Blog

Ara3

Boncuklar, Afrika’daki Ticaret Rotalarını Gösteriyor

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  BoncukMalaviTicaret

Boncuklar, Afrika’daki Ticaret Rotalarını Gösteriyor

Boncukların temel bileşiminin bir analizi, biri hariç hepsinin Avrupa’da 19. yüzyılın ortalarında moda olan cam tarifleri kullanılarak üretildiğini ortaya çıkardı.

Begüm Bozoğlu - www.arkeofili.com

Cam boncuklar, kıtanın hinterlandındaki Avrupa ticaretinin, yüzyıllardır var olan yerli ticaret yolları üzerine inşa edildiğini gösteriyor.


Malavi’deki arkeolojik alanlarda keşfedilen 29 cam boncuktan ikisi. Yapılan bir analiz, boncukların biri hariç hepsinin Avrupa’da yapıldığını gösteriyor. Sağdaki küçük olan gibi boncukların çoğunun çapı 2 milimetreden az. C: Dan Renzetti

Yale Üniversitesi’nden antropolog Jessica Thompson’ın ortak yazarı olduğu bir araştırmaya göre, Doğu-Orta Afrika’daki Malavi Gölü kıyılarından yaklaşık 40 km uzaktaki dağ mağaralarında keşfedilen küçük cam boncuklar, kıtanın hinterlandındaki Avrupa ticaretinin, kıyıdan iç kesimlere kadar yüzyıllardır var olan Yerli ticaret yolları üzerine inşa edildiğinin kanıtını sağlıyor.

Thompson, boncukların aynı zamanda, Avrupa’nın bölgedeki artan siyasi ve ekonomik ilgisinin Hint Okyanusu tüccarları ve Afrika’nın iç kesimlerindeki topluluklar arasındaki ticareti etkilediği 19. yüzyıldaki bir döneme ait eserler olduğunu belirtiyor.

“African Archaeological Review” dergisinde yayımlanan çalışma, 2016’dan 2019’a kadar kuzey Malavi’deki Kasitu Vadisi’nde, doğu kıyısına 644 kilometreden fazla mesafedeki üç bölgede ortaya çıkarılan 29 cam boncuk koleksiyonuna dayanıyor.

Boncukların temel bileşiminin bir analizi, biri hariç hepsinin Avrupa’da 19. yüzyılın ortalarında moda olan cam tarifleri kullanılarak üretildiğini ortaya çıkardı. İstisna olan örnek ise, Güney Asya’da 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar üretilen tipik cam boncuk bileşimine sahipti.

Boncukların menşei, ardından gelenler 19. yüzyılın ikinci yarısında günümüzde Malavi olan yerde bir mevcudiyet oluşturmadan önce, bölgedeki insanların doğrudan veya dolaylı olarak Avrupalılarla ticaret yaptığını gösteriyor.

Bu ticaret büyük olasılıkla, cila endüstrisinde kullanılan bir reçine olan sakız kopalı ve Avrupa ve Kuzey Amerika’da değerli olan fildişi gibi emtia ticaretinin artmasıyla ilişkiliydi. Thompson ayrıca, Zanzibar ve diğer Hint Okyanusu adalarındaki baharat tarlalarına zincirlenmiş olarak götürülen köleleştirilmiş insanların yakalanması ve nakledilmesinin de muhtemel olduğunu belirtiyor.

Yale Fen Edebiyat Fakültesi’nde antropoloji profesörü ve makalenin kıdemli yazarı Thompson, bunun karanlık bir hikaye olduğunu söylüyor. “Hint Okyanusu tüccarları, uzak yerlerde yüksek talep gören şeylerle takas edebilecekleri bu küçük boncuklar gibi Avrupa mallarına erişime sahipti. Bu, Afrika’nın derinliklerinde bugün de devam eden bir sömürü hikayesi. Ve 1800’lerin ortalarında, Doğu Afrika’da hala birkaç on yıl daha devam edecek bir köle ticareti vardı.”

Thompson, araştırmaları tipik olarak çok daha “eski” insan gruplarını ilgilendiren bir paleoantropolog. Ancak Malavi’de Taş Devri eserlerini arayan meslektaşlarıyla birlikte çalışırken, 1 milimetrelik eleklerinde cam boncuklar gün yüzüne çıkmaya başladı. (Bir tanesi hariç tüm boncukların çapı 5 milimetreden azdı. En küçüğünün çapı ise 2 milimetreden daha küçüktü.)

Bazıları o kadar küçüktü ki onları ilk bulduklarında boncuk olduklarını anlayamamışlardı. Sadece küçük, parlak renkli noktalar gibi görünüyorlardı.

Thompson ve araştırmanın diğer ortak yazarları, Chicago’daki Field Museum’da kıdemli bir araştırma bilimcisi olan ve boncukların bileşimini, lazer ablasyon indüktif eşleşmiş plazma kütle spektrometresi adı verilen bir teknik kullanarak analiz eden Laure Dussubieux ile birlikte çalıştı. Thompson’ın belirttiğine göre esasen, boncuklar, temel yapılarını onlara zarar vermeden belirlemek için yüksek enerjili bir lazerle şoklandı.

Bu teknik, 1966’dan beri düzinelerce bölgede binlercesi keşfedilen Malavi’de çıkarılan cam boncuklara ilk kez uygulanmıştı.

Araştırmacılar, kökenlerini belirlemek için boncukların kimyasal bileşimlerini incelediler. Örneğin, çalışmadaki beş kırmızı beyaz boncuk, 19. yüzyılda Avrupa tariflerinde camı opak yapmak için kullanılan yüksek konsantrasyonlarda arsenik içeriyordu. Araştırmaya göre, bu boncuklar muhtemelen 19. yüzyılda Avrupa’nın boncuk yapım endüstrisinin merkezi olan Venedik’te üretilmişti.

İskoç misyoner David Livingstone’un Afrika’nın iç bölgelerinin haritalarını oluşturduğu ve Britanya’daki insanları doğu-orta Afrika’ya daha fazla ilgi duymaya teşvik ettiği sıralarda üretilmişlerdi. (İngilizler sonunda, 1964’te bağımsız bir ülke haline gelebilen Malavi’yi hakimiyeti altına almıştı).

Alanlardan birinde ortaya çıkarılan bir boncuk, buluntu grubunda Avrupa kökenli olmayan tek örnekti. Araştırmacılar, bileşiminin Hindistan’ın Maharashtra kıyısındaki eski bir kasaba olan Chaul’da 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar üretilen boncuklarla tutarlı olduğunu, yani muhtemelen Avrupa boncuklarından yüzlerce yıl önce Doğu Afrika’nın iç kesimlerine ulaştığını gösterdiği sonucuna vardı.

Thompson, radyokarbon tarihlemesinin, kabukların 1150 ila 1341 yaşları arasında olduğunu belirlediğini, bunun da Avrupa ve Hint kökenli cam boncukların iç kesimlerdeki topluluklara köklü ticaret ağları aracılığıyla ulaştığını gösterdiğini belirtiyor. “Bu bize, Avrupalıların bölgedeki deneyimlerini belgelemeye başlamasından en az 1.000 yıl önce, insanların zaten Hint Okyanusu’ndan, dağların üzerinden ve göllerin çevresinden iç kesimlere kadar çok karmaşık yollardan ticaret yaptıklarını gösteriyor. Afrika’ya yeni gelenler, uzun vadeli Yerli etkileşimleri yoluyla yaratılan ticaret yollarından yararlanıyorlardı.”

“Bu sadece Avrupalıların gelip mallarını Afrika’nın iç kesimlerindeki insanlara dağıtmalarının hikayesi değil” diye ekliyor Thompson ve şöyle devam ediyor: “Orada yaşayan insanlar, yerleşik ve verimli yollarla yüzyıllardır Hint Okyanusu mallarının ticaretini yapıyorlardı. Bu çalışma, arkeolojinin ve eserlerin, yalnızca yazılı kayıtlara güvenildiğinde gizli kalacak önemli bilgileri nasıl ortaya çıkarabileceğini gösteriyor.”


Yale University. 16 Eylül 2022.

Makale: Dussubieux, L., Welling, M., Kaliba, P.et al.(2022).

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için