Blog
10.000 Yıl Arayla Aynı Mağaraya Gelen Neandertaller Akrabaydı
Elde edilen veriler, Neandertallerin yaklaşık 34.000 yıl önceki yok oluşlarından çok daha önce, sosyal yapılarının ne denli kapalı bir formda olduğuna dair yeni bilgiler sunuyor.
Begüm Bozoğlu - www.arkeofili.com
Denisova Mağarası’nda bulunan 110.000 yıllık bir kemik parçası, on bin yıl arayla yaşayan iki Neandertalin uzak akraba olduğunu kanıtlıyor.

Rusya’daki Denisova Mağarası’nda bulunan ve antik DNA’sı çıkarılan 110.000 yıllık Neandertal kemik parçası. C: Diyendo Massilani.
Sibirya’daki Denisova Mağarası’nda bulunan kemik parçasından elde edilen tam genom, Neandertal gruplarının ne kadar küçük ve izole topluluklar halinde yaşadığını gün yüzüne çıkardı. Sibirya’nın Altay Dağları’nda keşfedilen 110.000 yıllık bu küçük kemik parçası, aynı bölgede on bin yıl arayla yaşamış iki bireyin uzak akraba olduğunu kanıtlıyor.
Bu buluntu, bugüne kadar bir Neandertal bireyinden elde edilen dördüncü tam genom olma özelliğini taşıyor. Elde edilen veriler, Neandertallerin yaklaşık 34.000 yıl önceki yok oluşlarından çok daha önce, sosyal yapılarının ne denli kapalı bir formda olduğuna dair yeni bilgiler sunuyor.
Araştırmacılar, söz konusu kemik parçasını hem Neandertallerin hem de Denisova insanlarının yaklaşık 300.000 yıl boyunca aralıklarla iskan ettiği Denisova Mağarası’nda buldular. PNAS dergisinde yayımlanan çalışmada, Neandertallerin popülasyon yapısını çözümlemek adına, “D17” olarak adlandırılan 110.000 yıllık bir erkek bireyin genomu, diğer üç tam genom dizilimiyle karşılaştırıldı.
D17’nin genomu, aynı mağaradan 120.000 yıl öncesine tarihlenen “D5” adlı dişi Neandertal kıyaslandığında, doğrudan bir ata-torun ilişkisi olmadığı, ancak her ikisinin de ortak bir atadan gelen ve birbiriyle yakından ilişkili soylara ait olduğu saptandı. Uzmanlar, bu uzak biyolojik bağın, Neandertallerin Altay bölgesinde son derece uzun süreli ve dirençli bir varlık gösterdiğine işaret ettiğini belirtiyor.
Yale Tıp Fakültesi’nden genetik profesörü ve çalışmanın başyazarı Diyendo Massilani, “Denisova Mağarası, tek bir grubun kesintisiz yerleştiği bir noktadan ziyade, Neandertal popülasyonları tarafından on binlerce yıl boyunca defalarca ziyaret edilen daha geniş bir coğrafi ağın parçasıydı” diye belirtiyor.
Çalışma sonuçları, Altay Neandertallerinin 50 veya daha az kişiden oluşan, çok küçük, oldukça izole popülasyonlar halinde yaşadığını ortaya koydu. DNA dizilimlerindeki güçlü genetik belirteçler, bu gruplarda soy içi üremenin ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. İncelenen bireylerin genomlarında rastlanan geniş ve özdeş dizilimler, ebeveynlerin, örneğin birinci dereceden kuzenler gibi, çok yakın akraba olduklarının açık bir göstergesi.
Bu yeni bulgular, Neandertallerin bizim türümüz olan Homo sapiens’ten çok daha küçük topluluklar halinde yaşadığını belgeleyen önceki çalışmaları da tamamlıyor. 2022 tarihli bir araştırma, bir Altay Neandertal grubunun yaklaşık 20 bireyden oluştuğuna işaret ederken; bir başka çalışma ise bir grubun yaklaşık 50.000 yıl boyunca dış dünyaya kapalı kaldığına dair kanıtlar sunmuştu.
Pek çok araştırmacı, Neandertallerin yok oluş nedenleri arasında bu aşırı izolasyonu ve genetik çeşitliliğin azalmasını kritik faktörler olarak görse de, son veriler bu toplulukların böylesine zorlu koşullar altında dahi şaşırtıcı derecede uzun süre hayatta kalmayı başardığını kanıtlıyor.
Massiliani ve ekibi, Altay Neandertallerinin daha geç dönem Avrupa Neandertallerinden genetik olarak oldukça farklı olduğunu da saptadı. Yapılan analizler, Altay Neandertali D17’nin aynı mağarada bulunan D5 ile olan akrabalığının; her ikisinin de Avrupa’daki gruplarla veya bölgedeki daha sonraki popülasyonlarla olan bağından çok daha güçlü olduğunu ortaya koydu. Bu durum, Avrasya’nın doğu ve batısındaki Neandertal topluluklarının, nispeten kısa bir zaman diliminde ve dar bir coğrafi alanda dahi birbirlerinden genetik olarak farklılaştığına işaret ediyor.
Massiliani, “İncelediğimiz bireyler zaman olarak ortalama sadece 50.000 yıl arayla ayrılmış olsalar da, bugün yaklaşık 300.000 yıl önce birbirlerinden kopan Orta Afrika ve Papua Yeni Gine halkları arasındaki kadar belirgin bir genetik farklılık düzeyine ulaşmışlar,” diyerek bu çarpıcı farka dikkat çekiyor.
Massilani’ye göre, Neandertal popülasyonlarının muhtemelen çok küçük ve izole olmaları nedeniyle birbirlerinden genetik olarak çok daha hızlı bir şekilde farklılaşmaları muhtemel. Bu durumun temel nedeni, küçük ve izole gruplarda “genetik sürüklenme” adı verilen sürecin çok daha etkili olmasıdır. Bu süreçte, rastgele gerçekleşen genetik değişiklikler zamanla popülasyon içinde daha baskın hale gelerek hızlı bir başkalaşıma yol açabiliyor.
Massiliani, Neandertallerin Avrasya’ya yayılmış tek ve homojen bir yapıda olmadığını vurgulayarak; “Karşımızda göçler, yerel yok oluşlar ve yer değiştirmelerle şekillenmiş karmaşık bir demografik yapı vardı,” diyor. “Ancak bu sonuçlarda asıl çarpıcı olan, popülasyonların birbirlerinden ne denli keskin çizgilerle farklılaşabildiği.” Gruplar arasındaki bu yüksek düzeydeki genetik ayrışmanın, Neandertallerin değişen çevre koşullarına uyum sağlama yeteneğini kısıtlamış olabileceği de ifade ediliyor.
Çalışma, Neandertal topluluklarının yapısal örgütlenmesine dair yeni ve kritik ayrıntılar sunuyor. Araştırmaya dahil olmayan popülasyon genetikçisi Léo Planche, coğrafi olarak birbirine bu kadar yakın iki bireyin genom diziliminin çıkarılmasının, popülasyon yapısı hakkında çok daha ayrıntılı bir bakış açısı getirdiğini belirtiyor. Planche’a göre, artık DNA verileri üzerinden Neandertallerin toplumsal yapılarına dair sağlam çıkarımlar yapabilecek bir eşiğe ulaşılıyor; zira bir popülasyonu anlamak için ne kadar çok bireysel veri toplanırsa, büyük resim o kadar netleşiyor.
Live Science. 26 Mart 2026.
Makale: Massilani, D., Peyrégne, S., Iasi, L. N. M., et al. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >