Blog

Tem3

Peru’da 1.100 Yıl Önce Köpekler Arkadaş Olarak Görülüyordu

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  KöpekMumyaPeruTiwanaku



Peru’da 1.100 Yıl Önce Köpekler Arkadaş Olarak Görülüyordu

Yüzyıllar sonra bu kalıntılar, Tiwanaku kültüründen bilinçli olarak gömülmüş yalnızca iki mumyalaşmış köpekten biri olacaktı.

 

www.arkeofili.com

 

Mumyalaşmış köpekler, Tiwanaku halkının onları statü sembolü haline gelmeden çok önce evlerin yanına gömdüğünü ortaya koyuyor.

Rio Muerto’dan mumyalaşmış dişi köpek yavrusu. C: deFrance vd, 2026.

Güney Peru’nun kurak manzaralarında yaklaşık 1.100 yıl önce birileri özenle küçük bir çukur kazdı, dokuma bir hasır yerleştirdi ve genç bir köpeği belki iplerle sarılı halde, sanki uyuyormuş gibi içine yatırdı. Yüzyıllar sonra bu kalıntılar, Tiwanaku kültüründen bilinçli olarak gömülmüş yalnızca iki mumyalaşmış köpekten biri olacaktı.

Doğal olarak mumyalaşmış köpekler; henüz 1 yaşını doldurmamış kahverengi-beyaz bir dişi ve 3 aylıktan büyük olmayan bir yavrudan oluşuyor. Tiwanaku halkının köpeklere nasıl davrandığı hakkında çok az şey biliniyor. Ancak bu mumyalar, eski köpeklerin yaşamlarına ve nasıl muamele görmüş olabileceklerine dair nadir bir bakış sunuyor.

Yeni çalışmanın baş yazarı, Florida Üniversitesi’nden arkeolog Susan deFrance, “Tiwanaku yerleşiminde yaşayan sıradan insanların evcil hayvanları vardı ve öldükten sonra da onlara özenle davranıyorlardı. Bence bu, insanların hayvan kaybını duygusal olarak deneyimlediklerini gösteriyor, fakat bunu kesin olarak bilemeyiz” diyor.

Nadir kemikler

Tiwanaku; MS 600 ile 1.000 yılları arasında bugünkü Bolivya, Peru ve Şili genelinde yayılmış bir eski And devletiydi. Köpekler eski And toplumunun önemli bir parçasıydı; sürü koruyucuları, arkadaşlar ve kurbanlar olarak hizmet ediyordu. Ancak Tiwanaku’da köpeklerin hangi rolü oynadığı hâlâ belirsiz.

Bunun nedeni, köpek kalıntılarının Tiwanaku alanlarında nadir olması ve bulunanların bazen tilki kemikleriyle karışmış olması ve köpekleri ayırt etmeyi güçleştirmesi.

Bu durum, bir köy alanı olan Rio Muerto ile Peru’nun Moquegua Vadisi’ndeki tören merkezi Omo’daki mumyaları bu denli benzersiz kılıyor. Her iki durumda da kürk parçaları günümüze ulaştı. Bu da hayvanların tilki değil, köpek olduğunu doğruluyor.

Bu hayvanların hayattaykenki rollerini anlamak için araştırmacılar; kemiklerinde, dişlerinde ve tüylerinde geride bırakılan elemental parmak izlerini (izotopları) okudu. Bu beden parçaları, adeta bir günlük gibi bir bireyin yaşamının parçalarını, ne yediğinden nerede büyüdüğüne kadar kaydediyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu üzere, her iki köpek de bölgeyi ziyaret eden lama sürülerinin aksine, yereldi. Kısa yaşamlarını sadece tek bir yerde geçirmişlerdi.


Michael Wylde, Rio Muerto köpek mumyasını temizliyor. C: SD deFrance

Diyet söz konusu olduğunda Rio Muerto köpeği, insan komşularının yediğiyle neredeyse tam olarak aynısını yiyordu: bitki ve etin bir karışımı. Bu örtüşme, genç köpeğin artıkları ya da belki kalan yemekleri yiyor olabileceğine işaret ediyor.

Ancak deFrance, bir çöplükte dolaşan başıboş köpek imgesini kurmak konusunda uyarıyor. “Çöp kavramı son derece kültürel olarak spesifik. Rio Muerto’da yaşayan insanlar, bizim çöpü düşündüğümüz biçimde bir çöplüğe sahip değildi.” Köpeğin doğrudan mı beslendiği yoksa yalnızca artıkları toplamasına mı izin verildiği belirsiz. Ancak bu durum “köpeğin alanda yaşayan insanlarla aynı mekana alındığına işaret ediyor.”

Omo yavrusuna gelince, onun diyeti biraz farklıydı ve daha fazla et içeriyordu. Bu da onun konut alanlarından daha uzakta artık toplamış olabileceğine işaret ediyor.

Ancak deFrance’ı en çok etkileyen, bu hayvanların ne yedikleri ya da nereden geldikleri değildi. “Mezarların konumu ve özeni şaşırtıcıydı.” Daha sonraki And kültürlerinde köpekler sıklıkla; öbür dünyada insanları korumak ya da yol göstermek üzere elit mezarlara gömülüyordu.

Tiwanaku’da tablo bir bakıma daha sade ve daha kişisel. Köpekler sıradan evlerin yakınına gömülmüştü. deFrance’a göre bu, köpeklerin elit statü sembolleri haline gelmeden önce değer verilme biçiminde bir “ara nokta” olduğunun bir işareti.

Bu köpekler kurban olarak ya da bir ritüelin parçası olarak düşünülmüş olabilir, fakat çalışma onların evlere yakın gömülmesinin ve mezarlara özenle yerleştirilmesinin, sevilen arkadaşların gömülmesi gibi olduğuna işaret ettiğini öne sürüyor.

“İnsanlar Tiwanaku köpeklerine hem kutsal alanları koruyan kurbanlar olarak hem de evde özenli bir mezara layık yakın evcil arkadaşlar olarak değer veriyordu.”

Şimdilik bu iki küçük köpek; arkeolojik kayıtların nadiren koruduğu bir şeyi sunuyor: yalnızca elitlerin değil, sıradan insanların da köpeklerine önem verdiğine ve onların yasını tuttuğuna dair bir ipucu.

Çalışma; köpeklerin sahiplerine “arkadaşlık, keyif, sevinç, duygusal bağlanma ve ölümün ardından bir kayıp duygusu” vermiş olabileceğini öne sürüyor. Bunlar, bugünün pek çok köpek sahibinin kolayca tanıyabileceği duygular.


Makale: deFrance, S. D., Wylde, M., Goldstein, P. S., Lofaro, E., Krigbaum, J. S., & Thornton, E. K. (2026). 

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için