Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Eki30

Neandertallerle Aynı Türden Miyiz?

Yaklaşık 50 yıldır Neandertaller ve erken modern insanlar üzerine çalışmalar yapan insan evrimi uzmanı Prof. Chris Stringer, Neandertaller ve modern insanın aynı tür olup olmadığını ele alıyor.

Kennis kardeşler tarafından yapılmış Homo sapiens ve Neandertal rekonstrüksiyonu.

Bugün dünya gezegeninde yaşayan tüm insanlar biyologlar tarafından, neye benzediklerine ve nerede yaşadıklarına bakılmaksızın Homo sapiens olarak sınıflandırılıyor. Ancak bazı yorumcular şu an nesli tükenmiş olan kalın kaşlı koca burunlu Neandertallerin de bu sınıfa dahil edilmesi gerektiğini söylüyor.

Peki, türümüzü belirleyen özellik ne ve bu sınıfa kimler dâhil edilebilir?

Genişleyen soy ağacı

2003 yılında, insan evriminin son bir milyon yılını kapsayan bir soy ağacı çizmiş olsaydınız, bu ağaç yalnızca dört türden oluşurdu. Bunlar kendi türümüz olan Homo sapiens, Neandertaller olan Homo neanderthalensis, atalarımız olduğu iddia edilen Homo heidelbergensis ve son olarak daha eski ve daha ilkel bir tür olan Homo erectus’tu. Aynı zaman dilimini kapsayacak şekilde bugün çizilen bir soy ağacında ise bu dört tür de dahil iki katından daha fazla tür bulunur.   

Günümüzde bilim insanları geçtiğimiz son bir milyon yıldan, Nisan 2019’da kamuya duyurulan H. luzonensis de dahil dokuz insan türü tanıyor. Yukarıdaki diyagram bu türlerin yaş aralıklarını gösteriyor.

İsim babası Linnaeus

Türümüz adı olan ve bilge insan anlamına gelen Homo sapiens, 1758’de İsveçli biyolog Carl Linnaeus tarafından verildi. Bu evrim-öncesi dönemlerde, türlerin Tanrı tarafından yaratılmış sabit kimlikler olduğuna inanılıyordu.

Canlıları türlere ayırmak biyologların kendi evrimsel tarihimizden Amazon yağmur ormanlarının korunmasına kadar yaşamın çok çeşitli yönlerini incelemesine olanak tanıdı.

Bugün hala her türü kendi özellikleriyle tanıyor ve tanımlıyoruz.

Homo sapiens ve Neandertaller nasıl ayrıldı?

Homo sapiensin fiziksel özellikleri arasında yüksek ve yuvarlak bir kafatası ve görece dar bir pelvis öne çıkıyor.

Kafatasımız ve pelvis şeklimizin ölçülmesi modern insanı daha uzun ve daha alçak kafatasına ve daha geniş pelvise sahip Neandertalden hatasız biçimde ayırabiliyor.

Orta kulağımızdaki, yoklukları işitme kaybıyla sonuçlanan üç küçük kemik bile doğru ölçümlerle Neandertallerin orta kulağındaki kemiklerden kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Gerçekte, kulak kemiklerindeki şekil farklılıkları yaşayan en yakın akrabalarımız şempanzeler ve gorilleri birbirinden ayıranlardan daha da belirgin.

Cleveland Doğal Tarih Müzesi’ndeki bir sergide Neandertal (sol) ve modern insan (sağ) kafatasının karşılaştırılması.

Kafatası, kulak kemikleri ve pelvisteki bu farklılıklar 100.000 yıl öncesine ait Neandertal ve modern insan fosillerden ayırt edilebiliyor. Bu da evrimsel tarihimizin çok daha öncesinde “ayrılmış” olduğunu gösteriyor.

Asıl karışıklık, Linnaeus’un geliştirmediği, özgül bir tür tanımı düşündüğümüzde ortaya çıkıyor.

Biyolojik tür kavramı

Biyolojik tür kavramı türlerin üreme yoluyla izole olmuş varlıklar, yani diğer türlerle değil kendi içlerinde çiftleşen canlılar olduğunu öne sürüyor. Dolayısıyla yaşayan tüm Homo sapiensler birbirleriyle çiftleşme olasılığına sahipken en yakın akrabalarımız olan goril ve şempanzelerle çiftleşemiyor.

Bu açıdan bakıldığında, birbirleriyle çiftleşebilen “türler” aslında birbirinden ayrı türler olamıyor.

H. neanderthalensis ve H. sapiens’in iki farklı tür olduğuna katılmayan eleştirmenler güncel genetik araştırmalardan destekleyici kanıtlar bulabiliyor. Genetik araştırmalar Neandertaller ve modern insanın 55.000 yıl önce Afrika’nın dışında karşılaşıp çiftleştiğini ortaya koyuyor. Sonuç olarak, bugün ataları Afrika dışında yaşamış herkesin genomunun %2’sini Neandertal geni oluşturuyor.

Farklı türler

Tüm bu nihai kanıtlara rağmen kimileri hala Neandertallerin ve Homo sapiens’in farklı iki tür olduğuna inanıyor.

Buradaki mesele, atalarımızın Neandertallerle çiftleşmiş olmasından ziyade biyolojik tür kavramındaki sınırlamalar.

Yukarıda bahsedilenlere benzer genetik araştırmalardan farklı babun türleri, kurtlar ve köpekler, ayılar ve vahşi kediler gibi diğer birçok memeli türünün birbirleriyle çiftleşebildiğini biliyoruz. Geçtiğimiz tarihlerde yapılan bir araştırma, buna ek olarak, tüm kuş türlerinin en %16’sının vahşi yaşamda birbirleriyle çiftleştiğini ortaya koyuyor.

Puma-leopar kırması. Bugün birçok memeli türünün birbirleriyle çiftleşebildiği biliniyor.

Dolayısıyla problem Neandertaller ve modern insan veya birbirleriyle çiftleşen diğer tüm türlerden ziyade biyolojik tür kavramının kendisinde. Gerçekte çoğu durumda memeli ve kuşlarda, türler birbirlerinden kademeli olarak ayrılıyor. Üreme yoluyla izolasyonun gelişmesi milyonlarca yıl alıyor bu da böylesi bir ayrılmanın henüz H. neanderthalensis ve H. sapiens için geçekleşmediğini gösteriyor.

Davranış sınıflandırmada etkili mi?

Bu noktada akıllara Neandertallerin ölülerini gömmeleri ve mağara duvarlarına resim çizmeleri gibi “kültürel” davranışlar sergilemesinin onları bu davranışlarla karakterize Homo sapiens’le birleştirip birleştiremeyeceği sorusu geliyor.  

Çoğu bilim insanı davranışların anatomi ve DNA’ya bazındaki özellikle kıyasla daha plastik olması, daha çabuk evrilmesi, türler içerisinde ve arasında daha kolay yayılması nedeniyle biyolojik sınıflandırmada dikkate alınmaması gerektiğini söylüyor.


Natural History Museum. Chris Stringer. 1 Ekim 2019.

Arkeofili

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için