Blog

Mar30

İndus Vadisi Yazısı Bir Gün Çözülebilecek mi?

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  DeşifreHarappaİndus UygarlığıYapay ZekaYazı



İndus Vadisi Yazısı Bir Gün Çözülebilecek mi?

Yaklaşık 4.000 yıl önce, tarihin en eski medeniyetlerinden biri filizlendi: Bugün Pakistan, batı Hindistan, doğu İran ve Afganistan’ın bir bölümünü kapsayan geniş bir coğrafyada hüküm süren İndus Vadisi Uygarlığı.

 

Begüm Bozoğlu - www.arkeofili.com

 

Yaklaşık 4.000 yıl öncesine dayanan ama bugüne dek çözülemeyen İndus Vadisi yazısının çözülmesine yapay zeka yardımcı olabilir mi?

İndus Vadisi Uygarlığı’na ait bir yazı sistemiyle bezeli mühür. C: Getty

Yaklaşık 4.000 yıl önce, tarihin en eski medeniyetlerinden biri filizlendi: Bugün Pakistan, batı Hindistan, doğu İran ve Afganistan’ın bir bölümünü kapsayan geniş bir coğrafyada hüküm süren İndus Vadisi Uygarlığı. Bu uygarlığın insanları, yalnızca büyük kentler inşa etmekle yetinmedi; yüzlerce işaretten oluşan ancak bugün hala çözülememiş bir yazı sistemi de geliştirdi.

Bazen Harappa yazısı olarak da anılan bu semboller, büyük bir çeşitlilik sergiliyor: Köşesinde kare bulunan baklava biçimli formlar, her iki ucunda üçer çıkıntı taşıyan U harfi benzeri şekiller ve içinde yıldız benzeri motif barındıran oval figürler bunlardan sadece birkaçı.

Günümüze ulaşan metinlerin çoğu kil ve taş gibi dayanıklı materyaller üzerine kazınmış olsa da bu işaretlerin ne anlattığı hala bilinmiyor. Peki, bu deşifre edilemeyen yazı sistemi bir gün çözülebilecek mi? Yapay zeka alanındaki son gelişmeler bu süreçte belirleyici bir rol oynayabilir mi?

Çözülememiş yazı

İndus Vadisi Uygarlığı, yaklaşık MÖ 2.600 ile 1.900 yılları arasında altın çağını yaşadı. İngiltere’deki Wolverhampton Üniversitesi’nde hesaplamalı dilbilim uzmanı Michael Philip Oakes, Journal of Quantitative Linguistics dergisinde yayımlanan çalışmasına göre, bu yazıyı içeren binlerce eser günümüze kadar ulaştı.

Ancak araştırmacıların önünde büyük bir engel var. Metinler genellikle çok kısa; Oakes’a göre her bir yazıt ortalama sadece beş işaretten oluşuyor. Üstelik bu yazının çözülmesine rehberlik edecek, bilinen bir dille yan yana yazılmış çift dilli bir kaynak henüz bulunamadı. Bir başka ifadeyle, İndus Vadisi yazısının kendine ait bir Rosetta Taşı yok. Hangi dili kodladığı, hatta bir dili kodlayıp kodlamadığı da hala tartışma konusu. Bazı uzmanlar, bu işaretlerin bir dilden ziyade belirli kişileri veya varlıkları temsil eden amblemler olduğunu ileri sürüyor.


İndus Vadisi Uygarlığı yazısını içeren bir damga mühür ve bu mührün modern yöntemlerle çıkarılmış baskısı. C: Dodge Fund, 1949; The Met

Oakes’a göre sistemdeki işaret sayısı yüzlerle ifade ediliyor ancak tam sayı üzerinde bir uzlaşı sağlanmış değil. Uzmanlar yazının bir gün çözülüp çözülmeyeceği konusunda görüş birliği içinde değiller. Üstelik bir çözüme ulaşılsa bile metinlerin kısalığı ve uzmanlar arasındaki derin yorum farklılıkları, önerilen her çözümlemenin geniş çevrelerce kabul görmesini başlı başına bir engele dönüştürebilir. Bazı araştırmacılar yapay zekanın süreci hızlandırabileceğine inanırken, birçoğu tam bir deşifre için insan rehberliğinin şart olduğunu vurguluyor.

Yazı zaten kısmen deşifre edildi mi?

Dilbilim doktorasına sahip bağımsız araştırmacı Steve Bonta, aslında yolun bir kısmının katedilmiş olabileceğini savunuyor. Bonta, “İndus Vadisi yazısının kısmen deşifre edildiğini düşünüyorum; ancak bu gerçeğin akademik çevrelerce tanınması ciddi biçimde geriden geliyor” ifadelerini kullanıyor.

Bonta, 1990’lı yıllarda yaptığı çalışmalarla, belirli işaretlerin ve kurallı dizilimlerin (kanonik işaret alanlarının) çeşitli ağırlık birimleriyle ifade edilen ticari varlıkların kaydına işaret ettiğini belirtiyor. Ancak ana akım arkeoloji ve dilbilim çevreleri, bu deşifrelerin doğruluğu konusunda henüz ikna olmuş değil.

1990’ların ortasına kadar deşifre iddialarının oldukça düzenli yayımlandığını hatırlatan Bonta, bu iddiaların hiçbirinin neden kalıcı bir kabul görmediğini de açıklıyor: Metinlerin aşırı kısa ve tekrarlayıcı olması, öne sürülen herhangi bir çözümün doğruluğunu bilimsel olarak kanıtlamayı neredeyse imkansız hale getiriyor. Bonta’ya göre, doğruluğu tekrarlanabilir bir deşifre çalışması yürütmek, bu kısalık nedeniyle araştırmacıların önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

Yapay zekaya başvurmak

Yapay zeka, antik yazıları deşifre etme girişimlerinde araştırmacılar için son derece güçlü bir araç haline geldi. Özellikle olası işaret değerlerine dair veri listeleri oluşturulmasında büyük kolaylık sağlayan bu teknoloji, yine de insan zekasının yerini tamamen alamıyor. Bonta’ya göre, yapay zeka son derece güçlü olmakla birlikte, insan zekasının ve sezgisinin bir uzantısı.


İndus Vadisi Uygarlığı’nın en önemli şehirlerinden biri olan Mohenjo-daro. C: Shutterstock

Nebraska-Lincoln Üniversitesi’nde bilişim profesörü, hesaplamalı dilbilim uzmanı ve İndus Vadisi yazısı üzerine kapsamlı araştırmalar yürütmüş Peter Revesz ise daha iyimser bir tablo çiziyor. Revesz, yazının er ya da geç çözüleceğine ve yapay zekanın bu süreçte belirleyici bir rol üstlenebileceğine inanıyor. Ekibi, İndus Vadisi yazısındaki hangi işaretlerin benzer anlamlara sahip olabileceğini tespit etmek amacıyla veri madenciliği ve istatistiksel analiz yöntemlerine başvuruyor. Revesz’e göre başarının anahtarı, yapay zekayı doğru bir araştırma tasarımıyla yönlendirmekte saklı.

Washington Üniversitesi’nde bilgisayar bilimleri profesörü ve İndus yazısı üzerine çok sayıda makalenin ortak yazarı Rajesh Rao ise tam bir deşifre olasılığı konusunda daha temkinli; bununla birlikte yapay zekanın katkı sağlayabileceği görüşünü paylaşıyor. 2000’li yıllarda, henüz çok daha sınırlı yeteneklere sahip yapay zeka araçlarıyla çalışan Rao’nun ekibi, yazının bir dili kodladığını düşündüren istatistiksel örüntüler taşıdığını ortaya koymuştu.

Ancak Rao, eldeki metinlerin kısalığı nedeniyle tam bir çözümleme ihtimalinin düşük olduğunu, yine de kısmi başarıların elde edilebileceğini vurguluyor. Bu kısmi başarıların en somut örneği ise sayı sisteminde karşımıza çıkıyor. Yazıtlarda yer alan ve sayıları temsil ettiği düşünülen dikey çentik işaretleri, sistemin zaten kısmen anlaşıldığını gösteriyor. Bu işaretler, genellikle nesneleri temsil eden sembollerin hemen yanında yer alıyor. Dahası, arkeolojik bulgular, İndus Vadisi halkının 1, 2, 4, 8, 16, 32 ve 64 oranlarına dayalı, standartlaştırılmış hassas bir ağırlık sistemi kullandığını gösteriyor. Sayım işaretleri ile bu ağırlık sistemi birlikte değerlendirildiğinde, yazıtlarda hangi sayıların kayıtlı olduğunu saptamak mümkün hale gelebilir.

Yazının bütünüyle çözülebilmesi için ise Rao’ya göre arkeologların daha fazla metin gün yüzüne çıkarması şart. İndus Vadisi Uygarlığına ait pek çok yerleşim yeri hala kazılmayı bekliyor. Rao, gelecekteki kazıların daha uzun metinler ya da İndus yazısının bilinen bir dille yan yana yer aldığı metinler ortaya koymasını umuyor.


Live Science. 15 Mart 2026.

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için