Blog
İnkalardan Çok Önce Peru’da Evlilik ve Göç Ağları Ortaya Çıkıyor
Çalışma ayrıca soy içi üreme uygulayan akrabaları barındıran tek bir mezar da tespit etti.
Zeynep Şoray - www.arkeofili.com
Yeni çalışmaya göre Peru’nun Pasifik kıyısı boyunca uzun mesafeli göç en az 800 yıl önce, yani sanılandan çok daha erken bir tarihte başlamış.

Chincha Vadisi’ndeki bir mezarlığın havadan görünümü. C: Jacob L. Bongers.
Antik DNA’yı arkeolojik ve tarihsel verilerle birlikte analiz eden çalışma, Pasifik kıyısı boyunca İnka egemenliğinden (MS 1.400-1.532) önceki nüfus hareketine dair bugüne kadarki en güçlü kanıtların bir kısmını sunuyor ve İnka öncesi kıyı topluluklarının yerel ve bölgeler arası ölçeklerde tarihsel olarak inanılandan çok daha hareketli ve bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Nature Communications’da yayımlanan çalışma, insanların Peru’nun kuzey kıyısından güneydeki Chincha Vadisi’ne 700 kilometreden fazla mesafe kat ettiğine işaret ediyor. İnsanlar burada yerleşmişler ve komşu nüfuslarla evlilik yapmışlar. Aynı zamanda kafatası modifikasyonu ile ölülerin kırmızı pigmentle boyanması gibi ayırt edici kültürel gelenekleri kuşaklar boyunca sürdürmüşler.
Çalışma ayrıca soy içi üreme uygulayan akrabaları barındıran tek bir mezar da tespit etti.
Çalışmanın ortak yazarı dijital arkeolog Dr. Jacob Bongers, “Göç ve akrabalık uzun zamandır insan hikayesinin ve güçlü toplumların gelişiminin bir parçası. Bu araştırmanın en ilgi çekici yanı, İnka öncesi kıyı topluluklarının sıkı dokunmuş ve geniş alana yayılan toplumsal ağlarını göstermesi, aynı zamanda insanların farklı gruplarla evlilik yapsalar bile grup kimliklerini belirleme kültürel geleneklerini yüzyıllar boyunca nasıl sürdürdüğünü ortaya koyması” diyor.

Chincha Vadisi’ndeki bir mezarlığın havadan görünümü. C: Jacob L. Bongers.
Antik DNA aracılığıyla eski göç ve eşleşme örüntülerinin izini sürmek
Araştırma ekibi; aile ilişkilerini yeniden kurmak ve zaman içindeki genetik çeşitliliği araştırmak için Chincha Vadisi’ndeki gömme alanlarından elde edilen 21 bireyin antik DNA örneklerini analiz etti.
Dr. Bongers, “Genom çapındaki veriler ve radyokarbon tarihlemeleri, göçmenlerin Chincha Vadisi’ne en geç MS 13. yüzyıla kadar, İnka yayılımından çok önce ulaştığına işaret ediyor. Atalarının kökeni 700 kilometreden fazla uzaklıktaki Peru kuzey kıyısına dayanıyor. Bu erken göçmenlerin antik DNA’sı yerel nüfuslarla karışmaya dair herhangi bir kanıt göstermiyor” diyor.
Genetik kanıtlar, sonraki kuşaklarda kuzey, orta ve güney kıyılarından gelen insanlar arasında karışık atalara işaret ediyor. Dr. Bongers, “Bu büyük olasılıkla, kuzeylilerin Chincha’ya göç ettikten sonra komşu kıyı bölgelerinden gelen gruplarla evlilik yaptığı anlamına geliyor. Bu uygulama İspanyol Sömürge Dönemi (MS 1.532 ila 1.825) boyunca da sürmüş” diyor.
Antik DNA örneklerinden elde edilen genetik ve biyoarkeolojik veriler ayrıca soy içi üremeye de işaret ediyor. Çalışmanın ortak yazarlarından Jordan Dalton, “Aşağı Chincha Vadisi’nde aile üyelerinin birlikte gömülmesi ve soy içi üremeye dair kanıtlar, eski And halkları için aile biriminin önemini ortaya koyuyor. Yakın biyolojik ilişkiler, örneklenen bireylerin ortak toprak, kaynak ve atalara sahip, akrabalık temelli geleneksel bir grup olan ayllu ya da parcialidad üyeleri olduğuna işaret ediyor. Soy içi üremeler, grup içinde kaynaklar üzerindeki denetimi sürdürmenin stratejik bir yolu olarak işlev görmüş olabilir” diyor.

Chincha Vadisi’ndeki bir mezarlığın havadan görünümü. C: Jacob L. Bongers.
Kültürel gelenekler yüzyıllar boyunca sürdü
Örneklenen tüm bireylerin atalarının bir kısmı kuzey kıyısına dayanıyordu. Bu durum en az 200 yıl boyunca süren bir nüfus sürekliliğini ortaya koyuyor. Bu süreç, en az 13. ile 15. yüzyıllar arasında Chincha’da sürdürülen kalıcı kültürel geleneklerle örtüşüyor.
Dr. Bongers,”Aşağı ve orta vadiden örneklediğimiz bireylerde; bebeklikte tahta ve bağlar kullanarak başı şekillendirme süreci olan kafatası modifikasyonu, kamış çubuklara dizilmiş insan omurları ve kafatasına ölüm sonrası kırmızı pigment uygulanması gibi uygulamalar gözlemledik. Ölüm sonrası kırmızı pigment uygulaması ve kafatası modifikasyonu, Peru’nun kuzey kıyısında uzun süredir belgelenen kültürel gelenekler. Dolayısıyla bu kanıt göçmenlerin grup kimliklerini belirlemek için beden modifikasyon geleneklerini güneye taşımış olabileceğini gösteriyor” diyor.
Kuzey Peru’dan gelen göçün zamanlaması, Peru kıyısı boyunca yaşanan büyük toplumsal ve siyasi değişimlerle örtüşüyor. Ancak Dr. Bongers’a göre nüfus hareketinin tam nedenleri belirsizliğini koruyor.
“İklim tehlikeleri, Chimú gibi güçlü kuzey siyasi yapılarının yayılması ve deniz kuşu guanosu da dahil olmak üzere değerli kaynaklara erişim; eski And göçünün olası tetikleyicilerinin hepsi. Önemli olarak, bu araştırma And Pasifik kıyısı boyunca bölgeler arası etkileşimin nasıl ve ne zaman gerçekleştiğine dair anlayışımızı genişletiyor ve İnkaların son derece hareketli ve derin biçimde bağlantılı kıyı topluluklarını imparatorluklarına dahil ettiklerini açıkça gösteriyor.”
University of Sydney. 22 Mayıs 2026.
Makale: Bongers, J.L., Dalton, J.A., Marsh, E.J. et al. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >