Blog

Oca15

Homo habilis’e Ait 2 Milyon Yıllık En Eksiksiz İskelet Bulundu

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AustralopithecusHomo HabilisKenyaLucy



Homo habilis’e Ait 2 Milyon Yıllık En Eksiksiz İskelet Bulundu

Paleoantropologlar, 2 milyon yıldan daha önce Kuzey Kenya’da yaşamış bir insan atası olan Homo habilis’e ait dünyanın en eksiksiz iskeletini duyurdu.

 

Erman Ertuğrul - www.arkeofili.com

 

Şimdiye dek bulunan en eksiksiz Homo habilis iskeleti 2 milyon yıldan daha eski ve “Lucy” benzeri özellikler taşıyor.

 

Yeni açıklanan Homo habilis iskeleti KNM-ER 64061’in kemikleri ve dişleri. C: Grine, F. E. et al., 2026.

Bilim insanları, 2 milyon yıllık atamız Homo habilis’e ait şimdiye kadarki en eksiksiz iskeleti ortaya çıkardı.

Paleoantropologlar, 2 milyon yıldan daha önce Kuzey Kenya’da yaşamış bir insan atası olan Homo habilis’e ait dünyanın en eksiksiz iskeletini duyurdu. Fosil kemiklerden oluşan bu koleksiyon, Homo habilis’i daha sonraki türlerden ayıran, olağanüstü güçlü kollara işaret ediyor.

Kemikler ilk olarak 2012’de, Turkana Havzası Enstitüsü’nden Meave Leakey liderliğindeki bir araştırma ekibi tarafından bulundu ve daha sonra 2015’te bir araştırma konferansında duyuruldu. Şimdi ise kalıntıların tam analizi, The Anatomical Record dergisinde yayımlanan bir makalede ayrıntılı biçimde tanımlandı.

KNM-ER 64061 olarak adlandırılan iskelet, 2,02 milyon ile 2,06 milyon yıl öncesine tarihlenen jeolojik tabakalarda bulundu. Alt dişlerin tam bir set halinde korunmuş olması, iskeletin Homo habilis olduğunu net biçimde doğruladı. İskelette köprücük kemikleri; kürek kemiklerinden parçalar; üst ve alt kol kemiklerinin tamamı; ayrıca bir omur parçası, bir kaburga, bir uyluk kemiği parçası ve pelvisin parçaları yer alıyordu.

Araştırmacılar, bunun şimdiye kadar ele geçirilen en eksiksiz Homo habilis iskeleti olmasının yanı sıra en yaşlı örneklerden biri olduğunu da belirtiyor. Kayıtlardaki en eski Homo habilis iskeleti ise Etiyopya’dan ve 2,33 milyon yıl öncesine tarihleniyor.

Çalışmanın başyazarı, Stony Brook Üniversitesi’nden paleoantropolog Fred Grine, “Bu önemli tür için bilinen yalnızca üç başka kısmi iskelet var ve onlar da son derece parçalı ve eksik” diyor. Araştırmacılar, buluntunun hem erken Homo’ya ait en eksiksiz, hem de en eski kısmi iskelet olması nedeniyle önem taşıdığını söylüyor.


2012’de keşfedilen Homo habilis’e ait kemikleri gösteren modern insan iskeletinin iki farklı görünümü. C: Grine, F. E. et al., 2026.

Homo habilis bir “geçiş türü”ydü. Çünkü australopithecuslardan evrimleşerek cinsimizi (Homo) başlatan, isimlendirilmiş ilk tür olarak kabul ediliyor. Australopithecus soyu, ünlü fosil iskelet Lucy’yi de içeriyor. Ancak Homo habilis, dünyanın dört bir yanına yayılmış ve çok daha iyi anlaşılan atamız Homo erectus’tan da farklıydı. Bu nedenle Homo habilis fosilleri, erken hominin atalarımızın uyumlarını anlamak için kritik önemde. (Homininler, modern insanları ve soyu tükenmiş akrabalarımızı kapsıyor)

KNM-ER 64061 fosillerinin ayrıntılı analizi, Homo habilis’in kol kemiklerinin, diğer erken Homo örneklerine ve bazı australopithecuslara benzediğini ortaya koydu. Örneğin Homo habilis’in, daha sonraki Homo erectus’a kıyasla daha uzun bir ön kola sahip olduğu ve australopithecuslara daha çok benzeyen ağır ve kalın kol kemiklerine sahip olduğu görüldü.

Araştırmacılar, humerusun (üst kol kemiği) uzunluğuna dayanarak KNM-ER 64061’in yaklaşık 160 santimetre boyunda genç bir yetişkin olduğunu belirledi. Bacak kemiği parçasına dayanarak ise bireyin yalnızca yaklaşık 30,7 kilogram ağırlığında olduğunu tahmin ettiler. Bu anatomik özellikler, Homo habilis’in üst uzuv oranlarının australopithecuslara benzer kaldığını ve Homo erectus’tan daha kısa ve daha hafif olduğunu düşündürüyor.

Ancak araştırmacılara göre bu özellikler, Homo habilis’in mutlaka ağaçlarda sallanarak hareket edebildiği anlamına gelmiyor. “Homo habilis’in görece uzun ön kolu, bu türde Homo erectus’a kıyasla daha yüksek bir ağaçta hareket kapasitesini mümkün kılmış olabilir. Ancak Homo habilis’in gerçekten bu ağaçlarda yaşama adaptasyonunu ne ölçüde kullandığı spekülasyon konusu.”

Çalışmanın ortak yazarlarından paleoantropolog Ashley Hammond, “Homo habilis’in uzuvları giderek daha net bir şekilde anlaşılıyor. Yeni iskelet, kolların oldukça uzun ve güçlü olduğunu doğruluyor. Belirsiz kalan şey ise alt uzuvların yapısı ve oranları” diyor.

KNM-ER 64061’e ait pelvisin yalnızca birkaç parçası ele geçirilebildi. Ancak bu parçalar, söz konusu Homo habilis bireyinin, daha erken australopithecuslara kıyasla Homo erectus’a daha benzer bir yürüyüşe sahip olabileceğine işaret ediyor.

Hammond, “Bundan sonra Homo habilis’e ait alt uzuv fosillerine ihtiyacımız var. Bunlar, bu kilit tür hakkındaki bakış açımızı daha da değiştirebilir” diyor.

Beklenenden çok daha eksiksiz olan bu Homo habilis iskeleti keşfi, paleoantropologların Doğu Afrika’da 2,2 milyon ile 1,8 milyon yıl arasında yaşamış çok sayıdaki hominin grubunu ayırt etmesine de yardımcı olabilir.

Araştırmacılar, aynı yer ve aynı dönemde dört farklı hominin türünün yaşamış olabileceğini buldu: Paranthropus boisei, Homo habilis, Homo rudolfensis ve muhtemelen Homo erectus. Ayrıca Homo erectus, Homo habilis’in fosil kaydından kaybolmasından yaklaşık 500.000 yıl önce ortaya çıktığı için, Homo habilis’in Homo erectus’un doğrudan atası mı yoksa yakın akraba bir tür mü olduğu halen net değil.


Live Science. 14 Ocak 2026.

Makale: E. Grine, F. et al. 2026.

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için