Blog
Fransa’da Mağara Resimleri İlk Defa Doğrudan Tarihlendirildi
Bizon figürü söz konusu olduğunda, kalibre edilmiş tarihlendirme günümüzden önce yaklaşık 13.461 ile 13.162 arasında bir aralık verdi.
www.arkeofili.com
Bölgedeki Paleolitik mağara resimlerinin, radyokarbon tarihleme yöntemiyle tarihlendirilmesinin imkansız olduğu düşünülüyordu.

13 ve 14 numaralı paneller sırasıyla bir ren geyiği ve bir atın yanı sıra bir bizon ve muhtemelen bir geyiği ve Bizon 15 şemasını içeriyor. C: Anne Maigret
Bir araştırma ekibi, Fransa’nın Dordogne bölgesindeki Font-de-Gaume mağarasından çeşitli duvar resimlerinin yaşını mutlak tarihlendirme yöntemiyle doğrulayarak tarihöncesi arkeolojisinde bir dönüm noktasına ulaştı.
Sonuçlar, bu bölgedeki Paleolitik kaya sanatı için karbon-14 tekniğiyle ilk kez kesin tarihlerin elde edildiğini gösteriyor. Bu, pigmentlerin kimyasal bileşimi nedeniyle bugüne kadar uygulanamaz olarak kabul edilen bir şeydi.
Bu çalışmaya kadar, ünlü Lascaux resimleri dahil bölgedeki mağara resimlerinin güvenilir biçimde tarihlendirilmesinin önünde yaygın bir teknik imkânsızlık bulunuyordu. Bunun temel nedeni, siyah çizgilerin yalnızca demir ve manganez oksitlerle, yani karbon içermeyen ve dolayısıyla radyokarbon yöntemleriyle tarihlendirilemeyen mineral bileşiklerle yapıldığı varsayımıydı.
Ancak araştırma ekibi, bu resimlerde karbon bazlı malzemelerin tamamen bulunmadığını doğrulamak için daha önce hiçbir sistematik ampirik doğrulamanın yapılmadığını fark etti. Bu belirsizliği gidermek için bilim insanları, Font-de-Gaume mağarasındaki iki siyah motife (bir bizon figürüne ve olası bir antropomorf ya da maske olarak yorumlanan bir tasarıma) tahribatsız bir analiz protokolü uygulamaya karar verdi.
Kullanılan yöntem, iki ileri kimyasal karakterizasyon tekniğini bir araya getiriyordu. Araştırmacılar bir yandan Raman mikrospektrometrisi kullandı. Bu teknik, ışığın numunenin kimyasal bağlarıyla etkileşimi aracılığıyla malzemelerin moleküler bileşimini belirlemeye olanak tanıyor. Öte yandan hiperspektral görüntüleme kullanıldı. Bu teknoloji, analiz edilen yüzeyin her noktasındaki ışık yansımasını ölçüyor ve mevcut renk bileşiklerinin kimyasal yapısını çıkarsamayı mümkün kılıyor.
Her iki teknik de kültürel miras bilimlerinin yanı sıra biyomedikal, tarımsal, çevresel ve astrofizik araştırmalarda yaygın olarak kullanılıyor ve en önemli avantajları, özgün eserlerden malzeme alınmasını gerektirmemeleri.

Yansıma görüntüleme spektroskopisi (RIS) ile elde edilen hiperspektral görüntü, karbon siyahı ile yapılan temsiller ile siyah manganez oksitler ile yapılan temsiller arasındaki görsel kontrastı gösteren Carrefour panosunu gösteriyor. C: TU Delft, Matthias Alfeld
Analizlerin sonuçları kesin nitelikteydi: Hem bizonun hem de maskenin siyah çizgilerinde kömür izleri saptandı. Bu kömürün figürlerin tüm çevresi boyunca homojen biçimde dağıldığı ve yalnızca belirli noktalara sınırlı kalmadığı görüldü. Bu durum, araştırmacıların güçlü gerekçelerle, kömürün tarihi grafitiler ya da mağaranın keşfinden bu yana yaşanan yoğun turist faaliyetinden kaynaklanan modern bir kirlilik olabileceği hipotezini dışlamasına yol açtı. Kömürün orijinal pigment karışımının ayrılmaz bir parçası olduğunun doğrulanması, tarihlendirmenin kapısını açtı.
Bu bulgu üzerine bilimsel yetkililer, istisnai bir karar alarak resimlerin kendisinden son derece küçük malzeme örnekleri çıkarılmasına ve bunların karbon-14 testine tabi tutulmasına izin verdi. Süreç teknik zorluklardan yoksun değildi. Çünkü çıkarılabilir malzeme miktarı çok azdı ve örneklerdeki karbon konsantrasyonu güvenilir bir ölçüm elde etmek için fazlasıyla düşük olabilirdi.
Buna rağmen analizler bu sınırlamaları aşmayı başardı ve resimleri Üst Paleolitik Dönem’e yerleştiren sonuçlar üretti. Ancak yeni bulunan tarihler, daha önce karşılaştırmalı üslup yöntemleriyle tahmin edilenden biraz daha yeni çıktı.
Bizon figürü söz konusu olduğunda, kalibre edilmiş tarihlendirme günümüzden önce yaklaşık 13.461 ile 13.162 arasında bir aralık verdi.
Olası bir yüz ya da maske olarak yorumlanan figürün analizi ise beklenmedik bir zamansal karmaşıklık ortaya çıkardı. Analiz edilen motifin farklı bölümleri tek bir homojen tarih vermiyordu, bunun yerine birkaç farklı kronolojik aralığa düşüyordu. Bir grup iz, günümüzden önce yaklaşık 8.993 ile 8.590 arasına denk geliyor ki bu, klasik Üst Paleolitik’ten çok daha sonraki bir döneme, Mezolitik’e ya da Neolitik’e geçiş sürecine karşılık geliyor.
Ancak aynı figürdeki başka çizgiler çok daha eski tarihler veriyor: İlk grup günümüzden önce yaklaşık 15.981 ile 15.121 arasında, ikinci grup ise günümüzden önce yaklaşık 15.297 ile 14.246 arasında yer alıyor. Bu tutarsızlık, maskenin birkaç bin yıl boyunca farklı dönemlerde rötuşlanmış ya da tamamlanmış olabileceğini düşündürüyor. Mutlak tarihlendirme artık bu olasılığı değerlendirmeye başlamayı mümkün kılıyor.
Bu analitik stratejinin başarısı, önceki kimyasal tespitin ardından gelen radyokarbon tarihlendirilmesiyle birleştirilmesinde yatıyor. Bugüne kadar pigmentlerin yalnızca mineral yapıda olduğuna dair yaygın kanı, araştırmacıların bölgedeki siyah resimlerde sistematik olarak kömür aramasını engelliyordu.
Ekip, bu kömürün var olduğunu ve tarihlendirilebildiğini göstererek yeni bir yöntemsel emsal oluşturdu. Çalışmanın yazarları artık aynı yöntemi bölgedeki diğer duvar figürlerine de uygulamayı umuyor.
Daha önce tarihlendirilemez kabul edilen sanatsal bütünler için kesin tarihler elde edebilme olanağı, duvar sanatının evrimini ve onu üreten insan topluluklarını daha iyi anlamak için yeni bir araştırma yolu açıyor.
Araştırma, insanlığın en eski sanatsal ifadelerinin anlamı ve işlevi hakkındaki temel sorulara yanıt aramak için yeni bir araç sunuyor.
Makale: I. Reiche, L. Beck, I. Caffy, Y. Coquinot, M. Alfeld, A. Maigret, J. Tapia, M. Martinez, A. Lescale, & P. Paillet. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >