Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

Oca24

2.600 Yıllık İskit Soylularının Yüzü Canlandırıldı

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  CanlandırmaGöçebeİskitSibiryaSoylu

2.600 Yıllık İskit Soylularının Yüzü Canlandırıldı


Modern teknoloji, 2.600 yıl önce bir mezara gömülen göçebe soyluların dış görünüşlerini hayata geri döndürüyor.

 

C: Elizaveta Veselovskaya, Ravil Galeev

 

1997 yılında bulunan ve 2001 ila 2003 yılları arasında keşif heyeti tarafından incelenen İskit “kralı” ve “kraliçesinin” Arzhan kazı bölgesindeki mezarı, şimdiye kadar bölgede arkeologlar tarafından yapılan en sıra dışı keşiflerden biri olarak nitelendiriliyor.

Altın kaplama büyüleyici giysileri içinde gömülü olan muhteşem çiftin yüz özellikleri, şimdi ilk kez Moskova Miklukho-Maklai Antropoloji ve Etnoloji Enstitüsü ile Novosibirsk Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nün çalışmaları sayesinde yapılan gerçekçi heykellerde görülebiliyor.

 

İskit kralı ve kraliçesinin rekonstrüksiyon çalışması. C: E.V. Veselovskaya.

 

İki antropolog ekibi, Mısır’da büyük piramitler inşa edilirken, uçsuz bucaksız bozkırları ve dağları yöneten insanların yüzlerini yeniden oluşturmak için, lazer tarama ve fotogrametri tekniklerini kullanarak kafataslarının üç boyutlu modellerini özenli bir şekilde oluşturdu.

 

Altın kaplama büyüleyici giysileri içinde gömülü olan muhteşem çiftin özellikleri şimdi ilk kez Moskova Miklukho-Maklai Antropoloji ve Etnoloji Enstitüsü’nün çalışmaları sayesinde yapılan gerçekçi heykellerde görülebiliyor. C: Hermitage Müzesi.

 

Antropolog Elizaveta Veselovskaya ve Ravil Galeev, “En  zaman alıcı kısım, erkek yöneticinin kafatası restorasyonuydu. Kafatasının sadece yarısı korunmuştu. Bu da işi daha da karmaşık hale getiriyordu. Kafatasının kalan yarısı, tahrip olan parçanın yansıtılmasına imkan verdiğinden beyin bölgesinin restorasyonu zor değildi.” diyor.

 

Soylu çiftin kafatasları. C: E. Veselovskaya

Tuva’daki Arzhan-2 mezar buluntuları. C: V. Salnitskaya/The Siberian Times.

 

Moskova’daki yeniden yapılandırma çalışmaları öncesinde Novosibirsk Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nün antropoloji bölüm başkanı öncülüğünde, antropologlar ve etnograf Tatiana Chikisheva, Arzhan-2 tümülüsünde bulunan materyallerin detaylı olarak incelemesini yürüttüler.

Bu incelemelerde, kafatası ölçümü ve incelemesi yapan klasik kraniyometri, çene ve diş incelemesi yapan odontoloji ve osteoloji bilimleri kullanıldı.

“Büyük zorluklar yüz kısımlarının restorasyonu ile ilgiliydi. Malesef yüz kısmının yarısından daha azı korunmuş ve yeniden oluşturmak için kafatasının önemli unsurları kaybolmuş.”

Bu nedenle bu alanın restorasyonu uzun zaman aldı. Her bir eksik unsur, çevresindeki yapılara bağlı olarak restore edildi. Korunmuş alt çene ise üst çenenin tahrip olmuş bölgesinin restore edilmesi sırasında büyük önem taşıyordu. Bu işlem, sert heykel kili ve poliüretan köpük ile gerçekleştirildi.

 

Tuva’daki Arzhan-2 mezarı. C: V. Salnitskaya/The Siberian Times.

 

Sibiryalı bilim insanları, Arzhan-2 tümülüsünde gömülü olarak bulunan insanların sosyal statülerine bakmaksızın, Kafkas ve Moğol ırklarının özelliklerini birleştiren ve antropoloji açısından oldukça homojen bir gruptan olduklarını tespit ettiler.

Antropologlar bu soylu hakkında; “Önümüzde, görüntüsünde Kafkas ve Moğol özelliklerinin eşsiz birleşimini taşıyan ve savaşmanın sert görüntüsünü taşıyan bir İskit savaşçısı var.” diyor. 

 

Tuva’daki Arzhan-2 mezar buluntuları. C: V. Salnitskaya/The Siberian Times.

 

Şaşkınlık uyandıran zengin bir mezarda gömülü oldukları için bilim insanları tarafından kral ve kraliçe olarak tanımlanan bu insanlar, uzak Tuva Cumhuriyeti’nde 80 metre genişliğindeki tümülüs altında, soygunculardan ustaca gizlenmiş ahşap bir odanın ortasında bulundu. 

Diğer bir teori ise; kadının, erkeğin ölümden sonraki yaşamında ona eşlik etmesi için 5 çocuk ve 33 kişi ile birlikte kurban edilen gözde bir cariye olabileceğini ileri sürüyor. 

 

Tuva’daki Arzhan-2 mezar buluntuları. C: V. Salnitskaya/The Siberian Times.

 

Ayrıca mezarın içinde altın, bronz ve demirden yontulmuş ve farklı sürüleri temsil eden 14 tane aygır figürü bulundu. 

İki kat karaçam kütüğü ile kaplı soylu mezar odası, bir blok ev gibi inşa edilmiş ve aynı yapının ikinci bir dış mezar odasının içinde duruyordu. Mezar odasının iç duvarları ise keçe halılar ile kaplanmıştı. Özenle yapılmış ve muhtemelen keçe ile yumuşatılmış ahşap döşemeli bir zeminde soylu erkek ve kadının bedenleri vardı. 

 

Tuva’daki Arzhan-2 mezar buluntuları. C: V. Salnitskaya/The Siberian Times.

 

Kafatasları vücutlarından ayrılmıştı; çünkü bir olasılıkla kafaları, şu anda çürümüş olan bir tür yastığa yerleştirilmişti. Bu antik soylu, saf altından yapılmış ve her tarafı hayvan oymaları ile süslenmiş ve yüce bir gücü simgeleyen ağır bir kolye ile gömülmüştü. Dış giysileri ise her biri 2 ila 3 cm uzunluğunda, dikey sıralar halinde tutturulan ve sırtında kanat gibi motifler oluşturan binlerce küçük altın panter figürü ile süslenmişti.

Kadının süslemeleri daha mütevazı olsa da göz alıcıydı. Turkuaz boncuklar, altın rozetler ve iğneler, minyatür bir altın kazan, yine altın bir bilezik ve içinde kozmetik eşyalar olan bir çantası, kemerinde ise altın ile dekore edilmiş demir bir hançer vardı. 

 

Tuva’daki Arzhan-2 mezar buluntuları. C: V. Salnitskaya/The Siberian Times.

 

Sayısız altın boncuklar hariç burada toplamda 9.300 adet dekoratif altın parça bulundu. Başka bir deyişle hepsi İskit Sanatı olarak bilinen tarzda yapılmış kraliyet çiftinin bedenlerini süsleyen küpeler, kolyeler ve boncuklar dahil 20 kg’dan fazla altın bulundu. 

Panter, aslan, deve, geyik vb bölgede dolaşan bütün hayvanların tasvirini içerdiği için buluntular, Hermitage Müzesi Müdürü Dr. Mikhail Piotrovsky tarafından İskit Hayvan Sanatı Ansiklopedisi olarak tanımlandı. 

 

Tuva’daki Arzhan-2 mezar buluntuları. C: V. Salnitskaya/The Siberian Times.

 

Ayrıca buranın hayvan figürleri, kolyeler, altın yüzey üzerine hayvan oymalı iğneler gibi birçok harika sanat eserini içerdiğini ekledi.

Bu sanat, Karadeniz Bölgesi’ne kadar uzanan ve antik Yunan ile temas eden, Altay Bölgesi’ne ait orijinal İskit tarzını gösteriyor ve neredeyse bir “Art Nouveau” tarzını andırıyor.

 

www.arkeofili.com

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için