Blog

Ağu4


Eski Toplumların İklim Değişikliğine Adaptasyonları...

Eski halkların iklim değişikliğine sosyal, ekonomik ve kültürel tepkileri, modern toplumların kırılganlıklarını ve sürdürülebilir yeni çözümlere olan ihtiyacını vurguluyor.

Jubbah Vahası, geçmişte sulak bir alan ve göl bölgesi olmalıydı. C: Palaeodeserts Project

Arap Yarımadası’nda yapılan son arkeolojik ve paleo-çevresel araştırmalar; binlerce yıl boyunca meydana gelen büyük iklimsel ve çevresel dalgalanmalar sonucu oluşan toplumsal reaksiyonları işaret ediyor. Bu tepkiler arasında göçler, artan nüfus hareketliliği, kırsal yaşamın benimsenmesi, su kaynaklarının yönetimi ve hayatta kalmayı destekleyici çeşitli yapıların inşası yer alıyor. Günümüzün kısıtlamaları, bu seçeneklerin çoğunun bugün bölgede yaşayan nüfus için mevcut olmadığı anlamına geliyor.

Günümüzde Arap Yarımadası, dünyanın en kurak bölgelerinden biri. Fakat geçmişte bu her zaman böyle değildi. Arap Yarımadası iklimi; geçmişte, günümüzdeki halinden çok daha nemli veya çok daha kurak zamanlar geçirdi. Su kıtlığı riski taşıyan bir bölge olan Arabistan, giderek ısınan dünyada, iklim değişiklikleri üzerine çalışan bilim insanları tarafından büyük ilgi görüyor.

(Arabistan Çölleri Modern İnsanın Dünyaya Yayılımı Sırasında Yemyeşildi)

Yapılan yeni çalışmada, Almanya’daki Max Planck İnsanlık Tarihi Bilim Enstitüsü’nden araştırmacılar, Arabistan’daki ilk ayrıntılı İnsan-Çevre etkileşimlerinin karşılaştırmasını yaparak, Kuzey Arabistan ve Güneydoğu Arabistan bölgelerini inceledi. Araştırmanın sonuçlarına göre, eski toplumlar iklim değişikliklerine; yaşadıkları bölgeye ve mevcut çevresel, sosyal ve teknolojik kaynaklara bağlı olarak çeşitli şekillerde karşılık vermişlerdi.

Kuzey Arabistan’da yüksek hareketlilik, su yönetimi ve ekonomik dönüşümler

Yaklaşık 10.000 yıl önce bölgede artan yağışlar ve genişleyen göl ve bitki örtüsü, Arap Yarımadası’ndaki insan yerleşimini oldukça destekledi. Fakat bunu takip eden bin yıllık dönemde gerçekleşen aşırı kuraklık, bölgede ciddi ekosistem değişikliklerine sebep oldu.

Kuzey Arabistan’da büyük ve sığ akiferlerin (yeraltı su rezervuarları) ve playaların (göl yatakları) varlığı, özellikle birkaç yüzyıl süren kuraklıklar da dahil olmak üzere, fazlasıyla değişken iklim koşullarında hayatta kalmayı kolaylaştırdı. Bununla birlikte özellikle günümüzde Jubbah şehrindeki yerleşme gibi çöl vahaları, sürekli olarak insan yerleşimi gördü ve arkeolojik kayıtlara göre 9.000 yıllık bir süre boyunca birçok kez Nefud Çölü’nde insan varlığı saptandı.

Jubbah vahası dolaylarındaki Jebel Oraf kaya sığınağı ve 170’ten fazla ocak ve sığır kalıntıları ile birlikte bir göl kenarı alanının keşfi, bölgedeki uzun süreli iskanın ispatı niteliğinde.

Dr. Maria Guagnin, “Göçebe popülasyonlar bölgeyi binlerce yıl üst üste iskan ettiler, iklim değişiklikleri ve kuraklıklar sırasında hayatta kalabilmek için hareketliliklerine ve doğal ortam ve kaynakları hakkında kapsamlı bilgilerine güvendiler.” diyor.

Yaklaşık olarak 5.900 yıl öncesinden 5.300 yıl öncesine kadar süren bir kuraklık dönemi olan ‘Karanlık Binyıl’ döneminde, kuraklık sebebiyle Arap yarımadasının büyük bir kısmının yaşanamaz hale geldiği düşünülüyordu. Ancak araştırmacılar, bu dönemde Jubbah vahasında iskan kanıtlarına ulaştılar.

Kuzey Arabistan’ın diğer bölgelerinde insanlar, vahaların etrafına duvarlar inşa etti, su akışını sağlamak için peyzaj düzenlemesi yaptı ve su kuyuları kazdı.

Dr. Huw Groucutt, “Bulgular ışında, geniş ve sığ akiferlerin varlığı, su yönetimi stratejileri, yüksek nüfus hareketliliği ve ekonomik dönüşümleri, Kuzey Arap popülasyonlarının uzun vadede hayatta kalma olanağını artırdı.” diyor.

Güneydoğu’daki popülasyonlar kuraklıklar karşısında, kaynak bakımından zengin su kıyıları aradı

Güneydoğu Arabistan, kuzeyin aksine, görünüşte daha az yeraltı suyu kaynağına sahipti. Bunun da etkisiyle olacak ki birbirini takip eden kuraklıklar ve çarpıcı sosyal değişimler arasında daha net bir ilişki saptandı. Nemli Holosen evresinden sonraki 8.200 ila 8.000 yıl önce devam eden bir sonraki iklim çöküşü, o kadar aşırı etkiler yaratmıştı ki, önceki araştırmalara göre avcılık ve toplayıcılıktan evcil hayvan güdülmesine geçişle bağlantılı olduğu düşünülüyordu.

Daha sonraki büyük kuraklıklar (7.500 ila 7.200 yıl önce ve 6.500 ila 6.300 yıl önce) çöl içi yerleşimlerin azaldığı, kıyılardaki çoban ve balıkçı topluluklarının geliştiği ve Arap göçebeler ile Mezopotamya’daki tarım toplulukları arasında bir deniz ticaret ağının kurulduğu zamanlar ile örtüşüyordu.

‘Karanlık Binyıl’ın aşırı kurak döneminde, Güneydoğu Arap bölgelerinde çöl yerleşimlerinin iyice terk edildiğini ve nüfusun körfez kıyılarına göç ettiği gözlemleniyor. Konuyla ilgili önceki araştırmalar, kıyıların bile bu kuraklıktan etkilenip, kaynak sıkıntısı çektiğini gösteriyor. Ras al-Hamra sahilindeki daha önce yapılan kazılar, bu döneme ait Umman kıyı halklarının genel sağlık durumunun oldukça kötü olduğunu ortaya koydu.

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Akab adasında yapılan kazılarda ortaya çıkan ve kemikleri düzenlenerek bir yığın yapılmış Dugong (Bir tür deniz memelisi) kemikleri, gıda kıtlığına karşı bir tür ritüel haline getirilmiş tüketim alışkanlığı olabileceğini düşündürdü.

İklim değişikliklerine sürdürülebilir çözüm arayışının geçmişteki yansıması

İklim değişikliklerinin bölgesel etkileri ile toplumsal dayanıklılığı sağlayan adaptasyonlar arasındaki ilişkiyi anlamak, modern toplumlar için çok değerli öğütler verebilir.

Profesör Michael Petraglia, “Bin yıl boyunca, sert iklime sahip bölgelerden uzaklaşmak, insanların olumsuz iklim değişikliklerine verdiği en temel tepki. Fakat artan nüfus ve yerleşim yerine yapılan yüksek yatırımlar sonucunda insanların uzun mesafede yapacakları yerleşim hareketliliği kısıtlandı. Aynı şekilde son yıllarda azalan akiferlerin hızla tükenmesi, çevresel sorunlara karşı geliştirilebilecek sürdürülebilir çözümlere olan ihtiyacı vurguluyor.” diyor.

Araştırmacılar iklim sorunlarına karşı acil olarak harekete geçmenin dünya için yapılabilecek en iyi şey olduğunu söylüyor.

Araştırmanın yazarı Professor Nicole Boivin, “İklim değişiklikleri tarih boyunca karşılaştığımız bir olgu olduğu için bazen insanlar fazla endişelenmememiz gerektiğini söylüyorlar. Fakat günümüzdeki karşılaştığımız senaryonun bir benzeri görülmedi.” diyor.


Max Planck Institute for the Science of Human History. 6 Nisan 2020.

Makale: Petraglia, M. D., Groucutt, H. S., Guagnin, M., Breeze, P. S., & Boivin, N. (2020). Human responses to climate and ecosystem change in ancient Arabia. Proceedings of the National Academy of Sciences, 117(15), 8263-8270.

Yazar: 

www.arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için