Blog
Torino Kefeni’nde Yer Fıstığı, Muz, Kedi ve Tavuk DNA’sı Bulundu
İsa peygamberin bedenini sardığı öne sürülen kefen olarak yüzyıllardır saygı gören Torino Kefeni, inananları şüphecilerden ayıran, son derece tartışmalı bir kalıntı.
www.arkeofili.com
Torino Kefeni’nde yer fıstığı, muz, kedi ve tavuk dışında ayrıca Avrupa, Orta Doğu ve Hindistan’dan insan DNA’sı saptandı.

Torino Kefeni. C: Wikimedia Commons
Araştırmacılar, Torino Kefeni’nden, çokça kullanılmış bir piknik örtüsünde bulmayı bekleyeceğinizden daha fazla DNA elde etti; eski kumaşta bırakılmış genetik izlerden, havuçtan balığa kadar her şey tanımlandı.
İsa peygamberin bedenini sardığı öne sürülen kefen olarak yüzyıllardır saygı gören Torino Kefeni, inananları şüphecilerden ayıran, son derece tartışmalı bir kalıntı. Eski kumaşın tam kökeni hiçbir zaman belirlenemedi. Varlığına dair en erken kayıt, ilk kez Fransa’nın Lirey kentinde ortaya çıktığı 1354 yılına ait.
Kefenin tarihi hakkında daha fazla şey öğrenmek için araştırmacılar, 1978’de kumaşın yüzeyinde bulunan organik kalıntılardan DNA çıkarmıştı. Yeni bir çalışmanın yazarları, bu örnekleri modern genetik analiz teknikleriyle yeniden inceleyerek, yüzyıllar boyunca bir şekilde bu ünlü kumaşla temas etmiş türlerin şaşırtıcı çeşitliliğini ortaya koydu.
İnsan eli değmesi açısından araştırmacılar, dünyanın dört bir yanından en az 14 farklı kişiye ait DNA belirledi. Bunlardan biri, neredeyse kesinlikle örnekleri 1970’lerde ilk kez toplayan, Avrupa ve Yahudi kökenli bilim insanıydı.
Ayrıca çalışma, Orta Doğu’da yaşayan küçük, Arapça konuşan Dürzi nüfusuyla bağlantılı, ender bir genetik sinyal saptadı. Ancak daha da şaşırtıcı olanı, Torino Kefeni üzerindeki insan DNA’sının neredeyse yüzde 40’ının Hindistan kökenli olduğunun keşfedilmesiydi. Araştırmacılara göre bu bulgunun en akla yatkın açıklaması, kefenin yapıldığı ketenin İndus Vadisi’nden ithal edilmiş olması.
Sonra işler daha da tuhaflaştı. Domates, salatalık, kavun, patates ve fıstık da dahil olmak üzere çeşitli ürünler DNA’da karşımıza çıkıyor. Yazarlar, “Baklagiller (Fabaceae) familyası da güçlü bir yer fıstığı varlığıyla temsil ediliyordu” diye yazıyor.
Muz, biber, mısır ve havuç da beliriyor; köpek, kedi, tavuk, domuz ve sığır gibi evcil hayvanlar da öyle. Sanki bu yetmezmiş gibi, Kefen üzerinde bırakılan genetik izler arasında at, tavşan, badem ve ceviz de tanımlandı.
Atlantik morinası ve kefal da dahil olmak üzere tuhaf deniz kaynaklı bulaşanlar, Roma döneminde mücevher ve diğer simgesel eşyalar yapmak için kullanılan bir tür Akdeniz kırmızı mercanıyla birlikte, çıkarılan DNA’nın bir başka küçük bölümünü oluşturuyor.
Bu bulaşanların her birinin Torino Kefeni’yle nasıl, ne zaman ya da nerede temas ettiği şu an için belirsiz. Yine de ilginç biçimde, havuçların, ilk kez on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda yetiştirilen Avrupa çeşitlerinden geldiği bulundu.
Araştırmacılar, tanımlanan türlerin çoğunun Latin Amerika kökenli olduğuna ve bu ögelerle bulaşmanın büyük olasılıkla, 1492’de Amerika’nın Avrupalılarca keşfine yol açan tarihi yolculukların ardından gerçekleştiğine dikkat çekiyor.
Çalışmanın yazarlarından Prof. Noemi Procopio, “Kefen, yüzyıllar boyunca insan etkileşimi ve çevresel maruziyet sonucu birikmiş, zengin bir genetik bilgi arşivini temsil ediyor” diyor.
“DNA kanıtları, kumaşın yaşına ya da gerçekliğine dair tüm soruları yanıtlayamasa da, onun biyolojik tarihine dair yeni kavrayışlar sunuyor ve adli bilimdeki ilerlemelerin tarihi eserlerden nasıl yeni bilgiler açığa çıkarabileceğini gösteriyor.”
IFL Science. 13 Temmuz 2026.
Makale: Barcaccia, G., Rambaldi Migliore, N., Gabelli, G. et al. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >