Blog

Ara12

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Yeni Sergi Salonları Açıldı

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  İstanbul Arkeoloji MüzeleriRestorasyonTeşhir



İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Yeni Sergi Salonları Açıldı

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Yeni Sergi Salonları Açıldı

www.arkeofili.com

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde uzun zamandır devam eden restorasyon, konservasyon ve teşhir çalışmalarının ardından yeni salonlar ziyarete açıldı.

İstanbul’un Sultanahmet semtinde yer alan ve dünyanın en önemli müzelerinden biri olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki beş salonda uzun zamandır devam eden restorasyon, konservasyon ve teşhir çalışmaları sona erdi. Klasik Müze’de devam eden restorasyon, güçlendirme ve yeni teşhir tanzim çalışmaları tamamlandı. 2012 yılında başlayan depreme karşı güçlendirme çalışmalarından sonra müzede teşhir ve tanzim çalışmaları yapıldı. Tüm bu işlemlerin bitmesinin ardından müzenin yenilenmiş bölümleri de ziyarete açıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla hazırlanan beş yeni sergi salonunda, yaklaşık 5.000 eser sergileniyor. Ayrıca, her sergi salonunda belirlenmiş temalara uygun bilimsel arkeolojik verilerle hazırlanan panolar da ziyaretçilerin arkeoloji ve müze deneyimini artırıyor. Yeni açılan bölümlerde arkeolojiye meraklı çocuklar için de deneysel ve eğitici bazı çalışmalar yapıldı.

Yeni sergi salonlarının resmi açılışı henüz yapılmamış olsa da, artık ziyaretçilere açık ve müze saatlerinde gezilebiliyor.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin koleksiyon itibariyle dünyanın en zengin müzelerinden biri olduğunu belirten İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, “Ana binada 2012 yılında başlayan depreme karşı güçlendirme çalışmaları yapılıyordu. Bu çalışma tamamlandı. Son iki yıldır da tanzim ve teşhir çalışmaları yapılıyordu. 2019 yılında Sidon Kral Nekropolü ve o dönemin heykelleri ziyarete açıldı. Şimdi ise yeni açılan bölümde Helenistik dönemde başlayan, Erken Roma ve MS 5. yüzyıla kadar geçen sürede yapılmış heykellerin yer aldığı bir sergileme yöntemi benimsendi. Bu sergilemede tarihi süreç esas alındı. Eserler kronolojik sıraya göre konumlandırıldı. Antik çağdan 5. yüzyıla kadar heykeltıraşlık tarihinin gelişimini ve önemli eserlerinin bir arada görülebileceği bir sergi hazırlandı.” diyor.

“Bu sergilemede iki husus çok önemli. Birincisi teşhir yöntemi olarak, bütün dikkat ve algının eserlere yoğunlaştırıldığı bir anlayış benimsendi. Yani, ziyaretçinin bütün dikkatinin, önünde durduğu esere toplanabilecek bir sergileme yöntemi. İkincisi de her bölümde bilgi ve o dönemin yaşantısını yansıtan tematik panolar yapıldı.”

2019 yılının Ekim ayındaİstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde “Sidon Kral Nekropolü” ile “Antik Çağ Heykeltıraşlığı” salonları yenilenmiş ve ziyaretçilere açılmıştı. “İskender Lahdi” ve “Ağlayan Kadınlar Lahdi” gibi önemli eserlere ev sahipliği yapan müzedeki yenilenen bölümler yaklaşık sekiz yıllık kapsamlı bir güçlendirme, restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmasının ardından ziyaretçilere sunuldu.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

13 Haziran 1891’de Ressam, arkeolog, sanatçı ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından inşa ettirilen binada bulunan İstanbul Arkeoloji Müzesi, dünyanın en önemli arkeoloji müzeleri arasında bulunuyor. Müzede dünyanın çok çeşitli coğrafyalarından getirilen eserler bir arada sergileniyor.

1887–1888 yıllarında, dönemin en önemli keşfi olarak kabul edilen Sidon (Sayda, Lübnan) Kral Nekropolü Kazıları’ndan İstanbul’a getirilen İskender Lahdi ve Tabnit Lahdi gibi önemli eserlerin sergilenebileceği bir müze binasına ihtiyaç duyulması üzerine arkeolog, ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey önderliğinde ve Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adıyla kurulan Arkeoloji Müzesi 13 Haziran 1891 tarihinde ziyarete açıldı.

Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç binadan oluşan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, aynı zamanda dünyada müze olması amacıyla inşa edilen ilk on müze arasında yer alıyor.

Arkeoloji Müzesi ise ana bina ve ek bina olmak üzere iki ayrı binadan oluşuyor. Ana binanın yapımına 1881 yılında, Osman Hamdi Bey tarafından başlandı, 1902 ve 1908 yıllarında ise ekleme yapıldı. Neoklasik bir yapı olan binanın dış cephesi, mimar Alexadre Vallaury tarafından, İskender Lahdi ve Ağlayan Kadınlar Lahitleri’nden esinlenerek yapıldı.

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için