Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

ޞu26

Dinozorların Yok Oluşu, Volkanik Patlamalar ile Çakışıyor

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Dinazorkretaselavpatlamavolkanvolkan patlamasıyok oluş

Dinozorların Yok Oluşu, Volkanik Patlamalar ile Çakışıyor

Yazar:  Tarih: 25 Şubat 2019

Dinozorlar bir asteroit tarafından mı yoksa bir volkanik patlama tarafından mı yok edildi? Volkanik olayların zamanlaması üzerine yapılan iki yeni çalışma, Dünya’nın en ünlü kitlesel yok oluşunun öyküsünü bir araya getirmemize yardımcı oluyor, ancak birçok türün yok oluşunu neyin tetiklediğini tam olarak netleştirmiyor.

C: Kingsly Xavier George / Alamy

Dünyadaki türlerin yaklaşık dörtte üçünün, 66 milyon yıl önce Kretase-Paleojen dönemdeki Yok Oluş olayında öldüğü düşünülüyor. Bu yok oluşlar, modern kuşların ataları dışındaki tüm dinozorları içeriyor.

Jeolojik kayıtlarda, bu olay, bir asteroid etkisinin kanıtı olarak yüksek iridyum seviyelerine sahip bir kaya tabakası ile çakışıyor.

Çoğu jeolog, bu etkinin Meksika’nın Chicxulub şehrinde çok büyük bir krater yarattığını düşünüyor. Bu etki, güneşi engelleyen küresel bir is bulutuna neden olmuş olabilir.

Bununla birlikte, bu yok oluş aynı zamanda batı Hindistan’daki Deccan Tuzakları olarak bilinen devasa bir kaya oluşumunu oluşturan yoğun volkanik aktivite patlamasıyla da çakışıyor.

Benzer volkanik olaylar, Dünya tarihinin diğer kitlesel yok oluşlarına da neden oldu. Patlamalar, büyük miktarlarda sera gazı salgılayarak iklimi sıcaklaştırabilir veya güneş engelleyici aerosolleri yüksek atmosfere sokark soğutmaya neden olabilir.

Patlamaların tarihi

Deccan patlamalarının zamanlaması hakkında daha kesin bir fikir edinmek için, California Üniversitesi’nden Courtney Sprain ve arkadaşları, lav akışının yaşını tahmin etmek için argon-argon tarihleme yöntemini kullandı.

New Jersey’deki Princeton Üniversitesi’nden Blair Schoene liderliğindeki başka bir ekip, farklı bir yöntem olan uranyum bazlı tarihleme yöntemini kullandı.

Her iki çalışma da Deccan püskürmelerinin, yok oluş olayından yaklaşık 400.000 yıl önce başlayarak, yaklaşık bir milyon yıl süren bir süreçte gerçekleştiğine katılıyor. Ancak kesin ayrıntılarda, sonuçları farklı.

Schoene ve meslektaşları Deccan patlamalarının dört seferde meydana geldiğini öne sürüyor. Bunlardan ikincisi en hızlısıydı ve asteroit etkisinden on binlerce yıl önce başlamıştı.

Sprain ve ekibi ise, Deccan’daki lav hacminin dörtte üçünün toplu yok oluştan sonra patladığını ve astreoit olayının ardından patlama oranının arttığına karar verdi.

Dinozor katili?

İki sonuç arasındaki tutarsızlık, iki yöntemin güçlü ve zayıf yönlerine bağlı olabilir.

Schoene’ün yöntemi daha fazla hassasiyet sunuyor, ancak lavları doğrudan tarihlemek yerine, patlamadan önce magma odalarında oluşabilen lavlardaki zirkon kristallerinin oluşumunu tarihliyor.

Schoene, “Deccan Tuzakları ve asteroit etkisinin, yok oluşa ne kadar katkıda bulunduğunu hala bilmiyoruz. Ancak daha kesin bir zaman çizelgesine sahip olmak, daha da yakınlaşmamıza yardımcı oluyor. Daha önce, iklim kayıtlarıyla karşılaştırmak için volkanik kayalardan elde edilmiş yeterince ayrıntılı bir kayıt yoktu.” diyor.

Schoene’ün sonuçları lavların çoğunun yok oluş olayından sonra patlak verdiğini öne sürse de, Sprain hala volkanizmanın önemli bir rol oynadığını düşünüyor.

Fosiller ve sıcaklık kayıtları, iklimdeki değişikliklerin ve ekolojik stresin belirtilerinin, astreoit etkisinden ve yok oluştan 400.000 yıl önce, volkanik faaliyetlerin başlangıcı ile çakıştığını gösteriyor.

Sprain, “Deccan Tuzakları muhtemelen Chictasulub etkisiyle ortaya çıkan hızlı çevresel değişikliklere karşı adapte olmak için geç Kretase ekosistemlerini zayıflattı.” diyor.

Daha önceki patlamaların daha fazla gaz salması, iklimde değişikliklere neden olmuş olabilir. Ve daha sonra lavların daha fazlası gelmiş olabilir.

Gizem çözülmeden kalsa da, Sprain bir cevaba daha çok yaklaştığımıza emin. “Gelecekte neler olup bittiğiyle ilgili daha net bir resim elde edeceğimizi düşünüyorum.”


New Scientist. 21 Şubat 2019.

Science, DOI: 10.1126/science.aau2422

Science, DOI: 10.1126/science.aav1446

www.arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için