Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Nis20

Antalya’daAntalya’da Bulunan En Eski Batık Hakkında Bilmeniz Gerekenler

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AntalyaBakırBatıkGemiMinosTicaretTunç Çağı

Antalya’da Bulunan En Eski Batık Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Antalya açıklarında bulunan şimdiye kadar bilinen en eski ticari batık, yaklaşık 3.600 yıl öncesinde muhtemelen Minos saraylarına bakır götürüyordu.

Geçtiğimiz günlerde duyurulan keşif dünya çapında oldukça büyük ilgi uyandırdı. Zira bulunan gemi batığı, şimdiye kadar bilinen en eski batık olma özelliği taşıyordu ve kargosu hala yerli yerinde duruyordu.

12-14 metre boyutlarındaki geminin kargosu bakır külçelerden oluşuyordu. Ayrıca bulguların Akdeniz’de Geç Tunç Çağı deniz ticareti ağına ışık tutması bekleniyor.

Keşif hakkında Arkeofili’ye açıklama yapan Doç. Dr. Hakan Öniz, bu batığın muhtemelen dünyanın en eski ticari ve endüstriyel ürünlerini taşımasından dolayı oldukça önemli olduğunu söylüyor.

Bu batığın bulunuşuna kadar “dünyanın en eski batığı” tanımlaması Kaş’ta bulunan Uluburun Batığı için yapılıyordu. Yeni bulunan batığın Uluburun Batığından yaklaşık 200 sene önce battığı öngörülüyor. 

Şimdiye kadar en eski olarak nitelenen Uluburun batığının MÖ 14. yüzyıla, Gelidonya batığının ise MÖ 1200’lere ait olduğunu belirten Öniz, yeni keşfedilen batığın ise muhtemelen MÖ 16-15. yüzyıllara tarihlendiğini söylüyor.

Minosluların (Girit) (sol) ve Suriyelilerin (sağ) Mısır firavununa vergi olarak getirdikleri bakır külçeler. MÖ 15. yüzyıl. Rekhmire’nin mezarından duvar resmi.

Minos saraylarına götürülüyor olabilir

Batığın kargosunda şu ana kadar sadece bakır külçeler bulunabildi. Ancak Öniz, dünyada bilinen yastık formlu bakır külçe sayısının sadece beş olduğunu belirtiyor. Bu külçelerden biri New York Metropolitan Müzesine 1900’lerin başında bir Rum süngerci tarafından satılmış. Diğer dört tanesi ise Atina Müzesin’de yer alıyor ve o bölgede kıyıdan çıkartılmış.

Öniz’e göre, henüz kesin bir şey söylemek için erken olsa da, bu külçeler büyük bir ihtimalle Kıbrıs’tan belki Minos Saraylarına, belki bir başka yere götürülüyordu. Fakat nereye götürüldüğünden bağımsız olarak, bu keşif muhtemelen Doğu Akdeniz’deki deniz ticaretinin erken örnekleri arasında.

Batıktan Tip 1a ve 1b yastık formlu ingotlar.

Külçeler farklı ellerden çıkmış

Şimdiye kadar batıkta yastık formlu 74 bakır külçe tespit edildi. Ancak araştırmaların devam etmesiyle bu sayının artması bekleniyor. Zira geminin ana yükü bakır külçelerdi.

Öniz, gemideki külçelerin tek bir imalatçının elinden çıkmadığını, en az üç farklı işlikte işlendiği söylüyor: “Bu durum, bir tüccarın maden ocaklarının yakınındaki işliklerden bunları satın aldığını düşündürüyor.”

Keşif, Geç Tunç Çağı deniz ticaretine ışık tutuyor.

Kazı çalışmaları başlıyor

Geminin Kıbrıs yönünden batıya doğru seyir halindeyken fırtınaya yakalanıp kıyıya çarparak battığı düşünülüyor.

Öniz, muhtemelen fırtınaya yakalanan ve akıntıyla sürüklenen batıkta, kazıların bu yaz başında Prof. Cemal Pulak’ın da katılımıyla başlayacağını belirtiyor.

Batıktan çıkan eserlerin Antalya Kemer’de kurulması planlanan Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Müzesi’nde sergilenmesi düşünülüyor.

Yeni bulunan batık, ünlü Uluburun batığından muhtemelen daha eski.

Uluburun ve Gelidonya Batıkları

Dünyanın en eski batıkları” olarak bilinen Uluburun Batığı MÖ 14. yüzyıla, Gelidonya Batığı ise MÖ 12. yüzyıla tarihleniyor. Gelidonya Batığının kazısı 1960’larda Prof. George Bass tarafından başlatılmıştı. Bu kazıdan çıkartılan eserler 1964 yılında Bodrum Kalesinin bir sualtı müzesine dönüşmesine neden olmuştu. Gelidonya Kazısı aynı zamanda Amerika’da sualtı arkeolojisi çalışmalarının başlamasına da öncülük etti.

Kendisi de ilk kez sualtı arkeolojisi çalışmalarına başlamış olan George Bass 1972 yılında American Institute of Nautical Archaeology (AINA- Amerikan Gemicilik Arkeolojisi Enstitüsü) isimli kuruluşu kurdu.

“En eski batık” olarak bilinen diğer batık, Kaş Uluburun Batığı ise 1983 yılında Prof. George Bass ve ekibi tarafından kazılmaya başlandı, daha sonra çalışmalara Prof. Cemal Pulak başkanlık etti ve çalışmalar 11 yıl sürdü. Uluburun Batığı “20. yüzyılın en büyük keşiflerinden biri” olarak nitelendiriliyor.

Arkeofili
 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için