Blog
Bilinen İlk Veba Kurbanları Sibirya’da Bir Mezarlıkta Bulundu
Yeni bir çalışmaya göre Sibirya’daki avcı-toplayıcılar yaklaşık 5.500 yıl önce ölümcül veba salgınlarına kurban gitti. Bu da bugüne dek vebaya dair bilinen en eski kanıtı oluşturuyor.
www.arkeofili.com
Veba kurbanlarının bilinen en eski kanıtı Sibirya’da bulundu ve bu kanıt, özellikle çocuklar için ölümcül olabilecek bir gen taşıyordu.

Ust’Ida I mezarlığında veba kurbanlarıyla birlikte gömülen 9-11 yaşlarındaki bir kız çocuğunun kafatası. C: Angela Lieverse
Yeni bir çalışmaya göre Sibirya’daki avcı-toplayıcılar yaklaşık 5.500 yıl önce ölümcül veba salgınlarına kurban gitti. Bu da bugüne dek vebaya dair bilinen en eski kanıtı oluşturuyor.
Taş Çağı kalıntılarını inceleyen bir araştırma ekibi; veremli, hıyarcıklı ve septisemik vebaya yol açan bir bakteri olan Yersinia pestis’in daha önce bilinmeyen suşlarına ait antik DNA’yı bir düzineden fazla bireyde tanımladı.
Çalışmaya göre bu avcı-toplayıcı insanları enfekte eden hastalık büyük olasılıkla pnömonik veba, muhtemelen vahşi dağ sıçanlarından yayıldı ve Baykal Gölü çevresinde yaşayan aile gruplarını kasıp kavurdu.
Yeni bulunan iki veba suşunun antik DNA’sı; büyük çaplı bağışıklık tepkilerini tetikleyen proteinleri kodlayan benzersiz bir geni ortaya koydu. Yazarlar çalışmada, bunun belki de hastalıktan en çok çocukların ölme olasılığının yüksek olduğunu açıkladığını yazıyor.
Çalışmanın baş yazarı, Oxford Üniversitesi’nde antik genomik araştırmacısı Ruairidh Macleod’a göre tarihöncesi avcı-toplayıcılarda iki ölümcül veba salgınının keşfi; salgınların ilk kez tarımın yükselişinden sonra yaşandığına dair uzun süredir kabul gören varsayıma meydan okuyor.

12-15 yaşlarında bir erkek çocuğu ve 13-16 yaşlarında bir kız çocuğunun bulunduğu bu ortak mezarda veba belirtilerine rastlandı. C: Vladimiri Bazaliiskii
Macleod, “Beklediğimizden çok daha erken bir dönemde bol miktarda veba bulmak gibi son derece çarpıcı bir sonuçla karşılaştık. Bu, erken veba salgınlarının öldürücülük oranını gösteren doğrudan kanıta belki de bugüne dek en çok yaklaştığımız nokta” diyor.
Veba insanlık tarihinde son derece önemli bir rol oynadı ve bugün de insanları enfekte etmeyi sürdürüyor. Günümüzde insanları etkileyen Y. pestis suşu; ağırlıklı olarak Afrika’da olmak üzere hâlâ salgınlara yol açıyor, ancak ABD’de de yılda ortalama yedi insan vakası bildiriliyor. Bugün erken yakalanan Y. pestis vakaları antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor.
Çalışmanın ortak yazarı, Kopenhag Üniversitesi’nden evrim genetikçisi Eske Willerslev, çalışmanın yayımlanmasından önce düzenlenen bir basın toplantısında, hastalığın zaman içinde nasıl evrildiğini anlamanın Y. pestis’in gelecekte nasıl değişebileceğine dair kavrayış kazanmak için gerekli olduğunu söyledi.
Tarihöncesi veba salgınları
Araştırmalar, veba salgınlarının 14. yüzyıl Avrupasını kasıp kavurmuş ve yaklaşık 25 milyon insanı (o dönemde Batı Avrupa nüfusunun yüzde 25 ile 33’ünü) öldürmüş yıkıcı salgın olan Kara Ölüm’den çok önce de toplulukları yıkıma uğrattığına işaret ediyor.
Örneğin bugünkü İskandinavya’da yaşayan çiftçilerde 5.300 ile 4.900 yıl önce yinelenen veba salgınları saptandı. Ancak bakteri, bilinen bazı hastalığa yol açan genlerden yoksun olduğu için bu erken veba suşlarının ölümcül mü yoksa yalnızca hafif bir hastalığa mı yol açtığı hararetle tartışıldı.
Şimdi ise Baykal Gölü’nden çıkan Angara Nehri’nin kıyıları boyunca dört mezarlığa gömülmüş avcı-toplayıcıların antik DNA’sının yakından incelenmesi; tarihöncesi veba türlerinin ölümcül olduğunu ve kitlesel ölümlere yol açtığını gösteren, muhtemelen umabileceğimiz en iyi kanıtı sağladı.

Üç bireyin ortak mezarı. Bunlardan ikisinin antik DNA analizleriyle üvey kız kardeş (aynı anneden) oldukları belirlendi, yaşları 9-10 ve 5-6. C: Vladimiri Bazaliiskii
Bu mezarlıklarda yapılan önceki kazılar sırasında araştırmacılar, kısa bir süre içinde alışılmadık biçimde yüksek sayıda çocuğun gömüldüğünü fark etmişti. Macleod basın toplantısında, şiddet ya da başka yaralanmalara dair hiçbir iz olmadığını, bu durumun arkeologları neden bu kadar çok çocuğun öldüğüne dair açmaza soktuğunu anlattı.
Macleod ve ekibi, antik DNA’nın bu gizeme ışık tutup tutamayacağını görmek için devreye girdi. Araştırmacılar dört mezarlıktaki 46 bireyin dişlerinden antik DNA çıkardı. Akrabalık ilişkilerini kontrol ettikleri gibi bilinen mikroplara ait antik DNA için de tarama yaptılar.
Şaşırtıcı biçimde 18 bireyde büyük miktarlarda Y. pestis tanımladılar. Bu vakalar; biri yaklaşık 5.596 ile 5.341 yıl önce arasında süren, diğeri büyük olasılıkla 5.126 ile 4.926 yıl önce arasına yayılan iki ayrı hastalık salgınını kapsıyordu.
Bazı mezarlar aynı anda gömülmüş birden fazla enfekte bireyin kalıntılarını içeriyordu. Bu da aynı salgın sırasında öldüklerine işaret ediyor. Bir mezar; yakın akraba olan üç genç kıza aitti, bir başkasında ise bir yeğen ile teyzesi bulunuyordu.
Macleod, “Bu kişileri hayattayken tanıyan, kimliklerinin ne olduğunu ve biyolojik ilişkilerinin ne olduğunu bilen, ölüleri gömecek ve onları ortak mezarlara koyacak hayatta kalanlar olmuş olmalı” diyor.
Macleod, şu anda bireylerden hangilerinin salgınlardan sağ kurtulduğunu belirleyebilecek vebaya özgü antikorları tanımlamanın mümkün olmadığını ekliyor.
Live Science. 17 Haziran 2026.
Makale: Macleod, R., Seersholm, F.V., De Sanctis, B. et al. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >