Blog

Kas10

Bu Eski Kral, Neden Kütüphanesiyle Gurur Duyuyordu?

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AssurAsurbanipalKütüphaneNinova



Bu Eski Kral, Neden Kütüphanesiyle Gurur Duyuyordu?

Assur İmparatorluğu’nun son zamanları çalkantılı, şiddetli ve hatta acımasızdı.

Begüm Bozoğlu - www.arkeofili.com

Mısır’dan Mezopotamya’ya kadar olan toprakları fetheden Assur İmparatorluğu’nu yöneten Asurbanipal’in askeri gücü tartışılmazdı, ancak bu güçlü imparator, MÖ 7. yüzyılda dünyanın en büyüğü sayılan kraliyet kütüphanesiyle böbürleniyordu.


Asurbanipal, Ninova’da Kuzey Sarayı’ndaki MÖ 7. yüzyıldan kalma bu kabartmada, arabasından aslanları avlamak için bir yay kullanıyor. C: British Museum

Saray duvarlarındaki yazıtlarda ve çivi yazılı tabletlerde, “Büyük Kral, Kudretli Kral, Assur Kralı, Sümer ve Akad Kralı, Dünyanın Kralı” olarak adlandırılıyordu. Bu ünvanlar bugün abartılı görünebilir, ancak onun zamanı için normaldi. Asurbanipal, neredeyse 40 yıl boyunca, zamanının en büyük krallığına, Assur İmparatorluğu’na hükmetti.

Asurbanipal’in bir dünya lideri olarak büyüklüğü tartışmaya çalışırken, çağdaşları olan Assurluların “dünya” ile ne kastettiğini anlamak hayati önem taşıyor. Dünyaları Mezopotamya’ydı, ancak Assur toprakları bundan daha genişti – Akdeniz’den Basra Körfezi’ne ve Mısır’dan Türkiye’nin güneydoğusundaki dağlara dek. Assurlular, ötesinde başka toprakların, halkların, kabilelerin ve şehirlerin bulunduğunun kesinlikle farkındaydılar, ancak kendi krallıklarının dışında kalanları “boş topraklar” olarak adlandırıyorlardı: sunacak hiçbir değerin olmadığı, uygar olmayan insanların işgal ettiği topraklar.

MÖ 7. yüzyıl tarihli “Tufan” ya da “Gılgamış Tableti”nin bir parçası. C: The Trustees of The British Museum.

Assur İmparatorluğu’nun son zamanları çalkantılı, şiddetli ve hatta acımasızdı. Asurbanipal’in, bu imparatorluğu sözde boş topraklardan gelen o bilinmeyen ordulardan güvende tutmak için askeri ve diplomatik her türlü yeteneğini kullanması gerekiyordu.

Asurbanipal, MÖ 685 civarında, Kral Esarhaddon ve üç karısından birinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Asurbanipal 12 ya da 13 yaşındayken, Esarhaddon tahta geçmek için hazırlanmaya başlamıştı. En büyük oğul henüz olgunluğa erişmeden ölmüştü. Kavgalardan ve saray entrikalarından kaçınmak için kral, hem Asurbanipal’i hem de ağabeyi Shamash-shum-ukin’i veliaht prens olarak ilan etti. Assur kontrolü altındaki Babil şehrini yönetmesi için Şamaş-shum-ukin’i görevlendirdi. Asurbanipal başkentte kaldı.

Asurbanipal’in babası Esharhaddon, Kraliçe Anne Naqi’a-Zakutu ile bir kabartma üzerinde tasvir edilmiş. C: BRIDGEMAN/ACI

Veliaht prens Asurbanipal askeri işler, diplomasi ve yönetim alanlarında eğitim gördü. Ayrıca tarih, edebiyat, okçuluk, avcılık ve binicilik dersleri aldı. Rahiplerin ve katiplerin öğretilerinde ustalaştı ve Sümerce ve Akadca okumayı öğrendi. Muhtemelen kraliçe anne olan büyükannesi Naqi’a-Zakutu’nun müdahalesiyle, asillerle ve kraliyet mensuplarıyla ilgili ağır sorumluluklar verildi, idari atamaları kontrol etti, Assur anavatanı içindeki yapı projelerini denetledi ve hatta imparatorluk istihbarat servisini yönetti.

Bu sorumluluklardaki ustalığı, gösterdiği devlet idaresi yeteneği ve babasına verdiği ayrıntılı raporlar, kral Esarhaddon’un Mısır’a askeri sefere çıktığında işlerden sorumlu olarak Asurbanipal’i bırakmasına neden oldu. Bu onun son vekilliğiydi. Kral Esarhaddon, MÖ 669’da Harran’da öldü. Asurbanipal’in soylularla ve orduyla kurduğu ilişkiler, babasının ölümünden sonra iktidar geçişini yumuşatmıştı.

C: Getty

Kas Gücü ve Zeka

Asurbanipal, babasının mücadelelerini sürdürdü ve seleflerinin çoğu gibi, kral olarak konumunu pekiştirmek için kendi askeri harekatlarını başlattı. Öne çıktığı nokta, askeri zaferlerinin önemi ve kapsamıydı. Son derece başarılı fetihler elde etti: MÖ 664’te Yukarı Mısır’ın başkenti Thebes’e ve MÖ 653’te Til Tuba Savaşı’nda Elam’a karşı. MÖ 648’de Babil’de kardeşi Shamash-shum-ukin’in bir isyanını bastırdı ve MÖ 647’de Susa şehrini yağmaladı.

Asurbanipal, yazıtlarda kendisinin en istisnai Assur kralı olduğunun altını çiziyordu. Çoğu eski liderin aksine, onun büyüklük iddiası yalnızca askeri kahramanlığa dayanmıyordu. Fethedilen topraklar ve boyun eğdirilen düşmanlar göz önünde bulundurulduğunda zaferleri kesinlike öne çıkıyordu ancak Asurbanipal, entelektüel yetenekleriyle de övünüyordu: “Ben, Asurbanipal, Nabu’nun [yazı tanrısı] bilgeliğini öğrendim, ne kadar çok olursa olsun tüm uzmanların yazı uygulamalarını ele geçirdim.”

Asurbanipal, MÖ 668-655 civarına tarihlenen bir Babil stelinde, ritüelistik bir sepet taşırken tasvir ediliyor. C: The Trustees of The British Museum/SCALA, FLORENCE

Eski metinleri yorumlama, karmaşık matematik problemlerini çözme ve teolojik soruları sarayının en ünlü bilgeleri ve kahinleriyle tartışma becerisine atıfta bulunan yazıtlar bulunuyor. Bir metinde Asurbanipal, kendisini, bilgelik tanrısı Ea tarafından zeka ile donatılmış yedi Mezopotamya bilgesinden ilki olan Adapa’nın bir öğrencisi olarak tanımlar. Efsanevi Adapa, Babil efsanesine göre Mezopotamya şehirlerini harap eden eski selden önce yaşamıştı.

Efsaneye göre, Adapa her şeyi bilmesine rağmen, gök tanrısı Anu’nun kendisine sunduğu sonsuz yaşamın ekmeğini ve suyunu kabul etmeyi reddettiği için hiçbir zaman ilahi bir statü kazanamaz ve onun bu reddedişi yüzünden Adapa ve tüm insanlık ölümsülük fırsatını kaçırır. Assur kuruluş mitlerinin merkezinde yer alan bir figür olarak Adapa’ya kendisini bağlayan Asurbanipal, Assur’un saygıdeğer atalarıyla aynı seviyeye yükseltti ve antik Sümer tabletlerini deşifre etme becerilerinin altını çizdi.

Toplanılan Kitaplar

Kendini her zaman bir entelektüel olarak sunmaya hevesli olan Asurbanipal, en önemli mirası haline gelen şeyi yaratmak için yola çıktı: Ninova’daki büyük kraliyet kütüphanesi. Orada edebi metinlerden tıp, büyü ve kehanete kadar çok çeşitli Mezopotamya bilgisinin kayıtlarını bir araya topladı.

Assur kütüphanesini kurma süreci uzun ve karmaşıktı. Kral, görevlilerine Assur ve Babil’deki tüm kütüphanelerin materyallerini toplamalarını emretti. Bu şekilde, II. Sargon ve Sanherib’in eski katibi Nabu-zuqup-kenu’nun astronomi ve meteorolojik gözlemlere dayanan geniş bir kehanet metinleri koleksiyonunu içeren özel kütüphanesini elde etmiş oldu.

Asurbanipal tarafından Ninova’da yaptırılan kütüphanede, MÖ 10. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar olan takımyıldızları gösteren dairesel bir tablet bulundu. C: The Trustees of The British Museum

Babil’deki koleksiyonlar tapınaklardaki katipler ve rahipler tarafından yakından korunduğundan, Babil kütüphanelerine baskın yapmak Assur kütüphanelerine göre daha zordu. Asurbanipal ile Babil’in veliaht prensi olan kardeşi Shamash-shum-ukin arasındaki ilişki dostane olduğu sırada, Asurbanipal Babil bilgelerinden ellerindeki en önemli metinlerin kopyalarını istedi.

Ancak, MÖ 652’deki Babil isyanından sonra, Asurbanipal’in politikası çok daha agresif hale geldi ve isteğine göre belgelere el koydu. MÖ 647’de, Babil isyanı bastırıldığında, Ninova kütüphanesine doğrudan Babil’den getirilen 1.469 çivi yazılı tabletin eklendiğine dair kanıtlar bulunuyor.

Asurbanipal’in kardeşi Shamash-shum-ukin, Babil’i Asur’a tabi devlet olarak yönetiyordu. Asur’un MÖ 648’de bastırdığı Babil isyanı sırasında güçlü surları bile şehri koruyamadı. C: Sergey Mayorov/Getty Images

Asurbanipal, kütüphanesini oluşturmaya çok zaman ve dikkat ayırdı. Bazen kopyalama sürecini bizzat denetledi, hatta zevkine göre değişiklikler önerdi. Bu politika, katiplik uygulamasına aykırıydı; metinlerin eski zamanlardan tanrılar veya bilgeler tarafından aktarılan eski bilgileri içerdiği düşünüldüğünden, tapınak katipleri değişiklik yapmama konusunda titiz davranıyorlardı. Asurbanipal’in bu kuralı çiğneme tercihi, kendisini yedi bilgeden oluşan yüce grup arasında bir yere layık gördüğünü gösteriyor.

Kralın Sarayı

Asurbanipal’in en büyük miraslarından bir diğeri, MÖ 646 ile 644 yılları arasında inşa edilen ve bugün Ninova Kuzey Sarayı olarak bilinen yapının inşasıydı. Bu önemli yapı projesi, büyük ölçüde Assur’un Elam ve Babil’e karşı kazandığı kesin zaferlerde ele geçirilen ganimet ve malzeme kaynakları sayesinde mümkün olmuştu.

Kuzey Sarayı, Asurbanipal’in yeni ikametgahını korumasını istediği tanrıça olan İştar’ın tapınağının yanında, yaklaşık 6 metre yüksekliğinde geniş bir terasta inşa edildi. Pek çok savaş esiri de dahil olmak üzere yüzlerce işçi ve asker, kralın emriyle sarayda çalıştırıldı.

Kralın kütüphanesinde bulunan ve MÖ 643’ten günümüze ulaşan Rassam Silindiri, Asurbanipal’in dokuz askeri seferinin kayıtlarını içeriyor. C: The Trustees of The British Museum

Assur binalarının büyük çoğunluğu gibi, Kuzey Sarayı da kerpiçten inşa edilmişti, dolayısıyla orijinal yapıdan günümüze çok az kalıntı ulaşabildi. Neyse ki, yapılar, çoğu günümüze ulaşan taş kabartmalarla süslenmişti. Sanatsal nitelikleri ve ayrıntılarının derinliği, Assur kralının hayatı ve kişiliği hakkında değerli bilgiler sunuyor.

Asurbanipal, kötü ruhları uzak tutmak adına gösterişli sarayı için sihirsel bir koruma arıyordu; bu uygulama yeni bir şey değildi. Dedesi Sanherib ve büyük dedesi II. Sargon, koruma işini lamassulara, yani insan başlı, boğa ya da aslan gövdeli, kanatlı devasa heykellere emanet etmişti. Ancak Asurbanipal bu etkileyici yaratıklardan vazgeçerek taht odasını korumak için Mezopotamya mitolojisinden güçlü koruyucu ruhlar olan Sebitti’nin temsillerine yöneldi.

Taht odasındaki kabartmaların çoğu, Asurbanipal’in Babil, Elam, Mısır ve Arap kabilelerine karşı yapılan seferler de dahil olmak üzere büyük askeri zaferlerini anan savaş sahnelerini tasvir ediyordu. Asurbanipal, askerlerine savaş alanında nadiren eşlik etse de, büyük bir askeri lider olarak bir mirası koruyacak olan bu ayrıntılı kabartmalar aracılığıyla güçlü bir ikonografi yarattı.

Çok az kişinin erişebildiği sarayın özel odalarında kral, kabartmalar için biraz farklı bir vurgu seçmişti. Bu mekanlarda askeri temalı kabartmalar, kralın zaferlerini kutladığını gösteren sahnelerle birleştirilmişti. Bir panel, Asurbanipal’in Til Tuba Savaşı’nda mağlup ettiği Elam kralı Teumman’ın kesik başını kullanarak ritüelistik libasyon gerçekleştirdiğini gösteriyor (yenilen kralın başı Ninova sokaklarında dolaştırılmıştı). Askeri zaferlerin ve zafer kutlamalarının bu yansımaları, ziyaretçilere Assur gücüne direnmeye cüret edenlerin ödediği bedele dair net bir mesaj göndermeyi başarmış görünüyor.

Kuzey Sarayı’ndaki belki de en ünlü sanat eserleri, eski Assur’daki kralların sporu olan aslan avına dair kabartmalar. Çarpıcı, gerçeğe yakın bir şekilde işlenen kabartmalarda, Asurbanipal ve maiyeti, acı veren ölümleri tüyler ürpertici ayrıntılarıyla gösterilen çok sayıda aslan öldürürken betimleniyor.


Kuzey Sarayı’ndan bir duvar panelindeki bir av sahbesinde betimlenen aslan. C:Flickr/Steven Zucker

Kralın Ağıtı

Asurbanipal henüz 16 yaşındayken tahta geçmiş ve 38 yıl hüküm sürmüştü. Nil’den Basra Körfezi’ne kadar birçok seferi yönetmişti. Komutanları onun savaşlarını yürütürken, imparatorluğun idari mekanizmasını gözetleyerek ve saray entrikalarıyla uğraşarak çoğunlukla Ninova’da kalmıştı.

Kuzey Sarayı’ndaki duvar panelleri, Asurbanipal’in MÖ 653’te Til Tuba Savaşı’nda Elam’a karşı kazandığı zaferi tasvir ediyor. C: The Trustees of The British Museum

Asurbanipal yaşlandıkça yazılarının da değiştiği görülüyor. Yazdığı bilenen son tablette, kendinden emin bir fatih gibi görünmüyor:

“Tanrılara ve insanlara, ölülere ve yaşayanlara iyi davrandım. Neden hastalık… ve sefalet… başıma geldi? Ülkemdeki çekişmeleri ve ailemdeki anlaşmazlıkları ortadan kaldıramam. Rahatsız edici skandallar beni her zaman kahretti. Zihnin ve bedenin sefaleti bana boyun eğdirdi; hüzünlü haykırışlarla günlerime son veriyorum. Şehrin tanrısının gününde, bayram gününde perişanım; ölüm beni yakalıyor ve yeniyor.”

Tarihçiler, yaşlandıkça hangi hastalıkların onu etkilediğini bilmiyorlar. Bazı uzmanlar, Asurbanipal’in bir av yarasının kalıcı etkilerinden muzdarip olduğunu ya da belki bir hastalığın 54 yaşındayken onu güçsüz bıraktığını ileri sürüyor.

Yaşlanan kral, imparatorluğunun, yani hayatının eserinin parçalanmaya başladığınının işaretlerini açıkça görüyordu. Belki de Asurbanipal, imparatorluğunda güneydeki Babil, Filistin, Fenike ve Medlerin gidecek ilk ülkeler olacağını ve kısa ömürlü yöneticilerin isyan ve ayrılma dalgasını durdurmakta başarısız olacaklarını öngörmüştü.

Nasıl öldüğü bilinmiyor; yılı bile belirsiz. Lord Byron’un Sardanapalus (Asurbanipal’in Yunanca karşılığı) oyununda, kral sarayını ateşe vererek alevler içinde can verir. Asurbanipal’in askerleri Babil’i ele geçirdiğinde Asurbanipal’in kardeşi Shamash-shum-ukin bu şekilde öldüğü için bu hikaye büyük olasılıkla bir efsane.

Ölümünden sadece on yıl sonra, Asurlular kendilerini Mezopotamya’daki anavatanlarında kuşatılmış bulacaklardı. Kısa bir süre sonra, büyük Ninova şehri düşecek ve harap olacaktı. İki yüz yıl sonra, Xenophon paralı askerlerden oluşan ordusunu bir zamanlar Ninova’nın olduğu yere ilerletecekti, ancak askerlerinin ayakları altında çiğnemesi adına Asurbanipal’in başkentinden kesinlikle hiçbir iz kalmamıştı.


National Geographic. 25 Ağustos 2022.

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için