Blog
Neandertal Yok Oluşunda Gebelik Komplikasyonları Etkiliydi
Özellikle preeklampsi ve eklampsinin Neandertal hamileliklerini olumsuz etkilediği; hem anneler hem de bebekler için, hatta türün bütünü açısından ciddi tehditler oluşturmuş olabileceği varsayılıyor.
www.arkeofili.com
Neandertal hamilelikleri muhtemelen bizimkinden daha karmaşıktı ve bu da yok oluşlarına katkıda bulunmuş olabilir.

Homo neanderthalensis. C: Wikimedia Commons
Neandertallerin yok olurken bizim türümüzün neden gelişip yayıldığını hâlâ tam olarak bilmiyoruz. Ancak düşük doğurganlık oranlarının tarihöncesi akrabalarımızın çöküşünde rol oynamış olabileceği düşünülüyor. Bu üreme başarısızlıklarının nedenleri muhtemelen çeşitli; fakat yeni bir teori, ölümcül gebelik komplikasyonlarının yüksek oranlarda görülmesinin başlıca etkenlerden biri olabileceğini öne sürüyor.
Özellikle preeklampsi ve eklampsinin Neandertal hamileliklerini olumsuz etkilediği; hem anneler hem de bebekler için, hatta türün bütünü açısından ciddi tehditler oluşturmuş olabileceği varsayılıyor.
Plasentanın rahme uygun şekilde yerleşmemesinden kaynaklanan preeklampsi, gelişmekte olan fetüse giden kan akışının yetersizliğiyle karakterize ediliyor. Bu da fetüsün büyümesinin kısıtlanmasına (FGR: fetal growth restriction) yol açıyor. Anne açısından ise tehlikeli bir tansiyon yükselmesini tetikleyebiliyor ve bazen, genellikle nöbetlerle seyreden tam gelişmiş eklampsiye dönüşebiliyor.
Günümüzde preeklampsinin insan gebeliklerinin yüzde 2 ila 8’inde ortaya çıktığı; eklampsinin ise yaklaşık yüzde 1 oranında görüldüğü düşünülüyor. Modern tıptaki ilerlemeler bu komplikasyonlarla ilişkili riskleri büyük ölçüde azaltmış olsa da, bunların hâlâ yılda yaklaşık 70.000 anne ölümüne ve yaklaşık yarım milyon perinatal (doğum öncesi ve sonrası) ölüme neden olduğu belirtiliyor.
İlginçtir ki, bugün var olan 4.300 memeli türünün tamamı içinde preeklampsi ya da eklampsi yaşayan tek tür biziz. Yeni teorinin arkasındaki araştırmacılara göre Neandertallerin plasental yerleşim mekanizmaları modern insanlarda görülenlere benziyor. Bu da onların da bu gebelik komplikasyonlarından mustarip olmuş olabileceği anlamına geliyor.
Buna rağmen yazarlar, “insanlardaki başlıca üreme komplikasyonu olan preeklampsinin, Neandertal topluluklarında iyi bilinen düşük doğurganlık oranlarını açıklamak için antropologlar tarafından olası bir açıklama olarak hiç anılmadığını” yazıyor.
Araştırmacılar konuyu derinleştirirken, modern insanlarda FGR vakalarının yüzde 75’inin preeklampsi ya da eklampsiyi tetiklemediğini söylüyor. Bu da, türümüzün plasenta düzgün yerleşemediğinde bile anneleri bu yıkıcı komplikasyonlardan koruyan bir tür “güvenlik mekanizması” evrimleştirmiş olabileceğini düşündürüyor.
Araştırmacılar, bu evrimsel koruma olmasaydı preeklampsi oranlarının muhtemelen yüzde 10 ila 20’ye kadar çıkacağını, gebeliklerin yüzde 4 ila 5’inin de eklampsiyle sonuçlanacağını tahmin ediyor. Bu durum da, ilk kez doğum yapan annelerin yaklaşık yüzde 4’ünün ölmesine yol açabilir. Bu oran, günümüzde dünya genelinde anne ölümlerinin bir numaralı nedeni olan doğum sonrası kanamanın oluşturduğu tehdidi bile gölgede bırakırdı.
Dolayısıyla soru şu: Neandertaller modern insanlarda olduğu gibi aynı “koruyucu mekanizmaları” evrimleştirmiş miydi? Çalışmanın yazarlarına göre, bunu evrimleştirmemiş olma ihtimalleri yüksek. Çünkü bazı Neandertal genleri, onların preeklampsiye bizimkinden daha yatkın olabileceğine işaret ediyor.
Örneğin H19 adlı bir genin Neandertal varyantı, hipertansiyon risklerini artırmış olabilir. Bu da preeklampsi belirtilerini ağırlaştırırdı. Öte yandan, anne ile fetüs arasındaki bağışıklık etkileşimlerini düzenleyen başka bazı Neandertal genlerinin de plasentanın yüzeysel yerleşme olasılığını artırmış olabileceği öne sürülüyor.
Neandertaller modern insanlarla çiftleşmeye başladıktan sonra bu riskler daha da artmış olabilir. Çünkü kırmızı kan hücrelerinde oksijenlenmeyi kontrol eden bazı genler, Neandertal anneler ile bu genlerin modern insan varyantlarını taşıyan hibrit fetüsler arasında bir uyumsuzluğa yol açmış olabilir.
Neandertallerin, bizim türümüzle melezleşmeye başladıktan kısa süre sonra ortadan kaybolduğu düşünüldüğünde, bu uyumsuzluğun neden olduğu gebelik komplikasyonlarının da yok oluşta rol oynamış olabileceği ihtimali daha makul görünüyor.
Araştırmacılar, “evrimsel tıp perspektifinden bakıldığında, yüzeysel plasentasyon görülen gebeliklerin çoğunun anneyi yaşamı tehdit eden bir sendroma sürüklemediği bir üreme ‘korumasının’ ortaya çıkması, insanın hayatta kalması için hayati olmalıydı” diye yazıyor. Bu koruyucu mekanizmaların Homo sapiens’te var gibi görünmesi, türümüzün başarısının anahtarlarından biri olabilir.
Neandertaller ise bu korumalardan yoksun kalmış olabilir. Bu da anne ve perinatal ölüm oranlarının yükselmesine ve nihayetinde yok oluşlarına katkıda bulunmuş olabilir.
IFL Science. 10 Şubat 2026.
Makale: Robillard, P. Y., Saito, S., & Gustaaf, D. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >