Blog
Bulgur Palas'ın mimarının Giulio Mongeri değil Alessandro Valeri olduğu tespit edildi
Bulgur Palas’ın mimarına dair tarihsel yanılgı düzeltildi.
www.arkeolojikhaber.com
Bulgur Palas olarak bilinen Bolulu Habip Bey Konağı’nın mimarına dair yeni bulgu belgeli olarak yayınlandı. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Paolo Girardelli, arşiv belgeleri, özgün mimari çizimler ve aile arşivlerine dayanan çalışmasında, yapının mimarının uzun süredir sanıldığı gibi Giulio Mongeri değil, İstanbul doğumlu Levanten mimar Alessandro Valeri olduğunu ortaya koydu.
Bulgur Palas’ın mimarına dair tarihsel yanılgı düzeltildi
Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün (İAE) hakemli ve uluslararası akademik dergisi YILLIK: Annual of Istanbul Studies, yedinci sayısıyla dijital ortamda yayımlandı. Disiplinlerarası İstanbul araştırmalarını bir araya getiren yeni sayı, Osmanlı mimarlık tarihine ilişkin uzun süredir tartışmalı bir konuya da netlik kazandıran önemli bir akademik keşfi kamuoyuna sunuyor.
YILLIK’in 2025 tarihli 7. sayısında yer alan makaleler arasında, kamuoyunda “Bulgur Palas” olarak bilinen Bolulu Habip Bey Konağı’nın mimarına dair yeni ve belgeli bir tespit dikkat çekiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Paolo Girardelli, arşiv belgeleri, özgün mimari çizimler ve aile arşivlerine dayanan çalışmasında, yapının mimarının uzun süredir sanıldığı gibi Giulio Mongeri değil, İstanbul doğumlu Levanten mimar Alessandro Valeri olduğunu ortaya koyuyor.
Tarihi Bina Yıllardır Mimar Mongeri’ye atfediliyordu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2021–2025 yılları arasında restore edilerek kültür merkezine dönüştürülen Bulgur Palas, bugüne kadar hem popüler yayınlarda hem de kimi akademik çalışmalarda Giulio Mongeri’ye atfedilen bir yapı olarak anılıyordu. Ancak bu atfın hiçbir zaman kesin belgelere dayanmadığı, çoğunlukla varsayım düzeyinde kaldığı biliniyordu.
Girardelli’nin YILLIK 7’de yayımlanan makalesi, bu belirsizliği sona erdiriyor. İtalya’nın Faenza kentinde, Valeri ailesine ait arşivlerde bulunan ve tamamı Alessandro Valeri imzalı, 1918 tarihli yaklaşık yüz çizim ve plan, Bulgur Palas’ın tasarımının Valeri’ye ait olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Çizimler, yapının hem plan şemasını hem cephe düzenini hem de süsleme programını kapsıyor.
Levantin bir mimarın Osmanlı başkentine kazandırdığı bina
1887’de İstanbul’da doğan Alessandro Valeri, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde mimarlık eğitimi aldı; Galatasaray Lisesi geçmişi sayesinde Osmanlı Türkçesine hâkimdi. Babası, okulun ilk resim hocalarından Salvatore Valeri, annesi ise ünlü Osmanlı-Ermeni fotoğrafçı Gabriel Lekegian’ın kız kardeşi Maria Lekegian idi. Bu çok katmanlı kültürel çevre, Valeri’nin mimari diline de yansıdı.
Girardelli’nin çalışması, Valeri’nin Osmanlı canlandırmacılığı (Birinci Ulusal Mimarlık Üslubu) ile eklektik, Art Nouveau ve Ortaçağ referanslarını harmanlayan özgün bir mimari anlayış geliştirdiğini gösteriyor. Bulgur Palas’ın merkezi sofa düzeni, farklı kotlarda değişen kemer tipleri, diyagonal merdiven kurgusu ve süsleme detayları bu özgünlüğün somut örnekleri olarak değerlendiriliyor.
Tarihi Belgelere Göre Bulgur Palas 1918 Tarihli Bir Proje
Makaledeki bulgulara göre, Bulgur Palas’ın ana tasarımı 1918 yılında hazırlanmıştı. Yapı, İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden, Bolu milletvekili ve savaş yıllarında büyük servet edinen Habip Bey için tasarlanmıştı. Ancak Habip Bey’in 1919’da Malta’ya sürgün edilmesi ve ardından yaşanan siyasi-ekonomik çöküş nedeniyle yapı hiçbir zaman tamamlanamadı ve banisi tarafından da kullanılmadı.
Valeri’nin 1920’de, büyük olasılıkla İspanyol gribi salgını sırasında İstanbul’da hayatını kaybetmesi, yapının mimari sürecini yarım bırakan bir diğer etken oldu. Daha sonra Osmanlı Bankası’nın kullanımına geçen yapı, uzun yıllar depo ve lojman olarak işlev gördü.
Fotoğraf, mimarlık ve aile belleği
Bu keşfin ortaya çıkmasında, Creative Europe destekli CROSS-LOOKING projesi kapsamında yürütülen çok katmanlı bir araştırma süreci de etkili oldu. Projenin yürütücüsü olan fotoğrafçı Andrea Savorani Neri, Alessandro Valeri’nin büyük yeğeni. Girardelli ile birlikte yürütülen çalışmalarda Yerevan, İstanbul, Kahire, Roma ve Faenza’da arşiv taramaları yapıldı; 4x5 inç analog fotoğraflarla yapının ve geçmişinin izleri belgelendi.
YILLIK 7’de Girardelli’nin makalesini izleyen görsel anlatı, mimarlık tarihinin aile belleği, fotoğraf ve mekânsal hafıza ile nasıl kesişebileceğine dair çarpıcı bir örnek sunuyor.
Osmanlı mimarlık tarihine önemli katkı
Bu iki çalışma birlikte değerlendirildiğinde, Osmanlı geç dönem mimarlık tarihine dair önemli bir boşluğun doldurulduğu görülüyor. Uzun süre gölgede kalmış bir mimar olan Alessandro Valeri, Bulgur Palas aracılığıyla İstanbul’un mimari belleğinde yeniden görünür hale geliyor; yapı da yalnızca anıtsal bir miras değil, çok kültürlü bir Levanten-Ottoman bağlamın ürünü olarak yeniden okunuyor.
Annual of Istanbul Studies 7’de neler var?
YILLIK 7: Annual of Istanbul Studies’in yedinci sayısında ayrıca;
1730 İsyanı bağlamında İstanbul–Paris arasındaki bilgi dolaşımını inceleyen mikro-tarihsel çalışmalar,
Boğaz’da yaşanan tarihsel bir deniz kazasını arşiv belgeleriyle yeniden inşa eden ödüllü araştırmalar,
Galatasaray Lisesi ve Kadıköy çevresinde kentsel hafızayı edebiyat üzerinden ele alan makaleler,
Erken Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun fotoğraf arşivleri üzerinden görsel tarihi,
İstanbul’un su politikalarını politik ekoloji perspektifiyle değerlendiren analizler,
Kütahya seramiklerinde anlatı resmi, Yıldız Sarayı restorasyonu, İstanbul’un iklim tarihi ve güncel sergi okumaları,
Bizans’tan günümüze mimarlık, tarih ve çevre alanlarında 12 kitap ve 1 sergi incelemesi,
Ve İstanbul Kaynakçası 2025 yer alıyor.
YILLIK 7’de yayımlanan tüm makalelere DergiPark platformu üzerinden ücretsiz erişim sağlanabiliyor.
Yaşar İliksiz - Arkeolojikhaber.com


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >