Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Haz11

Çatalhöyük’te Ölüler Akbabaların Yemesi için Çatılara Konmuş Olabilir

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  akbabaçatalhöyükduvar resmiforensikkızıl akbabaleşçilmellaart

Çatalhöyük’te Ölüler Akbabaların Yemesi için Çatılara Konmuş Olabilir

Yazan:  Tarih: 10 Haziran 2016
 

Çatalhöyük’te çalışan araştırmacılar uzun süredir, kazılarda keşfedilen kızıl akbaba resimleri ile, bulunan başsız iskeletler arasında bir ilişki olup olamayacağını düşünüyordu. Yeni yayınlanan bir araştırma, insanlar gömülmeden önce, cesetlerindeki etlerin akbabalar tarafından iskeletten ayrılması için çatıda bırakılmış olabileceğini öne sürüyor.

Yaklaşık MÖ 7500-5700 arasında yerleşilen Çatalhöyük’teki mezarların büyük bölümü evlerin tabanının altında bulunuyor. Bu mezarlarda kadın, erkek ve çocuk iskeletleri, bir yanları üstünde, sıkıştırılmış cenin pozisyonunda bulunuyor. Bu durum da gömülmeden önce insanların bağlandığını ya da bir çeşit kumaşa sarıldığını düşündürüyor. Fakat normal mezarların yanında, Çatalhöyük’te ayrıca 14 adet başsız iskelet bulundu.

Çatalhöyük’ten bir başsız iskelet örneği. İskelet 13162, karın bölgesinde bir yenidoğan bulunan bir kadın iskeleti. (F: Çatalhöyük Project.)

Bu 14 iskeletten sadece bir tanesinde, iskeletin etlerinin insanlar tarafından kemikten ayrıldığına dair kesik izleri vardı. Diğer 13 tanesinde bu çeşit izler bulunamadı. Araştırmacılar da hem duvar resimlerinde hem de heykellerde sıklıkla görülen akbabaların bu olayla ilişkisini merak ediyordu.

Bu konuyu araştırmak isteyen, içinde Marin Pilloud ve meslektaşlarının da olduğu bir arkeolog ekibi, akbabaların cesetler üzerindeki etkisi üzerine forensik literatürde kanıtlar aradı. Ekip Çatalhöyük’teki duvar resmlerinde bulunan akbaba ikonografisini de inceledi, ve araştırmalarının sonucu Journal of Archaeological Science’de (Arkeolojik Bilim Dergisi) yayınladı.

Türkiye’de yaygın olarak yaşayan bir akbaba türü, kızıl akbabaydı (Gyps fulvus). Bu tür akbabaların cesetler üzerindeki etkisini görmek için yapılan modern forensik çalışmalar, kızıl akbabanın etleri ayırıp yediğini, fakat tendon (sinirler) ve bağ dokusunu büyük oranda bıraktığını gösterdi. Bu da kemikler arasındaki bağlantıların çoğu zaman bozulmadan korunduğu anlamına gelebilir.

Bir grup kızıl akbaba bir geyik cesedini yiyor. (F: Mario Modesto Mata, CC BY-SA 3.0 lisansı, wikimedia commons.)

Kızıl akbaba kuşlarının kemikler üzerinde bazı izler bıraktığı belirlendi: bunlar arasında kafatası ve kürek kemiğinde delikler, kol ve bacak kemiklerinde çizgiler, ve birkaç tane V ile L şekilli iz bulunuyordu.

Fakat forensik çalışmalar, kızıl akbaba kuşlarının üstünde iz yarattığı kemiklerinin sayısının çok az olduğunu gösterdi. Hatta kemiklerin çoğunda, etlerin akbabalar tarafından yendiğine dair hiçbir belirti yoktu. Bu da Neolitik döneme tarihlenen kemiklerde akbaba izleri bulmaya çalışmanın çok zor olacağı anlamına geliyordu.

Pilloud ve meslektaşları, Çatalhöyük’te etin kemiklerden ayrılmasının birçok farklı şekilde gerçekleşmiş olabileceğini de belirtiyor. Bu işlem insanlar tarafından, açıkta bırakılarak, ya da başka hayvanlar tarafından yapılmış olabilir. Fakat eğer bu yöntemlerden biri kullanılmışsa, kemiklerde de kesik izleri, güneşin beyazlatması ya da yırtıcı hayvan izleri gibi izler bulunması gerekir. Fakat bunların hiçbiri bulunmadı.

Çatalhöyük’ün ilk kazı başkanı James Mellaart’ın çizimleriyle akbaba duvar resimleri, kuzey ve doğu duvarlar. (F: Mellaart, James. Çatal Hüyük: a neolithic town in Anatolia. McGraw-Hill, 1967)

Akbabaların insan kalıntıları üzerinde bir işlem yaptığına dair henüz direkt bir kanıt bulunamamış olsa da, Pilloud ve meslektaşları Çatalhöyük’le ilgili birkaç unsuru bir araya getirerek bu ikinci dereceden kanıtlarla konu hakkında bir sonuç çıkarmaya çalışıyor. Araştırmacılar bunun için 4 unsurdan yararlanıyor.

İlk olarak, Çatalhöyük iskeletlerinin sıkıca sıkıştırılmış şekilde gömülmesinin, gömülmeden önce bir çeşit işlem geçirmiş olduklarına işaret ettiği söyleniyor. En azından rigor mortis yüzünden (rigor mortis, ölü kişinin uzuvlarının bükülmesini engeller), cesetler bir gün ya da daha uzun süre boyunca bir yerde tutulmalıydı.

İkinci kanıt olarak, akbabaların et yapısını kemikten ayırırken, tendon ve bağ dokusunu yerinde bırakması gösteriliyor. Bu durum, Çatalhöyük’tek iskeletlerin anatomik bütünlüğünü korumuş olmasını da açıklıyor. Eğer kemikleri arada tutacak hiçbir doku olmazsa iskelet normal halinde bulunmaz ve sadece bir kemik yığını olur.

Çatalhöyük’teki akbaba duvar resminin orijinali Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunmaktadır. (F: Georges Jansoone, CC BY-SA 3.0 lisansı- wikimedia commons.)

Üçüncü olarak, akbabaların cesetteki et ve organları yemesinin, cesetten gelecek çürüme kokusunu azaltacağı söyleniyor. Çürüme kokusu da, ölü kişiyi bir evin tabanının altında, küçücük kapalı bir yere gömerken önemli bir faktör olacaktır.

Dördüncü kanıt ise Çatalhöyük’teki duvar resimlerinden geliyor. Çatalhöyük’teki duvar resimlerinde akbabaların kafasız vücutlara saldırdığı betimler bulunuyor. Bazı evlerin sıvadan yapılan duvarlarında da kızıl akbaba kafataslarının yerleştirildiği görülüyor. Anadolu’daki bazı diğer eski yerleşimlerde de bu akbaba sembollerini görebiliyoruz. Bu da araştırmacılar için, bu dönemin kültürü ve akbabalar arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.

Ölüleri evlerin çatılarına koyarak Çatalhöyük insanları, cesetleri kızıl akbabalar için çekici hale getiriyor ve onların kolayca ulaşabileceği bir yere koymuş oluyordu. Cesetleri çatıya koymak ayrıca onları kara üstünde yaşayan yırtıcıların saldırısndan da kurtarmış oluyordu. Akbabalar kasları ve organları yedikten sonra tendonları geriye bıraktığında, Çatalhöyük insanları da cesedi alıp, sıkıca sarmalayarak ev tabanının altına gömebiliyordu.

Akbaba ve başsız insanlar çizimlerinin bir replika çizimi.

Araştırma yayınında belirtildiğine göre, bu başsız iskelet mezarları için en muhtemel açıklama “yeni deneysel forensik çalışmalara göre, Çatalhöyük insanlarının cesedi gömmeden önce akbabaların yemesi için bırakması” olarak kabul edildi.

Leşçil kuşları kullanarak cesetlerin kemiklerinin etlerden temizlenmesine benzer uygulamalar, “gökyüzü defini” ismiyle Çin, Tibet, Nepal, Hindistan ve Moğolistan’ın bazı yerlerinde uzun süredir yapılıyor.

Leşçil kuşların kemiklerden eti ayırmak için insanlar tarafından kullanılması, aslında anti kültürlerde yaygın bir uygulamaı olsa da, bunun Çatalhöyük’te de yapıldığına dair olası kanıtlar , Çatalhöyük’ü bu uygulamanın yapıldığı dünyadaki en erken yerlerden biri yapabilir.


Forbes, Kristina Killgrove

Marin A. Pilloud, Scott D. Haddow, Christopher J. Knüsel, Clark Spencer Larsen, A bioarchaeological and forensic re-assessment of vulture defleshing and mortuary practices at Neolithic Çatalhöyük, Journal of Archaeological Science: Reports, Available online 21 May 2016, ISSN 2352-409X, http://dx.doi.org/10.1016/j.jasrep.2016.05.029

Arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için