Blog

Mar14

10.000 Yıldır Hepimiz Aynı Yönde Evrimleşiyoruz

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AlkolLaktazLaktoz İntoleransıNeolitik



10.000 Yıldır Hepimiz Aynı Yönde Evrimleşiyoruz

Genlerimizin son 10.000 yılda nasıl değiştiğini anlamak için araştırmacılar, Avrupa, Doğu Asya, Güney Asya, Afrika ve Amerika’daki hem eski hem de modern popülasyonlardan 7.244 kişinin DNA’sını inceledi.

 

www.arkeofili.com

 

Farklı kıtalarda yaşayan insan toplulukları Neolitik Dönem’in başlangıcından bu yana büyük ölçüde benzer evrimsel kalıplar izlemiş.

 

Bizler, hem kültürel hem de genetik olarak tarihöncesi atalarımızdan oldukça farklıyız. C: Wikimedia Commons

Bu durum, farklı iklim kuşaklarında yaşamamıza rağmen hepimizin aynı seçilim baskılarından etkilendiğini gösteriyor ve bu baskıların büyük bölümü tarıma geçişle bağlantılı görünüyor.

Genlerimizin son 10.000 yılda nasıl değiştiğini anlamak için araştırmacılar, Avrupa, Doğu Asya, Güney Asya, Afrika ve Amerika’daki hem eski hem de modern popülasyonlardan 7.244 kişinin DNA’sını inceledi. Henüz hakemli değerlendirmeden geçmemiş olan bulgular, genomlarımızın 31 farklı bölgede seçilime uğradığını ve bu bölgelerin büyük bölümünün dünyanın dört bir yanındaki insanlar tarafından paylaşıldığını gösteriyor.

Çalışmanın yazarlarına göre bu bulgu, “kapsamlı bir paralel ya da ortak adaptasyona” işaret ediyor. Başka bir deyişle, atalarımızın geliştiği çevresel, toplumsal veya kültürel arka planlardan bağımsız olarak hepimiz aynı zorluklara karşı evrimleşmiş.

Araştırmacılar, en güçlü seçilim sinyallerinin “tümünün tarımsal ürünlerin tüketimiyle makul biçimde ilişkilendirilebileceğine” dikkat çekiyor. Örneğin son 100 nesil boyunca, insanların bebeklik döneminin ötesinde süt içebilmesini sağlayan laktaz kalıcılığının altında yatan genetik varyant üzerinde yoğun bir baskı olduğu görülüyor.

Bu kalıp özellikle Avrupa popülasyonlarında belirgin olmakla birlikte başka eğilimler küresel düzeyde paylaşılıyor. Bunların en önemlilerinden biri, bitkileri metabolize etme yeteneğimizi artıran FADS1 genindeki değişiklik; bu değişiklik tarımın ortaya çıkışının ardından büyük bir avantaj sağlamış olabilir.

Bir diğeri ise alkolü metabolize etme biçimimizi etkileyen ADH1B geni. Daha önceki araştırmalar, Doğu Asyalılarda alkol toleransını sınırlayan bir gen varyasyonunu öne çıkarmıştı. Yeni çalışmanın yazarları da Avrupalılarda benzer bir evrimsel eğilimin kanıtlarını buldu.

Bu durum, alkol söz konusu olduğunda Neolitik atalarımıza kıyasla daha düşük toleransa sahip olabileceğimizi düşündürüyor. Ancak Doğu Asyalı içicilerde yüzün kızarmasına yol açan spesifik varyant, Avrupa genomlarında bulunamadı. Bu nedenle yazarlar, alkole yönelik bu özel tepkinin seçiliminin dünya genelinde paylaşılıp paylaşılmadığının belirsiz olduğunu belirtiyor.

Güçlü seçilim izleri gösteren bir diğer önemli özellik ise kadınlarda bel-kalça oranı (BKO). BKO’daki artış artan doğurganlıkla ilişkilendirildiğinden, insanların bu yönde evrimleşmesi beklenebilir. Ancak çalışmanın yazarları bu özelliğin aslında dengeleyici seçilim altında olduğunu buldu. Yani genlerimiz BKO’yu dar bir aralıkta tutmaya uyum sağlamış.

Araştırmacılar bunun nedeninden tam olarak emin değil. Ancak BKO’nun sınırlı tutulmasının faydalı bir karşılıklar sağlıyor olması gerektiğinden şüpheleniyor. Dahası, bu dengeleyici baskının tüm kıtalarda gözlenmiş olması, doğanın bel ölçülerini kontrol altında tutmak için her ne nedeni varsa, bunun muhtemelen iyi bir neden olduğunu düşündürüyor.


IFL Science. 11 Mart 2026.

Makale: Colbran, L. L., Terhorst, J., & Mathieson, I. (2026).

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için