Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

Nis19

Bizans’ın Yazın Hayatına Dair Bilinmesi Gereken 5 Şey

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  bizansdiledebiyatgrekçekaligrafikitapkoinelatincelehçemanşeyortaçağparşömenyazıyazın

Bizans’ın Yazın Hayatına Dair Bilinmesi Gereken 5 Şey

Yazan:  Tarih: 18 Nisan 2016
 


Bizans yazın sanatından aslında bir bakıma Ortaçağ Yunan yazın sanatı diye de bahsedilebilir. Antik dönem Yunan Edebiyatı’nın devamı niteliğinde görülen Bizans Edebiyatı; tıpkı Latin Edebiyatı’nda olduğu gibi Antik Yunan yazarlarına öykünerek ve atıfta bulunarak oluşturuldu. Eserler, Bizans’ın günlük konuşma dili olan Grekçe’den farklı olarak, Attistik Yunanca’yla yazıldı. Ayrıca Antik Yunan dünyasına öykünmelerine rağmen, Hristiyan bakış açısı ve öykülerin de eklenmesi ile ortaya kendi yazın hayatları çıktı.

İşte Bizans yazın hayatına dair bilmemiz gereken beş madde:

1- Yazın dili

Bizans’ın Yazın Hayatına Dair Bilinmesi Gereken 5 Şey

Bizans’ta kullanılan dil henüz Yunanca idi, ama yaşayan her dil gibi gündelik konuşma biçimi söyleyişte, sözlükte ve dil bilgisinde değişiyordu; örneğin Yeni Ahit, birinci ve ikinci yüzyılların geçerli Yunancasında(koine) yazıldı. İÖ birinci yüzyıl gibi erken bir tarihte Atina lehçesini destekleyen bir akım İÖ beşinci yüzyılın Klasik Yunancasına geri dönme gibi açıkça bildirilen bu amaçla yola çıkılmıştı. Bu akım yüzyıllar boyunca sürdü ama hiçbir zaman değişmekte olan ana dilde yazmanın önüne geçmeyi başaramadı.

2- Tarihçelerin konuları

Bizans’ın Yazın Hayatına Dair Bilinmesi Gereken 5 Şey

En etkili düzyazı Bizanslıların önemli ölçüde geliştirmiş oldukları tarih alanındadır. Tarihsel yazılanların çoğu iki kümeye düşer: ilkin, az çok klasiksel Yunanca’da yazmış olan ve kendi zamanlarını ve kendilerinden hemen önceki dönemi betimlemiş olan bilgili yazarların çalışmaları, ikinci olarak çoğu kez yürürlükteki anadilde yazılan ve genellikle Yaratılıştan bu yana dünyanın tarihini yeniden anlatan daha halksal doğadaki tarihçeler –çoğunlukla keşişlerin çalışmaları. Bilgili tarihçiler büyük bir geleneğin kalıtçıları olduklarının derin bir bilincini taşır ve Heredotus, Thukidides, Ksenefon Ve Polibus’a öykünürlerdi.

Tarihçeler genellikle keşişlerin işiydi ve saklanan birçoğu adsızdı. Bunların çoğunun yazınsal hiçbir değeri yoktur ve en kötüleri doğruluktan yoksun ve tansıklarla doludur. Bunlardan Sofokles, Heredotus ve Pisagorcuların Makedonyalı Filip’in çağdaşları olduklarını öğrenir ve gömülü yüzükleri bulup onları sahiplerine geri götürebilen ve değişik imparatorların metal paralarını ayırt edebilen bir satıcı köpeğinin öyküsünü okuruz. Bir imparatorluğun düşüşü ve gezgin bir soytarının hileleri eşit ciddiyetle anlatılır.

3- El yazmaları

Bizans’ın Yazın Hayatına Dair Bilinmesi Gereken 5 Şey

4. yüzyıldan sonra kapsamlı bir halde kitap haline dönüştürülen el yazmaları, yazıların konularını kapsayan ve dönemin özelliklerini taşıyan görsel tasvirlerle özenle süsleniyordu. Kaligrafi(güzel yazı, hat) bütün iyi eğitim görmüş kimselerin başarması gereken bir sanattı. Aralarında İmparator II. Theodoros Laskaris’in de bulunduğu ileri gelen birçok kimse kitap çevirmeyi çok severdi. Scriptoria’daki yazıcılar metnin doğruluğu kadar yazıların güzelliğine de özen gösterirlerdi. İncil’deki dini konular, Azizlerin hayatları el yazmalarının ve tasvirlerin başlıca konularını oluşturuyor, Antik mitolojik tarih de Hristiyanlığın amaçları için hizmet ediyordu.

4- Scriptoria: Kitap odaları

Bizans’ın Yazın Hayatına Dair Bilinmesi Gereken 5 Şey

Scriptoria, yani, yazıcıların dil bilgisinden sözlüklere, romanlardan dinsel yapıtlara kadar elde olan her tür kitabın kopyasını çıkarmak üzere çalıştıkları odalar, halk kitaplıkları ya da özel kitaplıklar, laik ya da dinsel kitaplıklar olsun bütün kitaplıklara bağlı olarak çalışırdı. Dördüncü yüzyıl kadar eskilerde İmparator Valens, Konstantinopolis’teki kitaplığında dört Yunanlı ve üç Latin yazıcıyı sürekli tutardı.

5- Papirüs Kullanımı

Bizans’ın Yazın Hayatına Dair Bilinmesi Gereken 5 Şey

Bizans’ta ilk kitap papirüs üzerine yazılmıştı ve tomar biçimindeydi. Mısır’ın Arapların eline geçmesinden sonra bile bu biçim, resmi belgeler ve imparatorluk diplomaları için korundu; Ortaçağ Avrupası’nda yaygın olarak kullanıldı ve bazı törenlerde verilen belgelerde kullanılmak üzere günümüze kadar kaldı. Belge olarak kullanılan papirüs parçaları imparatorluk damgasını taşırdı, oysa edebi amaçla kullanılanların buna gereksinimi yoktu ve böylece diğerine konan vergiyi ödemiyordu. Dördüncü yüzyıldan başlayarak parşömen papirüse yeğlenmeye başlandı ve I. Constantinus’un yaptırmış olduğu söylenen elli kilise için papirüse yazılmış elli İncil sipariş ettiği söylenir.


Frederick B. Artz, Orta Çağların Tini, 2006
Tamara Talbot Rice, Bizans’ta Günlük Yaşam, 2002

Arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için