Blog

Tem4

Antik DNA, Orta Çağ Sicilyası’nın Genetik Çeşitliliğini Gösteriyor

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Antik DNAOrta ÇağSicilya



Antik DNA, Orta Çağ Sicilyası’nın Genetik Çeşitliliğini Gösteriyor

Yapılan bir çalışmaya göre Sicilya nüfusu yüzyıllar boyunca genetik olarak çeşitli kaldı; büyük rejim değişiklikleri ve dini geçişler boyunca bile bu böyle sürdü.

 

www.arkeofili.com

 

Antik DNA, Sicilya’nın büyük siyasi ve dini çalkantılara rağmen Orta Çağ boyunca bir kültürel kaynaşma merkezi olarak kaldığını gösteriyor.

 

Casale San Pietro’da Roma-Bizans-İslam-Norman dönemine ait bir dizi kalıntının kazısı. C: Martin Carver

Yapılan bir çalışmaya göre Sicilya nüfusu yüzyıllar boyunca genetik olarak çeşitli kaldı; büyük rejim değişiklikleri ve dini geçişler boyunca bile bu böyle sürdü.

Orta Çağ Sicilyası; MS 5. ile 15. yüzyıllar arasında ticaretin ve çatışmanın merkezi bir odağı ve pek çok büyük siyasi ve dini geçişin alanıydı. Bu olayların Sicilya nüfuslarının genetik yapısı üzerindeki etkileri ve modern nüfusların kökenini nasıl biçimlendirdiği belirsiz.

Monnereau ve meslektaşları bu çalışmada, Roma Çağı’ndan Geç Orta Çağ’a tarihlenen Sicilya genelindeki 19 arkeolojik alandan 111 bireyin DNA’sını analiz etti. Sonuçlar; her siyasi değişimle birlikte büyük ölçekli genetik yer değiştirmelere dair sade anlatının aksine, karmaşık bir demografik tarihi ortaya koyuyor.

Kuzey Afrika kökenli bireyler İslami dönemin başlangıcından çok daha önce saptandı. Bu durum, Akdeniz genelinde erken göçlere işaret ediyor. Hem İslami hem de Hıristiyan mezarları genetik olarak türdeş değildi; çeşitli kökenlere sahip bireyleri içeriyordu ve bu örüntü pek çok yüzyıl boyunca sabit kaldı.

İslami dönem; Sahra altı Afrika ve Kuzey Avrupa’dan ilk uzun mesafeli göçmenleri gördü ve Orta Çağ’ın sonuna doğru daha modern bir Avrupa demografisi oluştu.

Sonuçlar genel olarak; Sicilya’nın Orta Çağ boyunca önemli bir kültürel ve genetik kaynaşma merkezi olarak kaldığını, modern Sicilya nüfuslarının temellerini attığını gösteriyor. Yazarlar; bu nüfus değişimlerine dair daha ayrıntılı bir anlayış için, ek Akdeniz arkeolojik alanlarından gelen verilerin ve sabit izotop analizi gibi ek yöntemlerin gerekeceğini belirtiyor.

Dr. Aurore Monnereau, “Tarihsel kayıtlar genellikle sıradan insanların deneyimlerini gölgede bırakır ve Orta Çağ’ın önemli olaylarını yazarlarının bakış açısıyla yakalar. Çalışmamız, bu sesleri geri getirmek için antik DNA kullanıyor ve antik DNA’yı yazılı ve arkeolojik kaynaklarla birleştirerek, Sicilya’nın birbirine bağlı Orta Çağ dünyasında merkezi bir nokta olduğunu ortaya koyuyor” diyor. 

 “Sicilya’ya, ışık ve efsane diyarına derin bir sevgi duyuyorum ve doktora çalışmamı oranın halkına adadım. Antik DNA’yı inceleyerek, tarih tarafından unutulmuş olanların seslerini geri getirmeye yardımcı olabilir ve aynı zamanda tarihi ve arkeolojik kaynakları tamamlayarak geçmişe dair anlayışımızı geliştirebiliriz.”

“Antik DNA konusunda derinden tutkuluyum, çünkü tarihteki insanların yaşamlarını yeniden keşfetmemize ve seslerini geri vermemize olanak sağlıyor. Bunu tarihsel ve arkeolojik kaynaklarla birleştirdiğimizde, geçmişe yeni bir mercek kazanıyoruz ve öğrenilecek ne kadar çok şey olduğunu bize hatırlatıyor. Çalışmamız Sicilya’nın Orta Çağ dünyasında merkezi bir kavşak olduğunu ortaya koyuyor.”

Dr. Nathan Wales, “Bu arkeolojik bireylerden gelen DNA’nın bize Orta Çağ hakkında daha çok şey öğretmesi gerçekten heyecan verici. Geçmişteki bazı fikirlerin aksine, bu dönemin ‘Karanlık Çağlar’ olarak değil, etkileşimlerle ve uzak bağlantılarla dolu dinamik bir dönem olarak görülmesi gerektiğini görebiliyoruz” diyor.

“Antik DNA araştırmalarının geçmişe bir pencere açtığı sıkça söylenir. Bu proje de farklı bölgelerin ve dönemlerin genetik tarihini araştırarak ne kadar çok şey öğrenilebileceğini bir kez daha gösteriyor. Yazılı anlatılar geçmişi anlamak için elbette paha biçilmez, fakat arkeoloji varsayımlarımızı sınamak ve tarih kitaplarında göz ardı edilen insanları anlamak için tamamlayıcı bilgi sunuyor.”

Profesör Martin Carver, “‘Geçiş Sürecindeki Sicilya – Rejim Değişikliğinin Arkeolojisi’ başlıklı proje; 19 erken Orta Çağ mezarlığına gömülmüş kişilerin yaşamlarını ve dönemlerini çoklu yaklaşımlı yöntemlerle araştırdı. Bu yöntemler arasında en önemli olan antik DNA analiziydi; bu ‘tarihsiz insanlara’ ışık tuttu ve Hıristiyanlar ile Müslümanların, Sicilya’nın Kutsal Roma İmparatorluğu’nun parçası olduğu ve Müslümanların sürüldüğü 13. yüzyılın başlarına kadar büyük ölçüde çok dinli toplumlarda yaşadığını gösterdi.” 


Public Library of Science. 24 Haziran 2026.

Makale: Monnereau, A., Orecchioni, P., Hamilton, D., Green, E. J., Noble, I., Hagan, R., … & Wales, N. (2026). 

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için