Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

Eki27

İnkalar Kurban Ettikleri Çocukları Uyuşturmuş

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  İnkaKokaKurbanNewsRitüelUyuşturucu

İnkalar Kurban Ettikleri Çocukları Uyuşturmuş

Yazar: Çağatay Çeliktaş on 27 Ekim 2020
500 yıl önce kurban edilen üç İnka çocuğun saçları, genç kurbanların yoğun koka ve alkol kullanıcıları olduğunu gösteriyor.


Yapılan testler sonucunda, kurban edilen 13 yaşındaki bu kız çocuğunun ölmeden önceki son yılında yüksek oranda koka kullandığına dair kanıtlar bulundu. Son haftalarında ise vücuduna aldığı alkol oranının giderek arttığı ortaya çıktı. C: Johan Reinhard

Arjantin’deki yüksek Volcán Llullaillaco zirvesinin yakınında bulunan üç İnka mumyası o kadar iyi korunmuştu ki, antik Capacocha ritüellerinde kurban edilerek sona eren birçok hayata ışık tuttular.

13 yaşındaki ‘Llullaillaco Maiden’ ve genç arkadaşları ‘Llullaillaco Erkeği’ ve ‘Lightning kızı’nın bedenleri, kurban için hazırlandıkları yıl boyunca gerçekleştirilen törenlerde ve ölümlerinde uyuşturucu maddelerin rol oynadığını ortaya çıkardı.

Llullaillaco Maiden’ın saçına yapılan biyokimyasal analizler sayesinde, hayatının son iki yılında ne yiyip içtiğine dair kayıtlara erişildi. Böylece yiyecek, koka ve alkol tüketiminin saçlarda bıraktığı izler, bir yıllık kutsal törenlerde yer alıp, sonucunda da kurban edilen çocukların tarihini aydınlattı.

Araştırmacılar, İnkaların koka ve alkolün yardımıyla, kutsallarla ilişkili translara geçişlerini kolaylaştırdıklarını düşünüyorlar. Ancak bu uyuşturucu maddeler muhtemelen daha pragmatik amaçlara da hizmet etmişti. Bu maddeleri kullanarak, yüksek bir dağın yamacında bulunan genç kurbanları sersemletip, sakinleştirerek, kötü kaderlerini daha kolay kabul etmelerini sağlamış olabilirler.


500 yıl önce kurban edilen üç İnka mumyasına, özellikle de Maiden adlı en büyük çocuğa (burada gösterilen) ölmeden önce düzenli olarak uyuşturucu ve alkol verildi. C: Johan Reinhard

İyi Korunan Tarih

1999’da bulunan ‘Maiden’ ve genç kaderdaşları, dağın 6.739 metrelik zirvesi civarında, soğuk koşullar nedeniyle harika bir doğal koruma içerisinde ele geçti.

Bradford Üniversitesi’nden adli tıp ve arkeoloji uzmanı Andrew Wilson, “Dünyada bilinen mumyaları düşündüğümüzde, bence en iyi şekilde korunmuş mumya bu olsa gerek. Çünkü neredeyse uyuyakalmış gibi görünüyor.” diyor.

Mezar benzeri bir yapıda bulunan buluntuların ve tekstillerin bozulmamış durumu, inanılmaz korunma seviyesi ve teknik analizler sayesinde uzmanlar; yaklaşık 500 yıl önce burada meydana gelmiş olan olayları aydınlığa kavuşturabildi.

Wilson, “Sanırım bunu daha da ürpertici hale getiren şey, bulunan şeyin kurutulmuş bir mumya ya da bir dizi saklanmış kemikten ibaret olmaması. Burada bulunan şey bir insan, bir çocuk. Ve çalışmalarımız sonucunda ulaştığımız veriler, çocuğun son ayları ve yılları hakkındaki oldukça üzücü sonuçları gözler önüne seriyor.” diyor.


Araştırmacılar ayrıca, Maiden mumyasının dişleri arasında oldukça büyük bir koka yumrusu keşfettiler, bu da çocuğun yaklaşık 500 yıl önce öldürülürken uyuşturulduğunu gösteriyor. C: Johan Reinhard

Son Günden Öncesi

Saçlar ayda yaklaşık bir santimetre uzadığından ve daha sonra değişmeden kaldığından, ‘Maiden’ın’ uzun, örgülü saçları beslenme düzenini kaydeden bir zaman çizgisi niteliğindeydi. Bu sayede çocuğun buradaki söz konusu diyetine, mısırın mayalanmasıyla elde edilen alkol (chicha) ve koka gibi uyuşturucu maddelerin de dahil olduğu anlaşıldı.

Wilson’a göre, bulunan işaretler onu ölümünden bir yıl önce kurban edilmek üzere seçildiğini gösteriyor. Bu dönemde hem koka hem de alkol tüketiminin artması gibi, hayatı önemli ölçüde değişti. Bunlar o dönem günlük kullanım için mevcut olmayan maddelerdi.

Wilson, “Maiden’in, Aklya Kona (İnkaların saflık yemini edip tapınaklarda yaşayan güneş rahibeleri) olduğundan ya da ergenlik çağına geldiklerinde toplumdan uzakta yaşamak için rahibelerin rehberliğinde seçilmiş kız çocuklarından biri olmasından şüpheleniyoruz.” şeklinde belirtiyor.

Yine Wilson tarafından konuyla ilgili daha önce yürütülen bir DNA analizi ve kimyasal çalışmada, ‘Maiden’ın’ beslenme düzenindeki değişiklikler incelenmişti. Ölümünden önceki yıl boyunca mısır ve hayvansal protein (lama eti) gibi seçkin yiyecekleri tükettiği sonucuna varıldı. Sonraki çalışmalarda da ‘Maiden’ın’ son yılında yoğun bir şekilde koka tükettiği ve ölmeden önce aşamalı olarak son 12 ayında ve son 6 ayında dozunun giderek artırıldığı üzücü bir şekilde ispat edildi.

Wilson, “Verilerden yola çıkarak, kız çocuğunun kurban edilmesinden önce belki de sıradan, köylü bir yaşam tarzı sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Fakat ölümüne bir yıl kala kurban edilmek için seçildiğinde, bütün hayatından, ona tanıdık gelen yaşam tarzından bilinçli bir şekilde uzaklaştırılmış ve farklı bir hayat sürdürmüştü. Burada da koka kullanımının giderek arttığını görüyoruz.” diyor.

‘Maiden’, hayatının son yılında sürekli olarak yüksek dozda koka kullandı, ancak alkol tüketimi yalnızca ömrünün son haftalarında anlamlı bir artış gösterdi.

Maiden’ın öldüğü gün uyuşturucular onu daha uysallaştırmış, şaşkına çevirmiş ya da belki de bilinçsiz bir hale getirmiş olabilir. Bu teori, mezar benzeri yapının içinde rahatça oturmuş pozisyonuyla, üzerindeki aksesuarların hiç bozulmamış, özenli bir şekildeki konumuyla da destekleniyor. 1999’daki keşfinin ardından mumyanın ağzında çiğnenmiş koka yaprakları da bulunmuştu.

Maiden’dan daha küçük çocuklarda, belki de ritüeldeki daha düşük statüleri ya da yaş ve büyüklük farklılıkları nedeniyle daha düşük seviyede koka ve alkol tüketimi belirlendi. Wilson, “Belki de ‘Maiden’ onlardan daha büyük olduğu için, onu sakin hale getirmek adına dozu artırmaları gerekiyordu.” diyor.

Bir başka durum ise, diğer capacocha ritüellerinde kafa travması gibi şiddet izleri bulunurken, bu çocuklar ‘huzur içinde’ ölüme bırakılmış. Wilson, “Çocuklar ya bu tür bir eylemi gerçekleştirebileceklerini kabul ederek, ya da belki de durumun ciddiyetini bile kavrayamadan kurban edildiler.” diyor.

Yönetimin onayladığı kurbanlar

Arizona Eyalet Üniversitesi’nde Kelly Knudson, aslında araştırmaya dahil olmasa da bu heyecan verici çalışmanın, arkeoloji biliminin hem geçmişteki insan yaşamlarını hem de daha büyük antik toplumların gizli kalmış kültürlerinin ayrıntılarını anlamamıza nasıl yardımcı olabileceğini gösterdiğini söylüyor.

Knudson, “Hem alkol hem de koka tüketimindeki artışları görmek, hem capacocha kurbanı ve ölmeden önceki yaşamları açısından hem de İnka zorlaması ve kontrolünü anlamamız hakkında bize neler gösterebileceği konusu oldukça ilginç bir keşif.” diyor.

Bu çocukları aşırı yükseklikte ücra bir dağın tepesine getiren kontrol sisteminin arkasında yönetim desteğinin olduğu çok açık ve çalışmanın yazarlarına göre, bölgeye İspanyolların gelişinden hemen önce gerçekleşen Cuzco merkezli imparatorluğa ait bir yaptırım olabileceği düşünülüyor.

“Böyle bir yükseklikte çalışmak için bugün bile ihtiyaç duyulan lojistik destek türü oldukça kapsamlı ve külfetli. Kurbanlarla beraber ele geçen seçkin ve rafine ürünler, takılar ve giysiler de göz ardı edilmemeli. Böyle bir durumda destek için bölgedeki mümkün olan en büyük emperyal gücü düşünmemiz gerekir.”

Bahsi geçen eserler arasında kıyıdan getirilen dikenli istiridye kabuğundan yapılmış figürler ve Amazon Havzası’ndan getirilen tüylü başlıklar yer alıyor. İnce dokunmuş süslü çocuk giysileri yanında bulunan süslü, iyi işlenmiş altın ve gümüş heykeller de yalnızca toplumun en üst tabakasının erişimine açıktı.

Wilson, “Bence burada bulunan bütün buluntular, bunu gerçekleştirenlerin statüsünü ve aynı zamanda bunun mümkün olan en yüksek iktidar eliyle yapıldığına dair mesajlar içeriyor.” diyor. Wilson ve çalışmanın ortak yazarları, bu tür bir kurban töreninin, fethedilen geniş bölgeler üzerinde propaganda gücünü artırıcı bir araç niteliğinde olabileceğini öne sürüyorlar.

Kanıtlar Eski İspanyol Kayıtlarını Destekliyor

Johan Reinhard mumyaları 1999’da Salta Katolik Üniversitesi’nden meslektaşı Constanza Ceruti ile birlikte keşfetti.

Çalışmanın yazarlarından biri olan ve bu tür törenlerin eski tarih kayıtlarında nasıl ele alındığıyla ilgilenen Reinhard, bulguların, eski İspanyol kaşiflerinin Yeni Dünya için kaleme aldığı yazılarda yer aldığını söylüyor.

Reinhard, “Bu törenlerin nasıl gerçekleştiğini anlatıyorlar ama elbette bunlar ilk elden anlatımlar değiller; hiçbir İspanyol, aslında şahsen bu törenlerden birini görmemiş. Yalnızca İnkaların onlara anlattıkları kadarını biliyorlardı.” diyor.

Örneğin, 16. yüzyılın ortalarında Juan de Betanzos, daha önce İnka İmparatoru Atahualpa ile evli olan karısının (Cuxirimay Ocllo) ifadesine dayanarak, bin kadar çocuğun kurban edildiğini yazdı.

Reinhard, ele geçen verilerin, bu kayıtlardaki anlatılan olaylarla örtüştüğünü söylüyor ve “Birdenbire neler yaşadıklarını neredeyse görebileceğimiz bir resme sahip olduk. Yalnızca törenlerde kullanılan koka ve daha iyi yemeklerle kurban edilecek çocuklara oldukça ilgili davranıyorlardı. Çocuklara gösterilen bu ilgi, tam da eski İspanyol günlüklerinde okuduğunuz gibi.” şeklinde açıklıyor.

Örneğin Reinhard, İspanyol kaynaklarında anlatılan hikayeleri okuduğu için, Maiden gibi kurban edilmek için seçilmiş bir çocuğun son yılında artan koka tüketiminin şaşırtıcı olmadığını söylüyor.

Bugün mumyalar Arjantin Salta’daki Museo de Arqueología de Alta Montaña’da (MAAM) bulunuyor.

Fiziksel kalıntıların, arkeolojik kayıtları ve tarihi ne ölçüde destekleyebileceğini görmenin oldukça heyecanlı olduğunu düşünen Wilson, çocukların ölümünden sonra bile bu kadar tanınabilir şekilde bozulmadan kalmasının ise ürpertici olduğunu düşünüyor.

“Benim için çocuklar neredeyse bize ulaşıp kendi hikayelerini anlatacaklar. Özellikle saç çok kişisel bir şey ve burada bize oldukça ikna edici kanıtlar sunabiliyor. Yani aslında bize beş yüzyıl sonra bile çok kişisel bir hikâye anlatabiliyorlar.”

National Geographic. 29 Temmuz 2013.

www.arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için