Blog

Tem12

Orta Çağ’da Birlikte Gömülen Bebekler ve Yetişkinler Akraba Değilmiş

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AkrabaHıristiyanİsveçÖlü GömmeOrta Çağ



Orta Çağ’da Birlikte Gömülen Bebekler ve Yetişkinler Akraba Değilmiş

İsveç’teki erken Hıristiyan topluluklar çoğu zaman çocukları yetişkinlerle aynı mezara gömüyordu.

 

www.arkeofili.com

 

İsveç’teki üç Orta Çağ mezarlığında birlikte gömülen yetişkinler ve çocukların akraba olmadığı ortaya çıktı.

 

Çalışmada incelenen önemli Västerhus bireylerinden biri olan 56 No’lu Hanım’ın adli tıp yöntemleriyle oluşturulmuş yüz rekonstrüksiyonu. C: Oscar Nilsson

İsveç’teki erken Hıristiyan topluluklar çoğu zaman çocukları yetişkinlerle aynı mezara gömüyordu. Ancak şimdi arkeologlar bu bireylerin nadiren yakın biyolojik bağlara sahip olduğunu buldu. Bu durum, Orta Çağ insanlarının ölülerini nasıl gömdüğü sorusunu gündeme getiriyor.

Yeni bir çalışmada araştırmacılar, İsveç’teki, 10. ile 14. yüzyıllara tarihlenen üç mezarlıktan 142 iskeletin DNA’sını analiz etti ve iki ya da daha fazla kişinin aynı mezara gömüldüğü toplu mezarlara odaklandı.

Çalışmanın ilk yazarı, Stockholm Üniversitesi’nde paleogenetikçi olan Maja Krzewinska, “Bir mezarı paylaşan yetişkinlerle çocukların ebeveyn ile çocuk ya da başka yakın aile üyeleri olduğunu çoğu zaman varsayarız. Ancak çoğu durumda bulduğumuz şey bu değildi” diyor.

Hıristiyanlık 10. yüzyılın sonlarından itibaren İskandinavya’ya yayıldığında, ölü gömme uygulamaları daha tekdüze hale geldi. Mezarlar doğu-batı doğrultusunda yönlendiriliyor ve insanlar, hiçbir mezar hediyesi olmadan yalın bir kefenle gömülüyordu. Vaftiz edilmiş bireylerin kutsanmış mezarlık topraklarına gömülmesine izin verilirken, vaftiz edilemeden ölen bebekler bunun dışında tutuluyordu.

Krzewinska, “Daha önce, bir yetişkin ile bir fetüsün kalıntılarını içeren bir mezarı analiz etmiştik. Bunun vaftiz edilmemiş bir bireyi temsil ettiğini düşünüyoruz” diyor.


İsveç’in Jämtland bölgesindeki Frösö köyünde bulunan Västerhus kilisesi kalıntılarının 1951 öncesine ait bir fotoğrafı. Arkeologlar burada, yakın aile üyeleriyle birlikte gömülmemiş birçok çocuğun mezarını buldular. C: Riksantikvarieämbetets arkiv

Bu alışılmadık mezar düzenlemeleri büyük olasılıkla erken Hıristiyan geleneklerine işaret ediyor. Örneğin, yeni çalışmada yetişkinlerle birlikte gömülen çocuklardan bazıları vaftiz edilmemiş olabilir. Normalde mezarlığa gömülmeye uygun olmayan bu çocuklar, dini normların etrafından dolaşmak için fırsatçı bir biçimde bir yetişkinle birlikte gömülmüş olabilir. Başka mezarlar ise, donmuş toprağa gömmenin imkânsız olduğu kışın ölen kişilerin, ilkbaharda birlikte gömülmüş olmasını yansıtıyor olabilir.

Krzewinska, “Ayrıca, daha uzak genetik yakınlığa dayanarak, bazı ortak mezarların daha uzak aile ilişkilerini, hatta biyolojik olmayan akraba grubu ilişkilerini temsil ettiğine de inanıyoruz” diyor.

Araştırmacılar, erken Orta Çağ İskandinavyası’nda hanelerin çoğu zaman geniş akrabaları, hizmetlileri, çalışanları ve köleleştirilmiş bireyleri de içerdiğini söylüyor. Toplumun örgütlenmesinde biyolojik akrabalık büyük bir rol oynasa da, ölen bir kişinin nereye ve kiminle gömüleceğini belirlemede yerel Hıristiyan topluluğuna üyelik de aynı ölçüde önemli olmuş olabilir.

Çalışmanın ortak yazarı, Stockholm Üniversitesi’nde arkeolog olan Anna Kjellström, “Arkeologlar, bu tür mezarlara birlikte gömülen insanlar arasındaki ilişkileri uzun süredir tartışıyor. Antik DNA, bu yorumları doğrudan sınamak için beklediğimiz aracı nihayet bize verdi” diyor.


Västerhus mezarlığında bulunan bir hacı kabuğunun fotoğrafı. Bu tür deniz tarağı kabuğu, İspanya’nın kuzeybatısındaki Santiago de Compostela’ya yapılan Hıristiyan hac yolculuğunun sembolüydü. C: Christer Åhlin, Historiska museet

Yakın aile bağları

Arkeologlar, akraba olmayan insanların toplu mezarlarının yanı sıra, bazı ailelerin birkaç kuşak boyunca aynı mezarlığa gömüldüğüne dair kanıtlar da keşfetti. “56 No’lu Hanım” olarak bilinen bir mezar, üç kuşak akrabayı bir arada tutan bir Hıristiyan hacıydı.

56 No’lu Hanım, yaklaşık 30 yaşındayken öldü. Hıristiyan Avrupa’nın ucundaki, kuzeybatı İspanya’da bir kasaba olan Santiago de Compostela’ya bir hac yolculuğunu tamamladıktan sonra edindiği, havari Yakup’un simgesi olan ender bir tarak kabuğuyla gömülmüştü.

Krzewinska, araştırmacıların ayrıca 56 No’lu Hanım’ın, topluluk için özel önem taşıyan ve Västerhus mezarlığında kuşaklar boyunca uzanan akraba grubunu da belirlediğini söylüyor. DNA analizi, 56 No’lu Hanım’ın anne babasının, erkek kardeşinin ve kızlarının da aynı mezarlığa, ama farklı yerlere gömüldüğünü ortaya koydu.

Västerhus, 11. ile 14. yüzyıllar arasında varlıklı bir toprak sahibinin çiftliğinin bir parçasıydı ve mezarlık, biyolojik olarak akraba olan bir grubun bir düzineden fazla üyesinin kalıntılarını içeriyordu. Bunların çoğu, farklı bir akraba grubunun üyeleriyle birlikte gömülmüştü.

Västerhus’taki ana aile ile mezarlıktaki diğer akraba grupları arasındaki DNA bağlantıları, ana ailenin özel statüsünü destekliyor. Bu yakın akraba mezarları, antik DNA testinin önemini gözler önüne seriyor. Çünkü aynı döneme ve bölgeye ait farklı mezarlar çok farklı gelenekleri izleyebiliyor.


Live Science. 11 Temmuz 2026.

Makale: Maja Krzewinska et al. (2026).

 

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için