıtıyorlar” diyor.
Çalışmada yer almayan Texas A&M Üniversitesi’nden jeoarkeolog Michael Waters, volkanik tefra katmanının ilginç yeni bir bilgi olduğunu söylüyor. Ancak çalışmanın “son derece kötü jeolojik çalışma” içerdiğini belirtiyor. Örneğin yazarlar, alan teraslarından birinin kısmen erozyon kısmen de birikim yoluyla oluştuğunu söylüyor; ancak Waters bunun jeolojik olarak imkânsız olduğunu ifade ediyor.
Waters, “Bir arkeolojik alanı değerlendiriyorsanız yapılması gereken çok şey var” diyor: mikromorfoji, ahşap tanımlama, kemiklerin kimyasal analizi, paleosollerin (eski toprak katmanları) ve kriptotefraların (görünmez volkanik kül katmanları) incelenmesi. “Bunların hiçbirini yapmamışlar. Bu çalışma, Monte Verde II’nin Orta Holosen’e ait olduğunu kanıtlama konusunda ciddi biçimde yetersiz kalıyor.”
Monte Verde, 1990’ların sonlarında erken tarihe daha önce şüpheyle yaklaşan arkeologların alanı ziyaret edip tarihlendirmenin bütünlüğünü sorgulamak için hiçbir neden bulmamasının ardından arkeoloji ders kitaplarına Clovis öncesi bir alan örneği olarak girdi.
1997’de o keşif gezisine liderlik eden arkeolog David Meltzer, arkeolojik alanlara alternatif bakış açılarını takdir ettiğini belirtmekle birlikte yeni çalışmada birçok sorun olduğunu söylüyor.
Meltzer, “Çalışmaları aslında alanın kendisinde değil, onlarca ila yüzlerce metre uzaktaki küçük kesitlerde yapıldı.” Araştırmacıların öne sürdüğü gibi dere aktif ve karmaşıksa “örnekledikleri diğer kesitlerin alanın kendisinde olanla pek ilgisi olmayabilir” diyor.
Ders Kitaplarını Henüz Yeniden Yazmayın
Çalışmadaki yöntemsel hatalara ek olarak arkeologlar, Surovell’in “Amerika’nın kolonizasyonu artık Monte Verde’ye bağlı olmadığından, gözden geçirilmiş kronolojimiz insanların Amerika’ya daha yakın bir tarihte geldiğini destekliyor” ifadesine de itiraz etti.
“Yerleşik bilimin sorgulanması sağlıklı bir disiplinin göstergesi” diyor arkeolog Kenneth Feder. Ancak Monte Verde’nin tarihi ne olursa olsun, “bu durum, insanların buzsuz koridor açılmadan önce Kuzey Amerika’ya ulaşmak için önce kıyı boyunca gelmiş olması gerektiği senaryosunu hiçbir şekilde geçersiz kılmıyor.”
Meltzer de aynı görüşte ve başka yerlerdeki arkeolojik alanların Monte Verde’nin çok erken bir insan yerleşimi olarak yorumlanmasını desteklediğine dikkat çekiyor.
Meltzer, “Monte Verde, Amerika’da Clovis’ten eski tek alan değil” diyor. “Yazarlar haklı olsa bile, ki son derece şüpheliyim, bu, Amerika’nın iskân hikâyesinin genel anlatısını değiştirmeyecek.”
Surovell ise o kadar emin değil. 2022’de PLOS One dergisinde yayımlanan bir çalışmada Surovell ve ortak yazarları, Friedkin, Gault ve Coopers Ferry (Idaho) gibi Clovis öncesi alanların üst katmanlardan buluntuların ve organik malzemenin “aşağı sürüklenmesi”yle karakterize edildiğini ve bu alanların gerçekte olduklarından daha eski görünmesine neden olabileceğini savunmuştu.
Surovell, “Bu tür tarihlendirme tekrarlamalarının daha fazla yapılması gerektiğini gösteriyor” diyor. “Özellikle 22.000 yıl önceki White Sands gibi aykırı görünen alanlarda. Bu çok tuhaf bir şey. Bu insanlar nereden geldi? Olası bir açıklama, o alanın yanlış yorumlanmış olması.”
Ancak Dillehay, Surovell ve ortak yazarlarının açık bir gündemi olduğunu söylüyor: ilk Amerikalıların yaklaşık 13.000 yıl önce buzsuz bir koridor üzerinden geldiğini savunan “Önce Clovis geldi” teorisini geri getirmek.
Dillehay, “Monte Verde Projesi’nin arkasındaki bilimsel ekip, çalışmadaki yöntemsel, ampirik ve bağlamsal hataları sistematik biçimde ele alacak ayrıntılı bir bilimsel yanıt hazırlıyor” diyor.
Surovell ise şöyle diyor: “Farklı bir sonuca vardık. Bizimkinin doğru olduğunu söylemiyoruz. Yaptığımızı tekrarlamaya çalışacak birisini kesinlikle memnuniyetle karşılarım.”
Live Science. 19 Mart 2026.
Makale: Todd A. Surovell et al. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >