Blog

Haz8

Bahamalarda Bulunan Batıklar Gerçek Karayip Korsanlarına Ait

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  BahamalarBatıkKarayipKorsanNassau Limanı



Bahamalarda Bulunan Batıklar Gerçek Karayip Korsanlarına Ait

Uluslararası bir ekip, Bahamalar’da Karayipler’in gerçek korsanlarıyla bağlantılı ilk gemi batıklarını keşfetti.

 

Begüm Bozoğlu - www.arkeofili.com

 

Bahamalar sınırlarında yapılan yeni su altı kazıları, Nassau Limanı içindeki batıkların gerçek Karayip Korsanları olduğunu gösteriyor.

 

Film yapımcısı Chris Atkins, 18. yüzyıldan kalma bir gemi batığının yanmış ahşap gövdesiyle birlikte. C: Wreckwatch TV

Uluslararası bir ekip, Bahamalar’da Karayipler’in gerçek korsanlarıyla bağlantılı ilk gemi batıklarını keşfetti.

New Providence adası, 1690’lar ile 1720’ler arasında Karasakal ve Calico Jack Rackham gibi ünlü korsanların açık denizlerde girişecekleri yeni yağmaların planlarını yaptığı, ele geçirdikleri ganimetleri bölüştüğü bir saklanma merkezine dönüşmüştü.

Bugün dalışa tamamen kapalı olan Nassau Limanı’nın yasaklı sularında, tarihte ilk kez alınan resmi izinle yürütülen keşif gezisinde altı batık bulundu. Arkeologlar, bu batıklardan üçünün doğrudan korsanlığın “altın çağına” tarihlendiğini belirtiyor.

Korsanlar, ele geçirdikleri gemilerin içindeki değerli kargoları, topları ve kullanışlı teçhizatları yağmaladıktan sonra işledikleri suçun delillerini yok etmek için gemileri ateşe vermeleriyle biliniyordu. Arkeologlar da tam olarak bu uygulamayı kanıtlayan, üzerinde hâlâ taş safra (balast) yığını ağırlığı bulunan, kömürleşmiş bir ahşap gemi omurgası keşfettiler.

Döner toplar, yani dikey bir mil üzerine monte edilmiş hareketli küçük toplar, düşman güvertelerinde panik yaratmak isteyen korsanların bir numaralı silahıydı. Arkeologlar, tam da bu tanıma uyan ve kendi deyimleriyle “korsan saldırılarının kartviziti” niteliğinde bir döner topun yanı sıra, bir demir top, 25 kurşun tüfek mermisi ve kılıçları keskinleştirmek için kullanılan bir bileme taşı buldular.

Deniz tabanının geçmişte tarama gemileriyle defalarca kazınmış olduğu düşünüldüğünde, elde edilen bu buluntular tüm beklentileri fazlasıyla aşmış durumda.


“Karasakal” lakabıyla tanınan ünlü İngiliz korsan Edward Teach.

Projenin ortak direktörü su altı arkeoloğu Dr. Sean Kingsley’e göre bu buluntular sadece buz dağının görünen kısmı. Korsan terörünün en temel aracı olan bu ahşap gemilerden kalan bir omurganın günümüze kadar hiç bozulmadan ulaşabilmesini son derece şaşırtıcı bulan Kingsley, limanın içinde ve çevresinde düzinelerce daha batık yatıyor olabileceğini belirtiyor.

1695 yılında Henry Avery, korsanlık tarihinin en kazançlı soygununu gerçekleştirerek günümüz parasıyla 85 milyon sterlinden fazla değere sahip altın, gümüş, safir, zümrüt ve elmas yağmalamış ve döneminin en çok aranan suçlusu haline gelmişti.

Arkeologlar, ahşap parçaları birbirine tahta çivilerle tutturulmuş bu kömürleşmiş omurgayı bulduklarında, bu kalıntıların, Avery’nin yakalanmamak için su hattına kadar bizzat yaktığı ünlü amiral gemisi Fancy’e ait olabileceğini düşündüler.

Keşif gezisinin ortak direktörü ve Bahamalar tarih, kültür ve müzecilik elçisi Dr. Michael Pateman’ın belirttiğine göre, gemileri su hattına kadar yakmak, işlenen suçları yetkililerden gizlemek için başvurulan azılı bir korsan taktiğiydi. Nassau’daki bu omurga da korsan hilelerinin tüm alametifarikalarını taşıyor.

Pateman, geminin çok ağır bir silah donanımına sahip olduğunu belirterek, “Özellikle küpeşte raylarındaki yuvalara oturtulan bu döner toplar, düşman mürettebatının üzerine ölümcül bir ateş yağdırıyordu” diyor.

Kingsley, bugüne kadar Mauritius ile Kuzey Carolina arasında tek tük korsan batığı bulunmuş olsa da, “Karayip korsanlarının Bahamalar’daki ana üssü” olan Nassau’da şimdiye kadar tek bir batığa bile rastlanmamış olmasının bu keşfi çok daha heyecanlı kıldığını vurguluyor.

Gişede 4,5 milyar dolar hasılat yapan Karayip Korsanları film serisine de değinen Kingsley, “Hollywood sayesinde herkes bu efsaneyi çok seviyor. Ancak bu fantezi dünyasının ötesinde, o eski deniz kurtlarının gerçekte nasıl yaşadığını ve arkalarında bıraktıkları o dehşet saçan ahşap gemilere ne olduğunu kimse tam olarak bilmiyor,” diyor.

Son 30 yılda 350’den fazla batığı inceleyen Kingsley, batık tarihine adanmış dünyadaki tek yayın olan Wreckwatch dergisinin de kurucu editörü.

Bu son keşifler; Bahamalar’da bilim, eğitim, eğlence ve turizme katkı sağlamayı amaçlayan uluslararası bir arkeolog ve film yapımcısı ekibi olan New Providence Pirates Expedition ve Wreckwatch TV tarafından gerçekleştirildi.

Kaşif ve projenin film yapımcısı Chris Atkins, bu keşif gezisinin tehlikelerine de değiniyor: “Gelgitler yüzünden sular günde iki kez tehlikeli akıntılar oluşturuyor. Üstelik burası köpekbalığı sürülerinin de yuvası. Eliniz boş dönme ihtimalinizin yüksek olduğu, riskli bir seferdi.”


Tarihin en büyük soygunlarından birine imza atan efsanevi korsan Henry Avery.

Bölge suları dünyadaki en yoğun köpekbalığı popülasyonlarından birine sahip. Kingsley, “Ancak su altında birbirimizi hiç rahatsız etmedik,” diyor. “Onların krallığına saygı duymamız gerektiğinin bilincindeydik.”

Ekip ayrıca, bir geminin mutfağına ait donanımları, cam şişeleri ve tuğlaları sapasağlam korunmuş halde buldu. Bunların yanında, bazıları ahşap nakliye sandığı parçalarının arkasından kuma saplanmış halde duran kilden yapılmış 143 adet tütün piposu da gün yüzüne çıkarıldı.

Pipoların üzerindeki tek boynuzlu at, taç ve İngiltere kraliyet arması gibi süslemeler, bunların 1740’lar civarında Londra’da üretildiğine işaret ediyor.

Kingsley, “Şimdiye kadar hiçbir batık kargosunda bunlara benzer başka pipolar bulunmadı. Gemi bir İngiliz ticaret gemisiydi ve korsan tehdidi tamamen ortadan kaldırıldıktan hemen sonra Nassau’ya doğru yelken açmıştı. Kıyı yapılaşması nedeniyle büyük zarar görmüş bu batığın günümüze ulaşması bir mucize. Tüccarın cam şişelerdeki şaraplardan ve süslemeli pipolardan oluşan kargosu, Nassau’nun korsan anarşisinden sıyrılıp nasıl normal bir ticaret limanına dönüştüğüne dair ışık tutuyor” diye belirtiyor.

Ekip, dalış aralarında 300 yıllık belgeleri ve eski haritaları titizlikle inceledi. Hatta korsanların Nassau’da hazine sakladığı iddia edilen mağaraları bile araştırdılar. Ancak görünüşe göre korsanlar giderken her şeyi yanlarında götürmüşlerdi.

Bu heyecan verici keşif yolculuğu, Mystery of the Pirate King’s Treasure (Korsan Kralın Hazinesinin Gizemi) adlı mini belgesel serisinin ilk bölümünde ve Wreckwatch dergisinin önümüzdeki sayısında tüm detaylarıyla ele alınıyor.


The Guardian. 2 Haziran 2026.

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için