Blog
Antik DNA Analizine Göre Tunç Çağı Şamanı Kadın Çıktı
4.000 yıllık iskelet, mezarda bulunan geniş taş balta, metal işleme aleti koleksiyonu ve gösterişli bir tören pelerininin kalıntılarıyla birlikte, Britanya’nın en önemli Tunç Çağı mezarları arasında görülüyor.
www.arkeofili.com
Müze sergilerinde sakallı bir manevi lider ve metal ustası olarak betimlenen, Tunç Çağı’na ait şamanın bir kadın olduğu ortaya çıktı.

Upton Lovell Şaman sergisindeki eserler. C: Wiltshire Müzesi
4.000 yıllık iskelet, mezarda bulunan geniş taş balta, metal işleme aleti koleksiyonu ve gösterişli bir tören pelerininin kalıntılarıyla birlikte, Britanya’nın en önemli Tunç Çağı mezarları arasında görülüyor.
Eserler yaklaşık MÖ 1.800’e tarihleniyor. Bu dönem, metal ustalarının kaya parçalarını erimiş metale dönüştürebilme yeteneğinin, onlara toplumda özel, hatta belki manevi bir konum kazandırdığı bir dönem. Birçok kişi bu tür rollerin erkeklere ayrılmış olduğunu varsaymıştı ama bu anlatı son analizle tepetaklak oldu.
Kalıntıların yer aldığı Wiltshire Müzesi’nin direktörü David Dawson, “Bu, önceki varsayımları tümüyle paramparça ediyor” diyor.
“Kadınların toplumdaki konumuna dair muhteşem bir keşif. Her şeyi erkeklerin yaptığı, liderlerin erkekler olduğu, metal ustalarının erkekler olduğu varsayımına öyle alışmışız ki. İşte burada bir kadın metal ustasının kesin kanıtı elimizde. Ve metal işçiliği, kendi döneminin uzay bilimiydi.”
İlk kez 1801’de, Stonehenge’in yaklaşık 16 kilometre batısındaki Upton Lovell köyünde keşfedilen mezar, boynun ve bacakların çevresine dizilmiş, delinmiş hayvan kemikleriyle birlikte neredeyse eksiksiz bir iskelet içeriyordu. Bu kemikler bir tören pelerinini ve belki de bir kemik kolyeyi düşündürüyor.
İskeletin yanında, metal işçiliğiyle bağlantılı bir dizi eşya vardı. Bunların arasında yaban domuzu dişleriyle süslenmiş bir kesenin kalıntıları, kâse biçiminde oyulmuş dört fosil sünger, çakmaktaşları, metal kazıma kalemleri ve metalin kalitesini değerlendirmek için kullanılabilen, koyu renkli bir taş olan mihenk taşı yer alıyordu.

Neolitik çakmaktaşı balta. C: Wiltshire Müzesi
Dawson, “Bu, onun zanaatına dair kavrayışının derinliğini gösteriyor. Geride bıraktığı insanlar, alet takımını öbür dünyaya götürmesini istemiş” diyor.
Daha önceki bir analiz, taşların yüzeyinde altın izleri ortaya çıkarmıştı. Bu da bireyin, kemik, ahşap ya da bakırdan bir “çekirdek” içeren ve ince bir altın levhayla kaplanan toka gibi süs eşyaları yapmış olabileceğini düşündürüyor.
Mezarda ayrıca, Cornwall’dan getirilen yeşiltaştan yapılmış, savaş baltası olarak tanımlanan bir eser de vardı. Dawson, “Bunun dövüşmek için mi, yoksa bir hayvanı yemek olmadan önce sersemletmek için mi olduğundan emin olamıyoruz” diyor.
Dik, oturur konumda bir iskelet içeren ikincil bir mezarın, daha önce şamanın karısına ait olduğu varsayılıyordu. Ancak bu iskelet kaybolmuş durumda.
Bulgular, Londra’daki Francis Crick Enstitüsü’nde açılan ve genetik tekniklerin, eski insanların hareketlerine ve yaşamlarına dair nasıl yeni kavrayışlar sunduğunu ele alan, Antik DNA üzerine yeni bir sergide gün yüzüne çıkarılıyor.
Upton Lovell iskeleti, Britanya’nın (bronzu oluşturan) kalay ve bakır gibi alışılmadık ölçüde değerli bir birleşime sahip olduğu bir dönemde yaşamış bireyin soyunu daha iyi belirlemek amacıyla ilk olarak DNA analizine gönderilmişti. Bu analizin tüm ayrıntıları henüz açıklanmadı. Ancak şamanın, o dönemde Britanya’da tipik olan Çanak (Beaker) soyuna sahip olduğu anlaşılıyor. Ancak iskeletin biyolojik cinsiyeti bir sürpriz oldu.

Bronz bız, muhtemelen dövme setinin bir parçası. C: Wiltshire Müzesi
Analizi gerçekleştiren Crick’teki eski genom laboratuvarının kıdemli grup lideri Pontus Skoglund, “Antik DNA alanı, son yirmi yılda teknik yeteneğini büyük ölçüde artırdı ve artık bize daha önce erişilemez olan soruların yanıtlarını veriyor” diyor.
Ekip daha sonra, biri diş biri ayak parmağı olmak üzere iki kemik daha analiz etti. Bunlar da tutarlı sonuçlar verdi ve mezarın birden fazla iskelet içerdiğine dair hiçbir kanıt yoktu.
Kemiklerin ayrıntılı bir analizi, bireyin bir Tunç Çağı kadını için uzun boylu (165 santimetre) ve sağlam yapılı olduğunu düşündürdü. Ayrıca sağ el bileğinde artrit kanıtı vardı. Bu da onun, birlikte gömüldüğü metal işleme aletlerini yaşamının büyük bölümü boyunca tekrar tekrar kullanmış olduğunu düşündürüyor.
Serginin yönetim grubunun bir üyesi olan klasik dönem uzmanı ve sunucu Prof. Mary Beard, Antik DNA’nın, geçmişe dair anlayışımızın bazı önemli kısımlarını dönüştürmeyi vaat ettiğini söylüyor.
“Eski bir iskeletin cinsiyetini çoğu zaman, kısmen cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rolleri hakkındaki kendi varsayımlarımıza dayanarak atadık. Bir kılıçla gömülmüşse erkek, bir kolyeyle gömülmüşse kadın. Upton Lovell şamanında olduğu gibi, DNA analizi bu varsayımları düzeltmemize ve uzak geçmişteki, belki de kendi dünyamızdaki kadın ve erkek rolleri üzerine daha çok düşünmemize yardımcı olabilir.”
The Guardian. 14 Temmuz 2026.


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >