Blog
And Yerlileri Patatesi Dünyadaki Herkesten Daha İyi Sindirebiliyor
Bilim insanları, And yerlilerinin tükürük bazlı nişasta sindirim enzimleri olan amilazlara ait gen kopyalarına dünyadaki herhangi bir popülasyondan daha fazla sahip olduğunu keşfetti.
www.arkeofili.com
10.000 yıl önce patatesi yetiştiren And halkları, nişasta sindiriminde rol oynayan kilit genin fazla kopyasına sahip olacak biçimde evrildi.

Peru’daki yerli And halkı, nişasta sindirimine yardımcı olan bir genin kopyasına dünyadaki herkesten daha fazla sahip. C: Wikimedia Commons
Yeni bir çalışmaya göre Peru’daki And yerlileri, patatesleri ve diğer nişastalı yiyecekleri dünyadaki herkesten daha kolay sindirebiliyor olabilir.
Bilim insanları, And yerlilerinin tükürük bazlı nişasta sindirim enzimleri olan amilazlara ait gen kopyalarına dünyadaki herhangi bir popülasyondan daha fazla sahip olduğunu keşfetti. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmaya göre patatesin yaklaşık 10.000 yıl önce bölgede evcilleştirilmesinin ardından doğal seçilim, amilaz genlerindeki bu sıçramayı tetikledi.
İnsan tükürüğündeki amilaz, karmaşık nişastayı basit şekerlere parçalayarak nişastanın daha kolay sindirilmesini sağlıyor. Dünya genelinde popülasyonlar amilazı kodlayan gen kopyalarının sayısı bakımından birbirinden farklılaşıyor. Ancak daha fazla kopya, daha fazla amilaz üretimi ve dolayısıyla iyileşmiş nişasta sindirimi anlamına geliyor.
Bu sayı küçük gibi görünse de çalışmanın ortak yazarı, Buffalo Üniversitesi’nde biyolojik bilimler profesörü Ömer Gökçümen, bunun ardışık her kuşakta birikecek “akıl almaz derecede yüksek” bir uyum avantajı olduğunu söylüyor.
Gökçümen, amilazı etkili biçimde sindirebilmenin patates yerken gaz çıkarmaktan çok daha öte bir şey olduğunu söylüyor. Güçlü hayatta kalma ve üreme avantajı; ya hamileliklerin başarısız olmasından ötürü hatırı sayılır sayıda bebeğin hayatta kalamadığını ya da daha fazla gen kopyasına sahip insanların daha fazla bebek sahibi olduğunu gösteriyor. “Bu aslında bir ölüm kalım meselesi.”
Nişasta sindirimindeki çeşitlilik
Yaklaşık 12.000 yıl öncesinden başlayarak Andlar’da yaşayan eski halklar; yüksek rakımlarda yaşama ve yeni besinleri sindirme yeteneği de dahil olmak üzere bir dizi yeni uyumlar geliştirmişti.
Yerli Güney Amerikalı kökenden gelen Perululara ait genomların daha önce yapılan analizleri, bağırsak nişasta sindirim enzimi için seçilim izlerini ortaya koymuştu. Bu uyum büyük olasılıkla yerli And popülasyonlarının patatesi en geç 10.000 yıl önce evcilleştirmiş olmasının bir sonucuydu.
Gökçümen ve ekibi, 2024’te dünya geneli popülasyonlar arasında tükürük amilaz genlerinin yapısındaki çeşitliliği saptamıştı. Ancak bu çeşitliliğin nedeni belirsizdi.
Farkın nedenini bulmak için Gökçümen ve ekibi yeni çalışmada, dünya genelindeki 85 popülasyondan 3.723 bireye ait genom verilerini kullanarak tükürük amilaz gen kopya sayılarının bir haritasını oluşturdu. İncelenen popülasyonlar arasında en yüksek ortalama tükürük amilaz gen sayısına Perulu Andların ve güney Arizona ile kuzey Meksika’da yaşayan Akimel O’odham halkının sahip olduğunu buldular.
Araştırmacılar, yaklaşık 10.000 yıl öncesinden başlayarak tükürük amilaz geninin 10 ya da daha fazla kopyasına sahip yerli And bireylerinin, daha az kopyaya sahip olanlardan yüzde 1,24 daha yüksek hayatta kalma ve üreme şansına sahip olduğunu buldu. Bu da örneklemlerindeki yerli Andlarda yüksek kopya sayısına doğal seçilimin yol açtığının kanıtı.
Akimel O’odham örnekleri de yüksek kopya sayıları gösteriyordu. Ancak araştırmacılar bu popülasyonda doğal seçilim izlerini arayan testleri yürütemedi, çünkü örneklemlerine yeterince Akimel O’odham birey dahil edilmemişti.
Daha fazla tükürük amilaz kopyasına sahip olmanın işlevsel avantajı bilinmiyor. Gökçümen bunun mikrobiyom, metabolizma ve bağışıklık sistemiyle bir ilgisi olabileceğini söylüyor. Örneğin genin daha fazla kopyasına sahip insanlar pişmiş patatesten daha fazla kalori alıyor olabilir. Kendisi ve ekibinin bu olası ilişkileri açıklığa kavuşturmak için artık deneyler yürüttüğünü belirtiyor.
Live Science. 8 Haziran 2026.
Makale: Scheer, K., Landau, L.J.B., Jorgensen, K. et al. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >