Blog
Antik Mısır Kaya Sanatında Akrep Kralın İzleri Bulundu

Bu krallardan biri Akrep adıyla biliniyordu. Kendini ilahi bir hükümdar olarak betimleyerek ve acımasız şiddeti sergileyerek gücünü ortaya koydu.
www.arkeofili.com
Asvan yakınlarındaki Wadi el Malik’te bulunan 5.000 yıllık kaya oymaları, Firavun öncesi Mısır’da kralların ilahi iddialarını ortaya koyuyor.
Kral yatan bir adamı çiğniyor. Arkasındaki iki yuvarlak top değil, kesik kafalar. C: Johann Thiele
Bugün göz alabildiğine çöl. Ancak dikkatle bakanlar kayalara oyulmuş yüzlerce figür görebilir. Bu antik Mısır “grafitileri”, 5.000 yıldan daha uzun bir süre önce burada, merkezin dışında yeni bir egemenlik iddiasının ortaya çıktığının kanıtı.
Bu krallardan biri Akrep adıyla biliniyordu. Kendini ilahi bir hükümdar olarak betimleyerek ve acımasız şiddeti sergileyerek gücünü ortaya koydu. Bonn Üniversitesi’nden Mısırbilimci Prof. Dr. Ludwig Morenz, Mohamed Abdelhay Abu Bakr ile birlikte, Firavunlar öncesi Mısır’da egemenlik iddialarının görselleştirilmesine ilişkin son bulguları kitabında yayımladı.
Asvan’ın doğusundaki Wadi el Malik çevresindeki çöl manzarası bugüne kadar çok az arkeolojik araştırmaya konu olmuştu. Burada yüzlerce figür ve özellikle bazı erken hiyeroglifler bulunuyor; bunlar MÖ 4. binyılın sonlarında hanedanların kurulmasından öncesine tarihleniyor.
“Bu dönemde Mısır devleti ortaya çıktı” diyor Bonn Üniversitesi’nden Mısırbilimci Prof. Dr. Morenz. “Bu, dünyanın ilk bölgesel devletiydi.” O dönemde Mısır’ın kuzey-güney uzunluğunun yaklaşık 800 kilometre olduğu uzun zamandır biliniyor.
Akrep Kral ve “Dünyanın En Eski Yer Adı İşareti”
5.000 yıldan uzun süre önce hüküm süren krallardan biri Akrep adını taşıyordu. Hakkında çok az şey biliniyor. Asvan’ın doğusundaki Wadi Abu Subeira’nın yan kollarından birinde bulunan kaya yazıtında adı üç hiyeroglif ile birlikte geçiyor: “Horus Kralı Akrep’in Ülkesi.” Daire şeklindeki bir hiyeroglif bunun bir yer adı olduğunu gösteriyor. Morenz, bu yazıyı birkaç yıl önce “dünyanın bilinen en eski yer adı işareti” olarak yorumladı. Bu keşif büyük yankı uyandırdı ve pek çok medya organında haber oldu.
Şimdi Morenz, Mohamed Abdelhay Abu Bakr ile birlikte, binlerce yıllık bu yazıtlarla dolu kaya manzarasına dair en yeni bulguları yayımlıyor.
Kaya sanatının orijinal hali: Kral yatan bir adamı çiğniyor. Arkasındaki iki yuvarlak top değil, kesik kafalar. C: Johann Thiele
Kralların Kaya Sanatı Panosu
Akrep ne ilk hükümdardı ne de kayada adı geçen tek kişi. Morenz, buradaki tasvirleri bir “kraliyet kaya sanatı panosu” olarak tanımlıyor. Burada ardı ardına hüküm süren birkaç kral, adları ve kendilerini temsil eden hayvan figürleriyle bir tür matris içinde birbirine bağlanmış durumda. Akrep’in yanı sıra, kendisinden önce hüküm sürmüş olan Kral “Boğa” da betimlenmiş.
Kraliyet soyu Kral Horus-Şahin ile başlıyor. “En eski hükümdar adlarının çoğu otoriteyi simgeleyen tehlikeli hayvanlara gönderme yapar” diyor Mısırbilimci. Bu hükümdarlardan önce ise adı zehirli ve tehlikeli bir kırkayaktan gelen “Scolopendra” vardı. Bu ismi de keşfeden Morenz oldu.
İktidarın Görsel İlanı
5.000 yıldan uzun süre önce bu bölge seferlerin geçiş alanıydı, maden kaynakları barındırıyordu ve o zamanlar daha nemli olan iklimiyle aranan bir av sahasıydı. “Aslında mesele, egemenlik iddiasının görkemli bir biçimde sergilenmesi” diyor Morenz. Wadi el Malik, Nil Vadisi’nin sosyo-kültürel çevresinde yer alıyor ve belli ki o dönemde henüz çok yeni olan bu bölgesel devletin egemenlik alanı olarak ilan edilmişti.
Krallar yalnızca “tanrı” olarak görülmüyordu; kendilerini başlıca tanrılarla bağlantılı dünyevi temsilciler olarak sunuyorlardı. Akrep’in durumunda Bat ve Min, MÖ 4. binyılın ikinci yarısında Nil Vadisi’nin merkezi tanrı çiftiydi. Bat, yıldızlarla süslü bir inek başı olarak göksel bir inek şeklinde tasvir ediliyordu; Min ise bir erkekti.
Morenz şöyle açıklıyor: “Bat, Nil boyunca verimli topraklarla ilişkilendirilirken, Min çevre bölgelerle, bir tür av tanrısı olarak bağlantılıydı.”
Üstte Kral “Boğa” yazısı, önünde yer adı olan yazıt var. C: Ludwig Morenz
“Firavunlaştırma” ve İlahi Tasvirler
Mısırbilimci buna “firavunlaştırma” diyor; yani farklı bir hükümdarlığın görselleştirilmesi. “Bölgesel devlet o zaman henüz yepyeniydi. Bu yüzden bu olağanüstü egemenlik iddiasını resim ve yazıda sunmanın yolları bulunmak zorundaydı” diyor.
Düşmanlar üzerindeki zaferi tasvir etmek egemenlik ideolojisinin merkezindeydi. Kaya sanatında bu hakimiyet sahneleri şiddetle birlikte görselleştirildi: hükümdar kendini taşa yenilmez şekilde işlerken, düşmanlarını küçük, boyun eğmiş figürler halinde gösteriyordu.
“En uç sahne, hükümdarın bir düşmanını çiğnerken arka planda iki kesik başın görüldüğü sahne” diyor Morenz ve yakın zamanda keşfettiği bu betime işaret ediyor.
Kayaya oyulmuş “tanrıların gemisi” ise doğrudan dine bağlanıyor. 25 adam tarafından çekilen bu büyük tekne, kutsal alayları simgeliyor. Araştırmacıya göre, bu tür tasvirler bölgeler arasındaki bağı —bu durumda Nil Vadisi ile çöl vadisi arasındaki bağlantıyı— ortaya koyuyordu.
Kralın suaygırı avı, düşmanları yenme motifi ile birleştirilmiş. C: Johann Thiele/ Matthias Lang edited with GigaMesh
Yeni Dijital Yöntemler
Araştırmacılar, farklı açılardan çekilmiş çok sayıda fotoğrafı yüksek işlem gücüyle analiz eden dijital teknolojiler kullandı. Böylece sahada gözle görülmeyen kaya oymalarının hatları ortaya çıkarıldı. Bonn Üniversitesi’nden Mısırbilimci, bu bölgedeki araştırmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu söylüyor.
“Bu, MÖ 4. binyılın sonlarında sosyo-kültürel çevrede devletin ortaya çıkışını anlamamız açısından önemli bir bölge” diyor Morenz. “Genellikle kültürel merkezler hakkında çok daha fazla bilgiye sahibiz; burası ise hâlâ karanlıkta.”
Morenz, bölgede daha geniş çaplı arkeolojik çalışmalar yapılmasını umuyor. Kaya oymalarında mesele yalnızca tasvirlerin kendisi değil; aynı zamanda çevredeki manzara ile olan konumlandırmaları da bir bütün olarak önem taşıyor.
“Bunu o kadar önemli görüyorum ki, bu önemli noktanın turlar ve bir ziyaretçi merkezi ile meraklılara da açılması gerektiğini düşünüyorum” diye ekliyor.
University of Bonn. 26 Ağustos 2025.
Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >