Blog

Nis11

En Eski Ahtapot Fosili Aslında Ahtapot Değilmiş

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AhtapotFosilNautilusPohlsepia Mazonensis



En Eski Ahtapot Fosili Aslında Ahtapot Değilmiş

Bilim insanları Pohlsepia’yı 25 yıl önce bir ahtapot olarak tanımlamıştı, ancak modern teknikler sayesinde kayanın yüzeyinin altında gerçekte ne olduğu anlaşıldı.

 

Begüm Bozoğlu - www.arkeofili.com

 

Dünyanın en eski ahtapotu sanılan 300 milyon yıllık fosil üzerinde yapılan yeni analizler, bu rekorun büyük bir yanılgı olduğunu kanıtladı.

 

Başlangıçta Pohlsepia mazonensis’in “dumbo ahtapotu” gibi kanatlı bir ahtapot türü olduğu düşünülmüştü. Ancak yeni araştırmalar durumun böyle olmadığını kanıtlıyor. C: Fosil görseli: Clements vd.; Dumbo ahtapotu görseli: NOAA Okeanos Explorer Program

Dünyanın en eski ahtapotu olduğu düşünülen ve Guinness Rekorlar Kitabı’na bile giren ünlü 300 milyon yıllık bir fosilin aslında bambaşka bir canlıya ait olduğu ortaya çıktı. Bu kimlik karışıklığının kökeni, fosilin 300 milyon yıl önce taşlaşma sürecinden hemen önce geçirdiği çürüme aşamasına dayanıyor.

Reading Üniversitesi’nden omurgasız zoolojisi öğretim üyesi Dr. Thomas Clements liderliğindeki ekip, fosil kayanın iç dokusunu incelemek için en yeni senkrotron görüntüleme teknolojisini kullanarak, yüzeyin altında gizli kalmış küçük dişler keşfetti. Bu bulgu, Pohlsepia mazonensis türünün aslında bir ahtapot değil, günümüzde hala varlığını sürdüren dış kabuklu ve çok kollu bir deniz canlısı olan Nautilus ile akraba olduğunu kesinleştirdi.

Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan çalışma, ahtapot evrimine ilişkin on yıllardır süregelen büyük bir bilmeceyi çözüme kavuşturuyor. Ayrıca bu keşif, fosil kayıtlarında nautiloid türlerine ait bilinen en eski yumuşak doku korunmasına ait kanıtları sunuyor. Bu durum, “en eski ahtapot” unvanının Guinness Rekorlar Kitabı’ndan sessizce silinmesi gerektiği anlamına geliyor.

Dünyanın en ünlü ahtapot fosili aslında bir ahtapot değil; gömülmeden ve kayada korunmadan önce haftalar boyunca çürümüş bir nautilus akrabası. Dr. Clements’e göre, fosilin ahtapota bu denli benzer görünmesinin nedeni de bu çürüme süreci.

Bilim insanları Pohlsepia’yı 25 yıl önce bir ahtapot olarak tanımlamıştı, ancak modern teknikler sayesinde kayanın yüzeyinin altında gerçekte ne olduğu anlaşıldı. Şimdiye kadar bulunan en eski yumuşak doku kanıtına ve ahtapotların Dünya’da ilk ne zaman ortaya çıktığına dair artık çok daha net bir tabloya sahip olduklarını belirten Dr. Clements’e göre, bazen, tartışmalı fosilleri yeni tekniklerle yeniden incelemek, heyecan verici keşiflere yol açan küçük ipuçlarını ortaya çıkarıyor.


Pohlsepia mazonensis’in anatomik yapısını gösteren detaylı bir diyagram. C: Dr. Thomas Clements, Reading Üniversitesi

300 milyon yıllık çözülememiş vakaya adli tıp muayenesi

ABD’nin Illinois eyaletinde bulunan fosil, ilk kez 2000 yılında analiz edilmiş ve ardından ahtapotların ve akrabalarının evrimine ilişkin çalışmalarda temel bir veri olarak kullanılmıştı. Bilim insanları, fosilin sekiz kol, yüzgeç ve ahtapota özgü başka özellikler taşıdığını düşünerek ahtapotların bilinen tarihini yaklaşık 150 milyon yıl geriye taşımıştı.

Bu tanımlama yıllardır kuşkuyla karşılanıyordu. Ancak yakın zamana dek bu kuşkuları sınamayı sağlayacak net bir yöntem mevcut değildi. Yeni çalışmada bilim insanları, kayanın yüzeyi altındaki gözle görülemeyen yapıları ortaya çıkarmak için güneşten daha parlak ışık demetleri kullanan bir yöntem olan senkrotron görüntülemeye başvurdu ve modern adli tıp yöntemlerini aratmayan bir inceleme gerçekleştirdiler.

Kayanın içinde buldukları şey, yalnızca yumuşakçalarda görülen, sıralı dişlerden oluşan şerit benzeri bir beslenme yapısı olan radula’ydı. Kimlik tespitindeki düğümü çözen anahtar da bu oldu. Radula üzerindeki her sırada en az 11 diş benzeri unsur bulunması, bir ahtapot olasılığını tamamen ortadan kaldırdı. Çünkü ahtapotlarda bu sayı yedi veya dokuz iken, nautiloidlerde 13. Bu diş yapısı, aynı bölgeden daha önce tanımlanmış bir nautiloid fosili olan Paleocadmus pohli türüyle tam uyum sağlıyor. Araştırmacılar, bunun üzerine, hayvanın fosilleşmeden önce kısmen çürüdüğü ve bu nedenle gerçek görünümünden çok farklı bir hal aldığı sonucuna vardılar.


Pohlsepia mazonensis’in hayattaki görünümünü canlandıran bir rekonstrüksiyon çizimi. C: Dr. Thomas Clements, Reading Üniversitesi

Ahtapotların kökeni yeniden tanımlanıyor

Nautilus, günümüzde hala yaşayan ve antik kökenleri nedeniyle kimi zaman “yaşayan fosil” olarak nitelendirilen kabuklu bir deniz canlısı. Illinois’deki Mazon Creek bölgesinde bulunan Paleocadmus fosilleri, artık fosil kayıtlarındaki en eski nautiloid yumuşak doku örneğini temsil ediyor. Bu kayıt, bir önceki rekoru yaklaşık 220 milyon yıl geride bırakıyor.

Bu yeni veriler ışığında, ahtapotların ilk kez ne zaman evrimleştiğine dair kabul görmüş tablo da kökten değişti. Artık ahtapotların ilk kez çok daha geç, Jura döneminde ortaya çıktığı düşünülüyor.

Bilim insanları, ahtapotlar ile kalamar gibi on kollu akrabaları arasındaki ayrışmanın daha önce düşünüldüğü gibi yüz milyonlarca yıl önce değil, Mezozoik çağda gerçekleştiğine inanıyor. Dr. Clements’e göre, 300 milyon yıldır bir kayanın içinde saklı duran birkaç küçük dişin, ahtapotların nasıl ve ne zaman evrimleştiğine dair bildiklerimizi temelden değiştirmesi paleontoloji adına heyecan verici bir dönüm noktası oluşturuyor.


Reading Üniversitesi. 7 Nisan 2026.

Makale: Clements, T., Rahman, I. A., Spencer, A. R. T., vd. (2026).

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için