Blog

Tem5

Arkeologlar, Mısır’ın Batı Çölünde Bizans Kenti Ortaya Çıkardı

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Antik MısırBatı ÇölüBazilikaBizansDakhla



Arkeologlar, Mısır’ın Batı Çölünde Bizans Kenti Ortaya Çıkardı

Massoud, bölgede sağlam savunma duvarlarına sahip, yoğun şekilde tahkim edilmiş bir yapının yanı sıra kabul salonları ve tonozlu çatılardan oluşan çok sayıda evin bulunduğunu ekliyor.

 

www.arkeofili.com

 

Mısır’daki arkeologlar, batı çölünde 4. yüzyıla tarihlenen, iyi korunmuş Bizans dönemine ait bir kenti ortaya çıkardı.

Bizans dönemine ait bu kentte konut ve dini yapılar bulunuyordu. C: Ministry of Tourism and Antiquities

İyi korunmuş dördüncü yüzyıl mahalleleri, gündelik yaşama, kentsel gelişime ve ekonomik faaliyetlere dair ayrıntıları gözler önüne seriyor.

Dördüncü yüzyıla ait mahallelerde, Dakhla vahasındaki bazilika tarzı bir kilise de dahil olmak üzere konut ve dini yapılar bulunuyordu. Arkeologlar ayrıca sikkeler, çanak çömlek parçaları ve aletler de buldu.

Bundan ayrı olarak, İskenderiye yakınlarındaki Marina el-Alamein’de, kayaya oyulmuş ve kireç taşından mezarlar, çanak çömlek ve granit bir lahdi içeren 18 eski mezar keşfedildi.

Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, ilk keşfin, Mısır’ın Bizans imparatorluğunun bir parçası olduğu dönemdeki gündelik yaşama, kentsel gelişime ve ekonomik faaliyetlere dair ayrıntıları ortaya koyduğunu bildirdi.

Eski Eserler Yüksek Konseyi genel sekreteri Hisham el-Leithy, gün yüzüne çıkarılan mahallelerin, doğu-batı doğrultulu sokaklarla kesişen kuzey-güney doğrultulu ana yollar içerdiğini ve bunların açık meydanlar ile kamusal alanlar oluşturduğunu söylüyor.


Dakhla vahası içindeki bu kent, Bizans dönemine uzanıyor. C: Ministry of Tourism and Antiquities

Arkeoloji heyetine başkanlık eden Mahmoud Massoud’a göre, yerleşimin başında, ana caddelerine bakan ve dördüncü yüzyılın ortalarına tarihlenen bir bazilika ile çevre kesimleri korumak için yapılmış iki gözetleme kulesinin kalıntıları yer alıyor.

Mısır’ın batıdaki New Valley bölgesinde bulunan vaha, UNESCO’nun geçici listesinde yer alıyor. Bu da kurumun dünya mirası listesine eklenmesine bir adım kaldığı anlamına geliyor.

Massoud, bölgede sağlam savunma duvarlarına sahip, yoğun şekilde tahkim edilmiş bir yapının yanı sıra kabul salonları ve tonozlu çatılardan oluşan çok sayıda evin bulunduğunu ekliyor.

Bunların arasında, bir kilise diyakozu olan Tisous’un, 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen evi de vardı. Arkeologlar, bu evin kentin bazilikası inşa edilmeden önce bir ev kilisesi işlevi gördüğünü düşünüyor.

Arkeologlar ayrıca ekmek fırınları, mutfaklar, öğütme aletleri ve Bizans imparatorlarının portrelerini, Latince yazıtları ve Hıristiyan sembollerini taşıyan bronz sikkeler de ortaya çıkardı.


Arkeologlar ayrıca ekmek fırınları, mutfaklar, taş öğütme aletleri ve bronz sikkeler de ortaya çıkardılar. C: Ministry of Tourism and Antiquities

Bakanlık açıklamasına göre, gün yüzüne çıkarılan bir grup altın sikke, 337 ile 361 yılları arasında hüküm süren Roma imparatoru II. Constantius’un saltanat dönemine tarihleniyor.

İslami, Kıpti ve Yahudi eserleri departmanının başkanı Diaa Zahran, yazı malzemesi olarak kullanılmış olan yaklaşık 200 çanak çömlek parçasından oluşan bir koleksiyon bulduklarını söylüyor. Zahran’a göre, ostrakon olarak bilinen bu parçalar, ticari işlemleri, yazışmaları ve gündelik yaşama dair diğer ayrıntıları anlatan yazıtlar taşıyor.

Arkeologlar ayrıca, Akdeniz kenti İskenderiye’nin yaklaşık 100 kilometre batısında yer alan Marina el-Alamein arkeolojik alanında da eski mezarlar buldu.

Bakanlığa göre buluntular arasında, ortalama sekiz metre derinliğinde 11 kayaya oyulmuş mezar ve yüzeyde kireç taşından inşa edilmiş yedi mezar yer alıyor. Bu, alanda bulunan toplam mezar sayısını 48’e çıkardı.

Arkeologlar alanda çanak çömlek kapları, amforalar, kandiller, tabaklar, sunaklar ve kireç taşından büyük kaplar buldu.

Heyet başkanı Eman Abdel-Khaliq, üzerinde çalışılan iskelet kalıntılarıyla birlikte 2,5 metre uzunluğunda granit bir lahit bulduklarını söylüyor. Lahdin yakınında, alçıdan bir sfenks heykelinin kalıntıları da ortaya çıktı.

Abdel-Khaliq, “altın dil” olarak bilinen dört altın parçanın, ölülerden bazılarının ağzının içine yerleştirildiğini ve bunun o döneme ait cenaze inançlarıyla ilişkili bir uygulama olduğunu söylüyor.

Marina el-Alamein, Mısır’ın kuzey kıyısındaki Alamein kentine yakın, 1986’da gün yüzüne çıkarılmış bir arkeolojik alan. Arkeologlar, alanın, ikinci yüzyılda inşa edilen ve dördüncü yüzyıla kadar varlığını sürdüren, Akdeniz kıyısındaki antik Greko-Roma liman kenti Leukaspis olduğunu düşünüyor.


The Guardian. 4 Temmuz 2026.

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için