Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Tem14

Ürdün’deki 45,000 Yıllık Taş Aletler İş Bölümünü Gösteriyor

 

Ürdün’deki Mugh el-Hamamah mağarasında bulunan binlerce erken Üst Paleolitik taş aleti, 45,000 yıl önce insanlar arasında iş bölümünün başladığının kanıtlarını sunuyor. Taş aletler insanların görevleri planlayarak ve farklı teknik beceriler üzerinde uzmanlaşarak, nasıl daha kompleks sosyal gruplar oluşturduğuna ışık tutuyor.

Emory’s Oxford College’dan Aaron Stutz, “Orta Doğu’daki en erken Üst Paleolitik taş aletleri için 40,000 ila 45,000 yıl öncesini gösteren oldukça kesin tarihler elde ettik. Bulgularımız bölgede Üst Paleolitik’in en erke 44,600, en geç de 42,000 yıl önce başladığını doğruluyor” dedi.

Mughr El-Hamamah, ya da Güvercinlerin Mağarası’nda bulunan aletler üzerine yapılan araştırma, The Journal of Human Evolution (İnsan Evrimi Dergisi) ‘da yayınlandı.

Stutz “Bu alet yapıcılar belli biriş bölümünü başarmış görünüyorlar. Bu iş bölümü, yeni ortaya çıkan bir, daha örgütlü sosyal yapı modelinin parçası olabilirdi” diyor. Keşfedilen geniş taş alet yelpazesine bakılınca, uç, dilgi, kazıyıcı, ve kesme yongaları için birçok farklı teknik olduğu görülüyor.

Prizmatik dilgi tekniğyle yapılan iki alet solda ve ortada görülüyor. Sağda bir kemik ucu ya da kemik iğne. Görsel: Aaron Stutz, Emory University.

Levant Bölgesinde Üst Paleolitik Dönem

Daha geniş bir sosyal iş bölümünün bu tarihöncesi dönemde önemli olduğu teorisi ilk olarak antropologlar Steven Kuhn ve Mary Stiner tarafından ortaya atılmıştı. Stutz “Bizim çalışmamız da gerçekten bu teoriyi destekler nitelikte. Muhgr el-Hamamah buluntuları, Orta ve Üst Paleolitiği birleştiren bu geçiş sürecine yeni bir pencere açıyor.” diyor.

Bu önemli dönemde ayrıca anatomik olarak modern insan Afrika’dan Orta Doğu’ya doğru son bir göç dalgasıyla yayılırken, Neandertallerin de sayısı azaldı. Son modern insan dalgası Levant’tan geçerken, büyük ihtimalle buraya daha önce ulaşan insan topluluklarıyla karşılaşmış olmalılar. Hatta buradaki Neandertallerle de çiftleşmiş olabilirler.

“Bu mağara tam Levant koridorunun içinde, Avrasya’ya doğru geçen her yeni jenerasyonun yiyecek toplayacağı ve kamp yapacağı bir noktada bulunuyor. Bu aletleri yapanların Neandertal mi yoksa modern insan mı olduğunu bilemiyoruz, fakat başka araştırmalardan gelen son kanıtlar, farklı toplulukların karışımı oldukları ihtimalini yükseltiyor” diyor Stutz.

“Mughr el-Hamamah’da bireylerin, daha geniş ve kültürel olarak yapılandırılmış sosyal ağlar içinde yaşadığını, çalıştığını ve aileler kurduğunu görüyoruz. Birkaç ailenin mekanları paylaştığını ve yanyana çalıştığını tahmin edebiliriz. Yanmış hayvan kemikleri bulduk, yani büyük ihtimalle et kızartıyorlardı. Belki de yakında oturmuş alet yaparken, bitkileri de ateş üzerinde bir deri içinde asarak haşlıyorlardı.”

“Mağaranın ağzından, hakim bir manzaraları vardı. O dönemde buralar büyük ihtimalle sulak alan ve açık yeşil araziydi. Yaklaşan ziyaretçileri ve uzaktaki geyik ve ceylanları buradan görebiliyorlardı. Çpcukları dışarıda oynuyorsa, leopar ve diğer yırtıcıları da gözlüyor olabilirler.”

Mughr el-Hamamah’ın terası. Görsel: Julie Margolis

Mughr el-Hamamah’ta Alet Yapımı Yöntemleri

Ürünlerinin bolluğuna bakılırsa, alet yapımı buradaki grup için büyük bir aktiviteydi. Aletler birbirine benziyordu ve büyük ihtimalle birçok işlevi vardı * bir bakıma çakının tarihöncesi versiyonu gibi. Stutz “Birçok farklı durumda işe yarayacak bir alet tasarlamak için biraz akıllılık gerekiyor. Ayrıca taş aletinizi hangi amaç için kullanmak zorunda kalacağınızı pek bilmediğiniz bir durumda çok amaçlı aletler çok mantıklı oluyor” diyor.

Fakat Mughr el-Hammamah’daki alet yapıcılar farklı aletleri elde etmek için farklı teknolojiler kullandılar. “İlişkileri sürdürmeyi ve grup planlanmasını gerektirecek çeşitte faaliyetlere yatırım yapıyorlardı. Bitki toplamak, yakacak odun toplamak ve avlanmak gibi faaliyetlerin dahil olduğu, açıkça tanımlanmış bir iş bölümüne hazırlanıyorlardı.”

Bıçaklar ve mızrakların ucuna takmak için büyük miktarda dilgi ürettiler. Bu dilgileri, neredeyse birbiriyle aynı olan, uzun ve dar uçlar üreten bir prizmatik dilgi tekniği kullanarak yaptılar. “Bu standartlaşma taşların israfını en aza indirirken, bitmiş ürünü de en yüksek seviyeye çıkarıyordu. Bu seri üretim  hattının kavramsal bir önceli gibiydi.”

Bu yöntemle alet yapıcılar, uzun bir ava giden birkaç avcının ihtiyaç duyacağı silah ve aletleri verimli bir şekilde üretebilirdi.  Böylece bir hedef bulmanın ve onu vurmanın ihtimali artıyordu. “Bireylerin yaptıkları bıçakları diğerlerine vermesi sosyal açıdan bir avantaj olurdu, ve onları bir grup olarak kalmaya ikna ederdi. Böyle bir karşılıklı davranış, ilişkilerin kurulmasını sağlar. Ve sosyal ağlarınızın bağları ne kadar güçlüyse, tüm grup için kalorilerin ve besinlerin kalitesinin artması olanağı o kadar artar.”

Mughr el-Hamamah’daki aletlerden biri, daha erken dönemlerde hem Neandertal hem de insanlar tarafından kullanılan Levallois tekniğiyle yapılmış.  Görsel: Aaron Stutz, Emory University.

Daha da şaşırtıcı olan, araştırmalarda en eski ve en kolay taş teknolojisinin örnekleri olan basit yongaların de bulunmuş olması. Bu en eski ve en kolay teknolojide yongalar, taştan bir örsün üstüne başka bir taşla vurulmsıyla kırılan parçalardan elde ediliyor. Bu minik ve keskin yongalar neredeyse tek kullanımlık çatal-bıçaklar gibi kullanılmış olabilir: birçok farklı amaç için kullanılan, ve gerek kalmadığında atılan, kullanışlı aletler.

Araştırmacılara göre, insanlar araziye egemen olmaya başladıkça daha büyük gruplarda yaşamalarını sağlayacak bir nüfus yoğunluğuna ulaştı. Daha büyük gruplarda olunca da bir dizi yeni teknolojiye erişimleri oldu. Bu süreç modern insan kültürünün yükselişine ve Neandertallerin kaybolmasına da katkı sağlamış olabilir.

Stutz “Bulgularımız, Orta Doğu ve Avrasya’da Neandertallerin yokoluşuyla ilişkilendirilen kültürel değişimlerin, sanılandan çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor. Tek bir yeni teknolojiye, iklim değişikliğine ya da yanardağ patlamasına bakmak yerine, birbirine bağlı davranışsal, ekolojik ve topluluk süreçlerine bakmamız gerektiği açık. Bu yaklaşım çoğunlukla Afrikalı ve biraz Neandertal olan biyolojik mirasımız arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları daha açıkça ortaya çıkarabilir” diyor.-Emory University-Arkeofili

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için