Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

ޞu6

Akdeniz’deki Bazı Arkeolojik Alanlar Denize Gömülecek

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AkdenizErozyonLetonlikyaSelXantos

Akdeniz’deki Bazı Arkeolojik Alanlar Denize Gömülecek

Akdeniz’deki kıyı erozyonu ve sellerden dolayı burada bulunan antik şehirler için haberler pek de iyi değil.

Sur Harabeleri(Lübnan). Denize oldukça tehlikeli bir yakınlığa sahip. C: Heretiq/CC-by-SA 2.5

Dünya genelinde sular yükseldikçe, bizler yani insanlarca yapılmış şeyler de suya gömülecek ve ortadan kaybolacak. Kemikler mezarlarından çıkacak, binalar çürüyüp yıkılacak ve antik yerleşmeler yok olacak.

Araştırmacılar bu bölgelerin bazılarını korumak, ısrarla esen rüzgar ve dalgalara karşı koymak için mücadele verse de, her şey kurtarılamıyor. Ve bir sit alanının varlığı, coğrafyasına bağlı olduğundan, onu almak ve yüksek bir yere taşımak da o kadar kolay değil. Peki, bu durumda çabalarınızı nasıl önceliklendirirsiniz ve hangi sit alanlarının yaşam çizgilerinin sona yaklaştığını ve hangilerinin yardıma muhtaç olduğunu nasıl anlarsınız?

Almanya, Kiel Üniversitesi’nden coğrafyacı Lena Reiman başkanlığındaki ekip, verilerin yol göstermesine izin verecek bir çalışma yürüttü. Deniz seviyesinin yükselmesinden kaynaklanan sel ve erozyon yüzünden, 2100 yılına kadar potansiyel olarak tehlike altında olan Akdeniz’deki 49 UNESCO Dünya Mirası Alanı’nı haritalandırdı.

Araştırmacılar, farklı sera gazı konsantrasyonları seviyelerine dayanarak İtalya, Hırvatistan, Yunanistan, Tunus ve diğer ülkeler için deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı erozyonu ihtimallerini içeren 4 farklı senaryo oluşturdu. Sonra da, her bir  miras alanı için durumun ne kadar korkunç olabileceğini sıraladı.

Peki bu yerler ne ile karşı karşıya? Yazarların modellediği  en korumacı koşullarda bile, gelecek iyi görünmüyor. Dahası, araştırmacıların tespitine göre gelecekte tehditlerle yüzleşebilecek bu alanların çoğu, şu an zaten tehlike bölgesinde yer alıyor. Bu alanların %90’ından da fazlası şu anki mevcut koşullarda risk altında bulunuyor. Yüzlerce cami, anıtlar; Tarihi Tunus şehrindeki çeşmeler ve antik Likya bölgesindeki arkeolojik sitlerden Xantos- Letoon erozyon ve sel tehditlerinin ikisinden de kıl payı kurtulabilmiş durumda.

Venedik’teki taşma tehlikesi ile karşı karşıya olan kanallar,. C: Didier Descouens/CC By-SA 4.0

Bu modellemelere göre, durum daha kötü bir hal alacak. Geçmişte yerleşimler, dik topografyalara sahip alanlarda genellikle su kenarına yakın alanlara kuruluyordu ve neredeyse deniz seviyesindeydi. Eğer yüksek  erozyon senaryosu gerçekleşirse, erozyon bu kentleri kıyıya daha da yaklaştıracak. Modeldeki en kötü senaryoya göre, kentlerin suya olan ortalama uzaklığı %90 oranında düşecek.

En yüksek erozyon riski, kıyıya yakınlığı, kumlu malzeme bolluğu ve yüksek dalgalara sahip oluşu gibi birçok zayıf noktasıyla, Lübnan’da bir Fenike kenti olan Sur’da. En yüksek sel senaryosunda ise selin en kötü etkileri, ünlü lagünlerinin bundan sorumlu olacağı Venedik’te hissedilecek. “Fırtına boyunca Venedik ve lagünlerin %98’i su baskını altında kalabilir” diyor Reimann. 

Bu su geri çekilebilir, fakat deniz seviyesindeki yükselme miktarına bağlı. Reimann, ek olarak, eğer yeni bir adaptasyon gerçekleştirilmezse, gelecekte bölgenin bazı kısımlarının kalıcı olarak suya batmasının muhtemel olduğunu söylüyor.

Tarihe böyle bir fiyat etiketi koymak bazılarını rahatsız hissettirebilir, bu anlaşılır bir durum (ki bazı yazarların bunu, ‘etik olarak sorgulanabilir’ bulduğu da bir gerçek). Peki, buna karşın; bir tarihin değeri, onun diğerlerinden daha önemli olduğunu ima etmeden nasıl ölçülebilir? Yazarlar, “Ancak, eğer yerel ölçekte uygun veri mevcutsa kıyı seli ve erozyonun somut maliyetlerini, örneğin gelir kaybını veya onarım maliyetlerini hesaba katarak, bunu değerlendirmek mümkün olabilir.” diyor.

Araştırmacılar, halk ve milletvekilleri arasında farkındalığın arttırılması için uygulanan stratejileri desteklemenin yanı sıra, yükselen sulara karşı su taşkını altında kalacak olan Venedik lagünü gibi yerleri ortaya atarak örtülü uyum stratejilerine de destek oluyorlar. Reiman, “Bu pahalıya mal olan bir müdahale ve yerel düzeyde tartışmalara yol açıyor.” diyor.

Bir yandan bu iddiaların çok spekülatif olduğuna, diğer yandan ise yapılanların seli kesmek için yeterli olamayacağına dair korkular var. Bu durumu çözme çabası, muhtemelen aynı şekilde, gösterilen en eski çabalar arasında yer alıyor.

Reimann, “Ben, genel olarak ortak mirasımızı korumak için yenilikçi adaptasyon önlemleri alınıp uygulanması gerekeceğine inanıyorum.” diyor.

Arkeofili

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için