Blog
Duvar Resimlerinde Nadir Antik Roma ‘Reçetesi’ Keşfedildi
Sonuçlar, daha önce öne sürülen bir teoriyi destekliyor: Salvius Domusu’nun, pahalı inşaat ve dekorasyon malzemelerini karşılayabilecek varlıklı bir aileye ait olduğu.
www.arkeofili.com
Cartagena’daki duvar resimlerinde ortaya çıkarılan nadir bir Roma boya ‘reçetesi’, pahalı zincifrenin akıllıca kullanımını içeriyor.

Doğu duvarının varsayımsal restorasyonu. C: npj Heritage Science
Bugünkü Cartagena’daki Salvius Domusu’nun duvarlarını süslemek üzere 1. yüzyılın sonunda görevlendirilen Roma boyacıları, teknik ustalıklarının yirmi yüzyıl sonra hâlâ ilgi çekeceğini hayal bile edemezlerdi.
Şimdi söz konusu evin odalarından birine ait duvar resimlerinin analizi; bu zanaatkarların pigment üretmek için kullanılan malzemeler ve bunların birleştirilmesiyle elde edilen etkiler konusunda gelişmiş bir anlayışa sahip olduklarını gösteriyor.
Araştırmacılar, özellikle maliyeti düşürürken boyayı uzun ömürlü kılmayı başaran gelişmiş bir “reçete” tespit etti. Bu yöntem; dönemin en değerli minerallerinden biri olan ve “kırmızı altın” olarak da anılan pahalı zincifre dahil çeşitli pigmentlerin karışımına dayanıyordu.
Çeşitli analitik teknikler aracılığıyla domus’ta keşfedilen kalıntılar, Hispania’da daha önce hiç belgelenmemiş, Türkiye’deki Ephesos kentiyle yalnızca bir paraleli bilinen benzersiz bir pigment kombinasyonunu gün yüzüne çıkardı.
Bu disiplinlerarası araştırma, dünyanın en eski şarabı ve Roma İmparatorluğu’nu koku yoluyla tanımlayan aromalar gibi konulardaki önceki çalışmalarla uyumlu. Bu çalışmada araştırmacıların yürüttüğü analizler; evde kullanılan harçların bileşimini X-ışını kırınımıyla belirlemeyi ve kimyasal bileşikleri ışıkla etkileşimlerine göre tespit eden bir teknik olan Raman spektroskopisiyle pigment kalıntılarını tanımlamayı mümkün kıldı.
Sonuçlar, daha önce öne sürülen bir teoriyi destekliyor: Salvius Domusu’nun, pahalı inşaat ve dekorasyon malzemelerini karşılayabilecek varlıklı bir aileye ait olduğu. Ancak pigment analizi ekibi tamamlayıcı bir hipotez daha ortaya atmaya yöneltti. Bu hipotez, domusun sakinlerinin satın alma gücüyle değil, zanaatkârların teknik yetkinliğiyle ilgili.
Rengi Koruma Teknikleri
Beyaz pigment için kalsiyum karbonat, siyah için odun kömürü, sarı için götit, yeşil için glokonit kullanıldı. Ayrıca ilk sentetik pigment ve bir statü sembolü olan Mısır mavisinin izlerine de rastlandı. Kırmızı pigment için ise zincifreden ve demir oksitten oluşan bir karışım tercih edildi. Bu uygulamanın belgelenmiş öncülleri de mevcut.
“Demir oksit, atölyelerde kırmızımsı tonlar elde etmek amacıyla yaygın biçimde kullanılan ucuz bir malzemeydi. Zincifreyi ise müşteri temin etmek zorundaydı” diyen araştırmacılar, bu iki malzemenin karıştırılmasının, zincifrenin renksel yoğunluğunu yitirmeden ve böylece daha uzun ömürlü kalacak biçimde maliyeti düşürmek için yaygın bir pratik olduğunu belirtiyor. Ancak gerçekten çarpıcı ve yenilikçi olan şey karışımın kendisi değil, bu karışımın Salvius Domusu’nun duvarlarına uygulanış biçimiydi.
Taramalı elektron mikroskobu kullanılarak örnek incelendiğinde, araştırmacılar duvar resminin yoğun kırmızı rengini yaratan karışımın doğrudan duvara uygulanmadığını keşfetti. Bunun yerine yüzey önce bir sarı götit tabakasıyla “astarlanmıştı.” Bu bir tesadüf değildi.
“Zincifre ışığa, neme ve aşındırıcı ortamlara maruz kaldığında kararma eğiliminde” diyen çalışmanın yazarları, zanaatkârların götit tabakasını kireç ve demir oksit karışımını korumak, olası bir stabilizatör olarak işlev görmesine izin vermek amacıyla uyguladığına inanıyor. Bu sayede pahalı zincifrenin hem daha uzağa gitmesini hem de görünümünü daha uzun süre korumasını sağladılar.
Bu tekniğin kullanımı, malzemeleri, bunların birleşiminden elde edilen etkileri ve çeşitli tekniklerin uygulanmasını derinlemesine incelemiş zanaatkârların yüksek düzeyde uzmanlığını gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, bu bilginin geliştirildiği ve paylaşıldığı, yalnızca Carthago Nova’yla sınırlı kalmayıp Hispania sınırlarının ötesine de uzanan reçete kitapları ve atölyelerin varlığını öne sürüyor.
Bu sayede arkeoMetri analizi ve ilk bakışta birbirinden çok farklı görünen kimya ile arkeoloji gibi bilgi alanları arasındaki iş birliği, antik kalıntıları yeni perspektiflerden incelememize ve Vitruvius ya da Yaşlı Plinius gibi klasik kaynaklardan elde edilen bilgileri arkeolojik gerçeklikle karşılaştırarak geçmiş hakkında daha fazla şey öğrenmemize olanak tanıyor.
University of Córdoba. 10 Nisan 2026.
Makale: Cosano Hidalgo, D., Castillo Alcántara, G., Fernández Díaz, A. et al. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >