Blog
Örümceklerin ve Akreplerin Atası 20 Milyon Yıl Daha Geriye Gitti
Lerosey-Aubril, “Bir Kambriyen eklembacaklısında kıskaçlar asla o konumda olmaz” diyor. “Birkaç dakika içinde bariz olanı fark ettim: az önce şimdiye kadar bulunmuş en eski keliser’i (chelicera) açığa çıkarmıştım.”
Zeynep Şoray - www.arkeofili.com
500 milyon yıllık kıskaçlı bir yırtıcı fosili, örümceklerin ve at nalı yengeçlerinin kökenini yeniden yazıyor.

Megachelicerax cousteaui’nin muhteşem kıskaç benzeri keliseralarını gösteren holotip örneği. C: Rudy Lerosey-Aubril
Rudy Lerosey-Aubril için ders verilerek geçen uzun bir gün olmuştu. Kendine bir ödül olarak, kısa süre önce inceleme amacıyla aldığı ilginç bir Kambriyen eklembacaklı fosilini temizlemeye geri döndü. İlk bakışta örnek, dönemine ait beklenen tüm özellikleri taşıyordu. Ancak bir terslik vardı. Anten olması gereken yerde bir kıskaç görünüyordu.
Lerosey-Aubril, “Bir Kambriyen eklembacaklısında kıskaçlar asla o konumda olmaz” diyor. “Birkaç dakika içinde bariz olanı fark ettim: az önce şimdiye kadar bulunmuş en eski keliser’i (chelicera) açığa çıkarmıştım.”
Harvard Üniversitesi Organizmal ve Evrimsel Biyoloji Bölümü’nde görev yapan Araştırmacı Rudy Lerosey-Aubril ile Karşılaştırmalı Zooloji Müzesi’nde Omurgasız Paleontolojisi Küratörü ve Doçent Javier Ortega-Hernández, Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmada Utah’ın West Desert bölgesinde keşfedilen 500 milyon yıllık deniz yırtıcısı Megachelicerax cousteaui’yi tanımlıyor. Bu canlı; örümcekleri, akrepleri, at nalı yengeçlerini ve deniz örümceklerini kapsayan eklembacaklı grubu olan keliserataların bilinen en eski temsilcisi.
Keşif, keliserataların evrim tarihini 20 milyon yıl daha geriye taşıyor.
Lerosey-Aubril, “Bu fosil, keliserataların Kambriyen kökenini belgeliyor ve örümcekler ile at nalı yengeçlerinin anatomik şablonunun 500 milyon yıl önce çoktan ortaya çıkmaya başladığını gösteriyor” diyor.
Fosilin Anatomisine Daha Yakından Bir Bakış
Lerosey-Aubril, fosilin şaşırtıcı anatomisini açığa çıkarmak için mikroskop altında ince bir iğne yardımıyla 50 saatten fazla titiz bir temizlik çalışması yürüttü. 8 santimetreyi biraz aşan boyutuyla M. cousteaui, bir baş kalkanı ve dokuz vücut segmentinden oluşan sırt iskeletini koruyor.
Bu iki bölge birbirinden farklı uzantılar içeriyor: baş kalkanında beslenme ve duyu için özelleşmiş altı çift bacak, vücudun altında ise günümüz at nalı yengeçlerinin solungaçlarını anımsatan plaka biçimli solunum yapıları yer alıyor.
Ne var ki en olağanüstü özelliği, kuşkuya yer bırakmayan keliser’i. keliserata alt-şubesini tanımlayan ve örümcekleri böceklerden ayıran bu kıskaç benzeri beslenme uzantıları, keliser’lerin alameti farikası. Böcekler en öndeki uzantı olarak duyusal antenler taşırken, keliseratlar kavrayıcı ve çoğu zaman zehirli araçlara sahip. Zengin bir Kambriyen fosil kayıtının varlığına rağmen, bu döneme ait kuşkuya yer bırakmayan keliserli bir eklembacaklı şimdiye kadar hiç bulunamamıştı.

Kambriyen dönemine ait Megachelicerax cousteaui adlı keliseratın şaşırtıcı derecede karmaşık anatomisi. C: Masato Hattori (Harvard Üniversitesi) tarafından yapılan sanatsal rekonstrüksiyon.
Bu keşiften önce bilinen en eski Chelicerata’lar, yaklaşık 480 milyon yıl öncesine, Fas’taki Erken Ordovisiyen Fezouata Biyotası’na tarihleniyordu. M. cousteaui’nin bu kayıttan 20 milyon yıl daha eskiye uzanması, onu keliserata soyağacının erken bir dalı, yani anlaşıldığı kadarıyla kelisersiz Kambriyen eklembacaklıları ile çok daha genç, at nalı yengeci benzeri keliseratlar olan synziphosurin’ler arasında köprü kuran kilit bir geçiş türü olarak konumlandırıyor.
Ortega-Hernández, “Megachelicerax, keliseranın ve vücudun iki işlevsel olarak özelleşmiş bölgeye bölünmesinin, baş uzantıları dış dallarını yitirmeden ve bugünün örümcek bacaklarına dönüşmeden önce evrimleştiğini gösteriyor. Bu durum birbirine rakip birkaç hipotezi uzlaştırıyor; bir bakıma herkes kısmen haklıymış” diyor.
Kambriyen Ekosistemlerine Açılan Bir Pencere
Fosil, keliserataların vücut planının oluşumunda kritik bir aşamayı yakalıyor ve bu planın temel ögelerinin, olağanüstü hızlı evrimsel yeniliklerle anılan Kambriyen Patlaması’nın hemen ardından çoktan evrimleşmiş olduğunu ortaya koyuyor.
Ortega-Hernández, “Bu bize Kambriyen’in ortalarına gelindiğinde, yani evrimsel hızın son derece yüksek olduğu bir dönemde, okyanusların zaten anatomik karmaşıklık açısından modern biçimlerle yarışabilecek eklembacaklılarla dolu olduğunu söylüyor” diyor.
İlginçtir ki bu karmaşık anatominin erken kazanılması, anında ekolojik baskınlığa ya da çeşitlenmeye yol açmadı. Keliseratalar bunun yerine milyonlarca yıl boyunca görece silik kaldı; trilobitler gibi görünüşte daha basit gruplar tarafından gölgede bırakıldılar. Ta ki sonunda karayı kolonize etmeyi başarana kadar.
Lerosey-Aubril, “Benzer bir evrimsel örüntü başka hayvan gruplarında da belgelenmişti. Bu da bize gösteriyor ki evrimsel başarı yalnızca biyolojik yenilikten ibaret değil; zamanlama ve çevresel bağlam da önemli” diyor.

Günümüz Örümceği ve Megachelicerax cousteaui. C: Rudy Lerosey-Aubril
Utah Kayalarından Gelen Bir İsim
M. cousteaui, Utah’taki House Range’in orta Kambriyen Wheeler Formasyonu’nda toplandı. Fosil, ünlü amatör fosil koleksiyoncusu Lloyd Gunther tarafından keşfedildi ve 1981’de daha ileri çalışmalar için Kansas Üniversitesi Biyoçeşitlilik Enstitüsü ve Doğa Tarihi Müzesi’ne bağışlandı. Lerosey-Aubril’in erken eklembacaklılar üzerine yürüttüğü araştırma kapsamında incelemeyi önerdiği, Utah’tan gelen ve görünüşte sıradan görülen bir fosil koleksiyonunun parçasıydı.
Megachelicerax cousteaui, adını ünlü Fransız kâşif Jacques-Yves Cousteau’ya borçlu. Kendisi de Fransız olan Lerosey-Aubril ile Ortega-Hernández, denizaltı dünyasının güzelliği ve kırılganlığı konusunda farkındalık yaratan çalışmaları nedeniyle Cousteau’yu seçmiş.
Lerosey-Aubril, “Cousteau ve ekibi, nesilleri yüzeyin altına bakmaya yönlendirdi” diyor. “Okyanus yaşamına bakışımızı değiştiren birinin adını bu antik deniz hayvanına vermek uygun göründü.” Tıpkı Megachelicerax cousteaui’nin keliseratalara bakışımızı değiştirdiği gibi.
Keliseratalar bugün hâlâ neden önemli?
Bugün keliseratalar; örümcekler ve akreplerden akarlara, at nalı yengeçlerine ve deniz örümceklerine uzanan, hem karasal hem de sucul ekosistemlerde yaşayan 120.000’den fazla canlı türünü kapsıyor.
Ortega-Hernández, “Binlerce yıldır bu hayvanlar aramızda sessiz sedasız yaşıyor ve popüler kültürden tıp ile tarıma yaptıkları katkılara kadar hayatımızı derinden etkiliyor. Bu fosil keşfi, onların kökenine yeni bir ışık tutuyor” diyor.
Makale: Lerosey-Aubril, R., Ortega-Hernández, J.


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >