Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

Kas16

Kudüs’te 2.000 Yıllık Apollon Figürlü Taş Mühür Keşfedildi

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  APOLLONKUDÜSMÜHÜRYEŞİM TAŞI

 

Kudüs’te 2.000 Yıllık Apollon Figürlü Taş Mühür Keşfedildi

Kudüs’te tanrı Apollon figürü olan nadir bir taş mühür keşfedildi. Ancak taşın sahibi büyük olasılıkla bir Yunan ya da Romalı değildi.

Apollon’un ayrıntılı oyması, on kuruştan daha küçük. C: Eliyahu Yanai/City of David

Kudüs’teki arkeologlar, tanrı Apollon figürü olan 2.000 yıllık nadir görülen bir taş mühür keşfetti. Ancak uzmanlar, taşın sahibinin büyük olasılıkla bir Yunan ya da Romalı olmadığını düşünüyor.

Israel Antiquities Authority’de arkeolog ve City of David (Davut’un Şehri) arkeolojik parkında tur rehberi olan Eli Shukron, bu koyu kahverengi yeşim taşının büyük olasılıkla MS 1. yüzyılda yaşamış ve tek tanrılı bir dine inansa da Apollon ile ilişkilendirilen niteliklere hayran kalmış bir Yahudi’ye ait olduğunu söylüyor.

City of David’in bir videosunda Shukron, “[Mücevher sahibinin] tanrı Apollon’a inandığını sanmıyorum.” diyor. “Fakat tanrı Apollon’un sunduğu erdemlere inanıyordu; ışık, saflık, sağlık, başarı… Bunlar çok, çok olumlu ve oldukça geleneksel özellikler. Herkes bunlara sahip olmak ister.”

City of David ziyaretçileri, arkeologların denetimi altında, Batı Duvarı’nın bir zamanlar temellerini oluşturan toprağı elerken, oyulmuş taşı fark etti. İstinat duvarının antik kalıntıları bir zamanlar, MS 70’te Romalılar tarafından yıkılan ve Yahudi halkına ait İkinci Tapınak’ı çevreliyordu.

Bu oyulmuş yeşim taşı, muhtemelen bir yüzüğün parçasıydı. C: Eliyahu Yanai/City of David

On kuruştan daha küçük ölçülere sahip bu oval şeklindeki taş; 13 mm uzunluğunda, 11 mm genişliğinde ve 3 mm kalınlığında. City of David’teki arkeologlar, taş mührün türünün bilinen üçüncü örneği olduğunu, ayrıca Kudüs’teki İkinci Tapınak döneminden (M.Ö.516-MS 70) itibaren, oymalı taş (üst tarafı oyularak süslenen taş) olarak bilindiğini söyledi.

Antik çağda yeşim taşı, değerli bir taş olarak kabul ediliyordu. City of David arkeologlarına göre, özellikle bu oyulmuş taş bir yüzüğün içine yerleştirilmişti ve sözleşmeler, mektuplar, vasiyetnameler, mallar gibi belgelerde ve tomar paralarda kişisel imza olarak işlev görmesi için balmumu üzerinde bir damga olarak kullanılıyordu.

Oyma taşta, Apollon’un yandan gözüken başı ve geniş boynuna doğru sarkan uzun saçları gözüküyor. Ayrıca Yunan ve Roma tanrısı, büyük bir burna, kalın dudaklara ve belirgin bir çeneye sahip.

Taş mührün kazısını yöneten Shukron yaptığı açıklamada, “Yahudi toplumu olarak ilişkilendirilen bir yerde, tanrı Apollon’un figürünü barındıran bir mühür kalıntısı bulmak nadir rastladığımız bir durum.” dedi. “Taşı bulduğumuzda, kendi kendimize ‘Apollon’un Kudüs’te ne işi var ve neden bir Yahudi, yabancı bir tanrının tasvirinin olduğu yüzüğü taksın ki?’’ diye sorduk.”

Bu antik oyma taş, büyük olasılıkla 2000 yıl önce bir Yahudi’ye aitti. C: Yael Haeitan

“Bize göre bunun cevabı, yüzük sahibinin taşı, dini inancı ifade eden bir adet olarak değil, Apollon figürünün temsil ettiği etkiden yararlanmanın bir yolu olarak takmasıydı.”

İsrail, Beersheba’daki Kaye Akademik Eğitim Koleji, Sanat ve Estetik Bölümü’nde oyma taşlar konusunda uzman ve fahri profesör olan Shua Amorai-Stark yaptığı bir açıklamada, güneş tanrısı Apollon, İkinci Tapınak döneminin sonuna doğru “Doğu Akdeniz bölgesinde en popüler ve saygı duyulan tanrılarından biriydi” dedi.Amorai-Stark, “Aydınlık ve karanlık unsurlarının Yahudi dünya görüşünde belirgin bir şekilde yer aldığını düşünürsek, Apollon’un yükümlülükleri arasında mantık, akıl, kehanet ve şifanın yanı sıra, güneş ve ışıkla ilişkilendirilmesi, bazı Yahudileri büyülemiş olabilir.” dedi. “Taş ustasının, tanrının saçında sarı-altın ve açık kahverengi kısımlar bırakmış olması, muhtemelen tanrının kişiliğindeki ve başını çevreleyen atmosferdeki ışığın görüşünü vurgulama arzusunu gösteriyor.”

Bununla birlikte, vurgulanan açık renk saça karşın koyu renkli bir taş kullanılması, yaratıcının “aydınlık ve karanlığın görünümünü ve/veya bunların bağlantılarını” vurgulamak istemiş olabileceğini belirtti.


Livescience. Laura Geggel. 3 Kasım 2020.

www.arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için