Blog
Homo erectus Çok Büyük İhtimalle Konuşabiliyordu
İnsanları hayvanlar âleminin geri kalanından ayıran özelliklerin içinde, dil muhtemelen en önemlisi.
Erman Ertuğrul - www.arkeofili.com
Çoğu araştırmacı Neandertallerin dile sahip olduğu konusunda hemfikir; fakat daha erken insan türleri için tablo o kadar net değil.

Homo erectus denizleri aşabiliyordu ve Denisovalılarla çiftleşmiş olabilir. C: Wikimedia Commons
İnsanları hayvanlar âleminin geri kalanından ayıran özelliklerin içinde, dil muhtemelen en önemlisi. Buna rağmen, sembolik sözel iletişim gibi benzersiz bir yeteneğin ne zaman ortaya çıktığını hâlâ bilmiyoruz. Yine de yeni bir çalışmanın yazarları, soyu tükenmiş atalarımızdan birinin 2 milyon yıl önce bile konuşma becerisine sahip olabileceğini öne sürüyor.
Araştırmacılara göre Homo erectus, konuşma ve dil için gerekli tüm “donanıma” sahipti ve bu iddialarını anatomik, genetik ve arkeolojik kanıtlardan oluşan çeşitli hatlar üzerine kuruyorlar. Örneğin, “Homo erectus, beyni belirgin biçimde büyümüş ilk Homo türüydü” diye açıklıyorlar ve frontal ve parietal loblar gibi bazı kilit bölgelerin biçimsel olarak modern insanınkine benzediğini ekliyorlar.
Elbette bu tek başına Homo erectus’un bizim gibi konuşabildiğini kanıtlamıyor. Ancak çalışma yazarları türün dili kullanabilecek kadar bilişsel olarak gelişmiş olduğunu belirtiyor. Ayrıca, ilkel homininlerin dar bir omurilik kanalı nedeniyle konuşma için gereken gelişmiş nefes kontrolünü sağlayamadığı yönündeki önceki kaygılara da değiniyorlar: Bazı Homo erectus örneklerinde omuriliğin, Homo sapiens’te görülen aralığa düştüğünü vurguluyorlar.
Bu da yine kesin bir kanıt değil ve araştırmacılar, bu anatomik özelliğin konuşma kapasitesini öngörmek için gerçekten kullanılıp kullanılamayacağı konusunda tartışıyor. Fakat araştırmacılar burada da durmuyor; bazı Homo erectus topluluklarının iç kulak yapısının, konuşulan sözü duymak için de elverişli olabileceğine dikkat çekiyorlar.
Bunların üstüne, “genetik olarak, beyin, biliş ve dille ilişkili birçok önemli mutasyonun Homo erectus dönemine kadar geri izlenebileceğini” yazıyorlar. Örneğin FOXP2 adlı bir genin sözel iletişimin ortaya çıkışıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor. Ancak bu genin iki ayak üzerinde hareketle de ilişkisi var. Homo erectus’un iki ayak üzerinde yürüdüğü göz önüne alındığında, çalışma yazarları bu türün dil gelişimi için gerekli genetik “taslağa” sahip olabileceğini öne sürüyor.
Son olarak araştırmacılar, Homo erectus’un daha arkaik Oldowan alet seti yerine Aşölyen (Acheulean) taş alet endüstrisini temsil eden aletler kullandığını belirtiyor. Bu daha gelişmiş aletleri üretmek için gereken teknikleri kavramsallaştırma, öğrenme ve öğretme becerisi; hem soyut düşünceyi hem de sembolik iletişimi gerektirmiş olabilir. Bu da Homo erectus’un dil kapasitesine dair bir başka ipucu sayılıyor.
Çin Jiliang Üniversitesi’nden çalışma yazarı Lan Yao, “dilin kökenine ilişkin araştırmaların çıkarımsal doğası nedeniyle yüzde 100 kesinlik olmasa da Homo erectus’un konuşmuş olma ihtimalinin görece yüksek olduğunu” söylüyor.
Ancak böyle bir iddianın itirazsız kalması pek olası değil. Homo erectus’un dile sahip olduğu fikri daha önce de tartışmalıydı. Örneğin, türün Endonezya adalarına ulaşmak için okyanusu aştığına dair kanıtlar, bu tarihöncesi homininin karmaşık iletişim ve iş birliği kapasitesine sahip olduğunu ileri sürmek için kullanıldı; fakat bazı araştırmacılar bu görüşü reddetti.
Benzer argümanlar, Homo erectus’un gruplar halinde avlanmış ve leşçil faaliyet göstermiş olabileceği fikri etrafında da kuruldu. Ancak bunlar da güçlü biçimde karşı çıkılan iddialar oldu.
Şu an için, ilk hangi insan türünün konuştuğu konusunda bir uzlaşı yok. Yine de pek çok antropolog Neandertallerin bir tür dile sahip olduğuna inanıyor. Bu hipotezin en güçlü kanıtı, Homo sapiens ile Neandertallerin çiftleşerek hayatta kalan ve başarılı olan melez yavrular üretmiş olması; bu yavruların zamanla atalarımız hâline gelmesi.
Dolayısıyla, bu tarihöncesi “aşk çocuklarının” konuşma becerisine sahip olması oldukça olası. Bu da her iki ebeveynin de muhtemelen dile sahip olduğu anlamına gelir.
Dahası, yeni çalışmanın yazarları, genom verilerinin Denisovalıların (en yakın insan akrabalarımızdan biri) bilinmeyen bir arkaik homininle benzer bir romantik ilişki yaşamış olabileceğini gösterdiğini tartışıyor. Bu bilinmeyen homininin çoğu kişi tarafından Homo erectus olduğu düşünülüyor. Bu kanıt, yazarların Homo erectus’un konuşulan bir dile sahip olduğu argümanına “son ve belirleyici” dokunuşu sağlıyor.
IFL Science. 16 Ocak 2026.
Makale: Yao, L., Yao, D. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >